6 Kasım 2015 Cuma

çocuklar yine aklıma geldi


bu arada işe girdim, DUS açıklandı hiçbi yeri tutturamıyorum falan değişik şeyler oldu hayatımda. hatta yeni başladığım klinikte 1 yıllık tecrübenin bile bir şeyler değiştirdiğini görüp sevindim.

en azından bütün gün evde oturup sıkıntıdan spaydır men gibi tavanda yürümeye çalışmıyorum

18 Eylül 2015 Cuma

2 gün kaldı, HEYECAN DORUKTA!!!

evet sevgili okuyucular, sınava 2 gün kalmasına rağmen netlerime bakıp bakıp kederlenmekten başka hiçbir şey gelmiyor elimden. 120 sorudan yaklaşık 80 net çıkarmam gereken sınavın denemelerinde 55 net civarlarında dolaşıyorum.

dershaneye verdiğim paraya mı yanayım, sabahları gebzeden taaa izmite gitmeme mi yanayım, işten 4 ay önce ayrılıp bu sürede (nöbetleri saymazsak) para kazanamadığıma mı yanayım bilemiyorum. tüm harcamaları topladığımızda arabamı değiştirmeye yetecek parayı hiçbir işime yarayamayacak sınava harcadığımı görüyoruz. üzücü.
gerçi şöyle de düşünebiliriz; ileride lan keşke çalışıp bir deneseydim şansımı demem. denedim olmadı derim. 

sadece maddi değil manevi yıpranma da var tabi işin içinde. sürekli çalışmadığım bir sınavım stresiyle piyuuuuv kaç ay geçti... neyse sınavda çok çalışan biri tc'sini kaydırıp benim kimlik numaramı kodlarsa o zaman belki bişiyler olur. bilemiyorum, yoksa çok zor. eğitim öğretim hayatım buraya kadarmış, daha ileri gidemiyormuşum görmüş oldum.

hatta buraya bir soruyu koymayı düşündüm ama sonra kimsenin ilgisini çekmeyecek bi şeyi uzatmamaya karar verdim. koskoca soruda birkaç kelime tanıdık sadece, o kadar diyim.

biraz daha bekleyeceğim seni beybi. param bitti




neyse efenim, bugün mutlu bir haber de aldım. eski çalıştığım klinikte sadece 1 çocuk hastanın geri dönüşü olmuş. tabi hiçbir hastanın geri dönmesini istemeyiz ancak çocuk hastalarda diş tedavisinde başarı büyüklerdeki kadar yüksek değil ne yazık ki.
sınavdan sonra da askerliği bir süre ertelediğim için bir klinikte işe girmeyi düşünüyorum. taaa aylar öncesinden sınav ve o zamanki kliniğime verdiğim söz nedeniyle çalışamayacağımı söylediğim yerle görüşeceğim. eğer kabul ederse yeni bir çalışma dönemine başlıyorum.

ah azizim evde oturmaktan daha iyi çalışmak. en azından hayat bir düzene giriyor. belli saatlerde uyanıp, kahvaltı edip günün kalanını belli bir düzen içinde geçirmek güzel şey. böyle olunca bir gün 9'da, ertesi gün 2'de kalkınca bünye allak bullak oluyor.



ya ben yazı sonu getiremiyorum.

1 Ağustos 2015 Cumartesi

hadi daha ders çalışçaz

6 senede sınava çalışma potansiyelimde hiçbir değişiklik olmamış. 6 yıl önce öss'ye nasıl çalış(m)ıyorsam bugün de aynı şekilde çalışmıyorum. hatta 10 sene önceki oks'de de aynıydı her şey. benliğimin bir parçası olmuş.



ders çalışmamak için soru çözeyim yeaa bahaneleri, bilmediğim konuları öğrenme yerine onlardan deli gibi kaçma isteği falan tamamen aynı.
sadece yanlış yaptığım sorularda bir değişiklik var. eskiden bu doğru... doğru... doğru... yanlış... doğru... diye giderken şimdi yanlış şık olunca neden yanlış acaba diye bakıyorum. hatta inanır mısınız açıp kitaptan konuyu tekrar okuduğum oluyor.

sınavdan umudumu %95,46 kestiğim için kalan %4,56 umudu sınava kadar olan 50 günde korumaya çalışıyorum. birkaç aya kadar olmazsa askere giderim diyordum ama son olaylar yüzünden bilemiyorum. 1 sene daha tecilim var nasılsa.
nöbetlere de devam ediyorum. minnacık da olsa kazancım var böylece.
ama gelin görün ki en mis gibi yıllarımı hiçbir şey yapmayıp evde öğlene kadar uyuyarak geçirmek içten içten üzüyor. üzülünce uyuyayım bari diyorum yine uyuyorum.

29 Temmuz 2015 Çarşamba

yaşlandım

yok çocuklar yok, yaşlanmışım.
geçen tek pota maç yapalım dedik 6 kişi, küçükler ve büyükler olarak ayrıldık. ilk 10 dakika fırtına gibi esen takımımız yılların verdiği yorgunlukla ilerleyen dakikalarda olduğu yerden hareket edemeyen su damacanalarına dönünce hadi 14-14 bitirelim dostluk kazansın diye bıraktık. hayır benim neyime yıllar sonra basketbol oynamak?
en son 6 sene önce oynamıştım, onda da pota altında top gelse de atsam modunda beklerdim. bu sefer gözümü hafiften morartıp dişimi kırarak, yetmezmiş gibi bir de 2 gün ağrısını çekerek bitirdim maçı. gitti canım canım ön dolgum, çatırt diye kırdılar. neyse birinden rica ederim şurayı bi doldurabilir misin hacıt diye, pazar günü klinikte nöbetim var nasılsa.


hayat çok yorucu. yatarak yoruluyorum. çalışırken en azından para kazanıyordum. şimdi ne ders çalışıyorum, ne doğru dürüst para kazanıyorum, ne sayılı günlerimi güzel geçirebiliyorum. resmen emekliliğe gün dolduruyor gibiyim. o kadar amaçsız, o kadar günleri akıtan...
yapmayı sevdiğim tek aktivite evden kaçış oyunları. başka hiçbir şey yapmıyorum, ona da arkadaş yok gidecek. gebze-maltepe arasında gelmek isteyen varsa seve seve kabul ederim. böbreklerinizi çalmayacağımın garantisini de veriyorum. evde oturup gidemeyince internetten ve telefondan bütün kaçış oyunlarını oynadım ama dokunmanın yerini vermiyor azizim.
(gelmek isteyen varsa hakikaten aaa gidelim diyebilir. bu konuda ciddiyim)


uludağ fruttinin çileklisi çok güzel. bir de şey fark ettim, insanlar büyüdükçe çay sevmeye başlıyorlar sanırım. iş hayatı insanlara çay sevdiriyor. şay olsa da içsek diye dolaşıyorum. zaten tadı şay demekte. şay işelim diyince daha da güzel oluyor.

6 Temmuz 2015 Pazartesi

"paraya ihtiyacım yok, hobi olarak çalışacağım" diye işe girip 2. ayda 2. kez nöbet ücretime zam istemeye hazırlandığım bir dönemden geçiyorum. sanırım para konusundaki açgözlülüğüm iyice pislik bir hal alıyor. bir gün ağzımı burnumu kıracaklar

12 Mayıs 2015 Salı

HAYAT KISA EĞLENELİM AGA!



Yetişkinlerin ve çocukların, doyasıya eğlendiği VIALAND Tema Park, hayatın eğlenceli yönünü sizlere hatırlatmak ve en güzel şekilde yaşatmak için hizmetinizde. 120.000 metrekarelik alanda konumlandırılan Türkiye’nin ilk ve tek tema parkı olan VIALAND, birbirinden farklı üniteleri, maskotları, etkinlikleri ve rengarenk yüzü ve sınırsız eğlencesi ile büyük küçük herkesi bekliyor.

Vialand;  Nefeskesen, Viking, Maceraperest, Çılgın nehir, Fatih’in Rüyası gibi  birbirinden eğlenceli onlarca  ünitelerinin yanı sıra, Kaptan Gaga, Vega ve Apostrof gibi karakterler ile de neşenize neşe katacak.

Bünyesinde bulundurduğu Alışveriş Caddeleri, Tema Park, VIALAND Palace Hotel ve Gösteri Merkezi ile, kendi alanında bütünleşik ve birebir eşi olmayan bir konsepte imza atarak dünyada bir ilki gerçekleştiren Vialand, 7’den 77’ye herkesi sınırsız eğlence ve özgürce alışveriş için davet ediyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Doğuş Otomotiv Trafik Hayattır!

Önemli olan ne kadar hızlı vardığınız değil, nasıl vardığınız... 
Trafikte aşırı hız yapmayın! Çünkü Trafik Hayattır!



Aşırı hız son yıllarda kazaya sebep olan unsurların başında yer alıyor. Özellikle gençlerin yaptığı trafik kazalarının çoğu aşırı hız nedeniyle meydana geliyor. Doğuş Otomotiv’in kurumsal sorumluluk markası Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ı konusunu ana mesajları arasına alarak projelerini kurguluyor.

Dünya Sağlık Örgütünün raporuna göre trafik kazalarındaki ölümlerin yaş grubu analizinde diğer ölüm nedenleri arasında 15-29 yaş grubu birinci sırada yer alıyor.   Bu durum gençlere yönelik trafik güvenliği kampanyalarının acil olarak arttırılması gerektiğini gösteriyor. Trafik Hayattır platformu bu noktada çok önemli inisiyatifler alarak önemli projeler geliştirdi; 4 senedir devam eden Trafik Güvenliği Uzaktan Eğitimi projesinin üniversitelerde seçmeli ders okutulmasının yanı sıra, 2014 yılında radyolarda yer alan ‘aşırı hız’ radyo spotu da dikkat çeken bir diğer proje oldu. İki projede birçok önemli ödül aldı. Bu ödüllerden en çok gurur veren ise 2014 Birleşmiş Milletler Genel Kurultay’ın da iki projenin Avrupa’da trafik güvenliğiyle ilgili örnek uygulama seçilmesi oldu.





Trafik Hayattır, ‘aşırı hız’ ile  ilgili projelerine yenisini ekledi ve her birinde farklı trafik güvenliği mesajlarının verildiği bir animasyon serisi üretti. Aşırı hız konulu animasyonda her gün trafikte rastladığımız hatalar vurgulanıyor.  Çocuğunu almaya giden bir babanın trafikte kalmasını ve sonrasında hız yaparak girdiği emniyet şeridinde kaza yapmasını anlatan animasyondan hepimizin çıkaracağı dersler var.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

23 Nisan 2015 Perşembe

yine bi seyler yazdım

yohiy yohiy kasımdan beri yazmamışım. şimdi baktım ne yazdığıma, en son taksimdeydim, otel odasında içip içip bi şeyler yazmıştım buralara. ne değişikti. sabah da kalkıp implant kursuna gidiyordum. implantı sevmememin nedeni sabah kalkınca hissettiğim baş ağrılarımla bağdaştırmam olabilir. bilmiyorum. neyse konuşuruz daha bunları yazının ilerleyen kısımlarında.


