12 Ekim 2014 Pazar

hellö evribadi

her üç yazımdan ikisine "ne zamandır yazmıyorum yeaa .ss" diye girsem de hakikaten ne zamandır yazmıyorum ha. bu sefer çok pis kararlıyım uzun yazcam.

hemen bi yerden giriyorum konuya; kocaman adam olmam. ilk defa kimse para vermedi bayramda, yüreğim pare pare oldu. hatta ben para verdim lan! koca adam olmuşum sanırım. koca adam olduğumun bi göstergesi de çay içme potansiyelimin tavan yapmış olması. günde 3-4 bardak çay içiyorum artık. klinikte hastalar arasında 5 dakikalık bi zaman bulursam koşa koşa çay içmeye gidiyorum, çok güzel oluyor.

klinikten konuşalım biraz da; lan klinik çok güzel!! sürekli hasta geliyor, habire hasta bakıyorum. iş değiştirdim ben bu arada. önce başka bi klinikte çalışıyordum ama az hasta olduğu için hastası bol kliniğe geldim. burda bütün gün çalışıyorum. arada 5 dakika zaman bulursam da çay içiyorum. ah azizim çalışıyorum ama sektör acımasız. günde 10-11 saat arası çalışıyorum. etimden, sütümden, yumurtamdan ne varsa her şeyimden yararlanılıyor yani sektörde. ama olsun, baktığım her hasta tecrübe için çok güzel bişiy.
bi de şey gördüm klinikte, yardımcı personele karşı çok da esnek olmamak gerekiyor. acayip bir cıvıma potansiyeli varmış insanlarda. ilk zamanlar gayet rahat bi hekim oldum ama bu şekilde iş yaptıramayacağımı da gördüm. rica minnet iş yaptırıyorum. biraz daha ciddi hekim olmam lazım ama içimde yok lan :( ne yapıcam bilmiyorum.

neyse, klinik konusunu kapatıp başka bi şeyden konuşalım. başka bi şey yok aslında. günde 10 saatten fazla çalışınca bana kalan zamanda anca eve gelip 2 saat oturup uyuyabiliyorum. ah hiç zamanım yok.

he müzikle ilgili bi şeyler yazabilirim. autoheart ne güzel bir gruptur öyle!! daha önce yazdım mı bilmiyorum ama çok tatlılar lan! klinikte bütün gün dinliyorum. hatta eski çalