23 Nisan 2015 Perşembe

yine bi seyler yazdım

yohiy yohiy kasımdan beri yazmamışım. şimdi baktım ne yazdığıma, en son taksimdeydim, otel odasında içip içip bi şeyler yazmıştım buralara. ne değişikti. sabah da kalkıp implant kursuna gidiyordum. implantı sevmememin nedeni sabah kalkınca hissettiğim baş ağrılarımla bağdaştırmam olabilir. bilmiyorum. neyse konuşuruz daha bunları yazının ilerleyen kısımlarında.


5-6 ay aradan sonra tekrar beraberiz buralarda. aslında hazır bir konuya girmişken devam edeyim bence, konu konuyu açar.
ne diyorduk, seminerdeydim... gittim işte belgemi aldım, oh implantı da çakarım protezini de yaparım modunda eve döndüm. sonra baktım ki ben implantı sevmiyormuşum. o mühendislik harikası vidalarla aram hiç iyi değilmiş. hatta genel olarak protez yapmayı sevmediğimi fark ettim (zaten ilerleyen zamanlarda protez işlerini alırken de naz yaptım, sonradan istemiyorum diyip almadım falan). onun yerine kanal açayım, dolgu yapayım, diş çekeyim modunda standart diş hekimi işlerini sevdim. hatta okuldayken nefret ettiğim diş çekme işini fazla fazla sevdim. tabi dolgu ya da kanal yapar gibi günde 6-7 tane çekim yapmıyordum, haftada 1-2 diş çekiyordum en fazla ama olsun.

klinikten girmişken klinikten devam edelim. güzel güzel çalışırken bir gece uzmanlık sınavına girsem ya ben dedim ve sınava hazırlanmaya karar verdim. daha sonra kliniğe de bildirdim kararımı, pek hoş karşılamadılar doğal olarak.
ilerleyen zamanlarda 5 hekimden 3 hekime düştük ve iş yoğunluğum deli gibi arttı. günde 15 hasta bakıp bir de üstüne ders çalışmak pek mümkün olmadığı için ayrılmaya karar verdim ve bu işten de ayrıldım.

işten ayrıldım ayrılmasına ama hemen sonra (nasıl olduğunu ben de anlamadım) başka yerde işe girdim. neden girdim pek mantıklı açıklamam yok. evde canım sıkılmasın diye ayda 4 gün 24 saat nöbet tutacağım bir klinikte. zaten kliniğin sahibine de hobi olarak çalışacağımı söyledim. ona rağmen tamam gel çalış dedi.
diş hekimliğini işte o an çok sevdim sayın burayı okuyan kişi. mutlaka iş buluyorsun. şu anda deli gibi hekim açığı var. sınava girip diş hekimliği yazsam mı diye düşünen varsa yazsın meslek garanti.


iş harici hayatımda her şey aynı devam etmekte. hatta o kadar aynı devam etmekte ki copy-paste copy-paste gidiyor her şey. hiçbir fark yok. bisiklet konusunda fark var sadece biraz. bisiklete binmeyi bıraktım. gebzede pek mümkün olmuyor öyle şeyler azizim. katlanır bisiklet alıp sahilde sürme planlarım vardı ama uzmanlık sınavına çalışacağım için ona hiç bulaşmıyorum şimdiden.

askere gitsem hayatıma büyük bir farklılık gelir aslında. fakülteden arkadaşlarımın yarısı gittiler oh dönünce kafaları rahat olacak. bense sınava gireceğim önce, kazanamazsam askere gidip aradan çıkartmayı düşünüyorum. geçen nasıl giderim acaba diye düşündüm asker uğurlamalarını gördüğümde.
standart asker uğurlaması
şimdi ben gitsem kimi çağıracağım? bir kere arkadaşım yok burada. düşündüm düşündüm 3 kişi buldum çağıracak. damlayı çağırırım, gelir bence o. iremi çağırırım gelmeme ihtimali var biraz ama babasının dişini yaptım o kadar, kalksın gelsin işi ne! bir de sedayı çağırırım dedim. 3 kız omuzlarında zıplata zıplata askere uğurlarlar artık beni. karşılıklı oynarız falan.
birkaç omuzda zıplatmalık arkadaş edinmem lazım. en olmadı gidip bir kahveye kişi başı 50 lira verip akşam gelin de yalnız boynum bükük gitmeyeyim derim. bakarız ona daha çok var. 3 kişi hazır zaten şimdiden.


geçenlerde demiştim autoheart diye bi grup var çoh güzel diye, heh hayranlığım katlanarak devam ediyor. hatta şunu kliniğin en çok çalınan şarkısı yaptım, mutluyum.
dershaneye giderken ve dönerken arabada en çok dinlediğim şarkılar da bu gruptan ve sanırım apörlörlerden birini tam patlatmasam da azıcık bi şeyler yapmış olabilirim. bağıra çağıra söylemek çok zevkli ama.

neyse efenim söyleyeceklerim bu kadar, hepinize esenlikler diliyorum.