5-6 ay aradan sonra tekrar beraberiz buralarda. aslında hazır bir konuya girmişken devam edeyim bence, konu konuyu açar.
ne diyorduk, seminerdeydim... gittim işte belgemi aldım, oh implantı da çakarım protezini de yaparım modunda eve döndüm. sonra baktım ki ben implantı sevmiyormuşum. o mühendislik harikası vidalarla aram hiç iyi değilmiş. hatta genel olarak protez yapmayı sevmediğimi fark ettim (zaten ilerleyen zamanlarda protez işlerini alırken de naz yaptım, sonradan istemiyorum diyip almadım falan). onun yerine kanal açayım, dolgu yapayım, diş çekeyim modunda standart diş hekimi işlerini sevdim. hatta okuldayken nefret ettiğim diş çekme işini fazla fazla sevdim. tabi dolgu ya da kanal yapar gibi günde 6-7 tane çekim yapmıyordum, haftada 1-2 diş çekiyordum en fazla ama olsun.

klinikten girmişken klinikten devam edelim. güzel güzel çalışırken bir gece uzmanlık sınavına girsem ya ben dedim ve sınava hazırlanmaya karar verdim. daha sonra kliniğe de bildirdim kararımı, pek hoş karşılamadılar doğal olarak.
ilerleyen zamanlarda 5 hekimden 3 hekime düştük ve iş yoğunluğum deli gibi arttı. günde 15 hasta bakıp bir de üstüne ders çalışmak pek mümkün olmadığı için ayrılmaya karar verdim ve bu işten de ayrıldım.

işten ayrıldım ayrılmasına ama hemen sonra (nasıl olduğunu ben de anlamadım) başka yerde işe girdim. neden girdim pek mantıklı açıklamam yok. evde canım sıkılmasın diye ayda 4 gün 24 saat nöbet tutacağım bir klinikte. zaten kliniğin sahibine de hobi olarak çalışacağımı söyledim. ona rağmen tamam gel çalış dedi.
diş hekimliğini işte o an çok sevdim sayın burayı okuyan kişi. mutlaka iş buluyorsun. şu anda deli gibi hekim açığı var. sınava girip diş hekimliği yazsam mı diye düşünen varsa yazsın meslek garanti.


iş harici hayatımda her şey aynı devam etmekte. hatta o kadar aynı devam etmekte ki copy-paste copy-paste gidiyor her şey. hiçbir fark yok. bisiklet konusunda fark var sadece biraz. bisiklete binmeyi bıraktım. gebzede pek mümkün olmuyor öyle şeyler azizim. katlanır bisiklet alıp sahilde sürme planlarım vardı ama uzmanlık sınavına çalışacağım için ona hiç bulaşmıyorum şimdiden.

askere gitsem hayatıma büyük bir farklılık gelir aslında. fakülteden arkadaşlarımın yarısı gittiler oh dönünce kafaları rahat olacak. bense sınava gireceğim önce, kazanamazsam askere gidip aradan çıkartmayı düşünüyorum. geçen nasıl giderim acaba diye düşündüm asker uğurlamalarını gördüğümde.
standart asker uğurlaması
şimdi ben gitsem kimi çağıracağım? bir kere arkadaşım yok burada. düşündüm düşündüm 3 kişi buldum çağıracak. damlayı çağırırım, gelir bence o. iremi çağırırım gelmeme ihtimali var biraz ama babasının dişini yaptım o kadar, kalksın gelsin işi ne! bir de sedayı çağırırım dedim. 3 kız omuzlarında zıplata zıplata askere uğurlarlar artık beni. karşılıklı oynarız falan.
birkaç omuzda zıplatmalık arkadaş edinmem lazım. en olmadı gidip bir kahveye kişi başı 50 lira verip akşam gelin de yalnız boynum bükük gitmeyeyim derim. bakarız ona daha çok var. 3 kişi hazır zaten şimdiden.


geçenlerde demiştim autoheart diye bi grup var çoh güzel diye, heh hayranlığım katlanarak devam ediyor. hatta şunu kliniğin en çok çalınan şarkısı yaptım, mutluyum.
dershaneye giderken ve dönerken arabada en çok dinlediğim şarkılar da bu gruptan ve sanırım apörlörlerden birini tam patlatmasam da azıcık bi şeyler yapmış olabilirim. bağıra çağıra söylemek çok zevkli ama.

neyse efenim söyleyeceklerim bu kadar, hepinize esenlikler diliyorum.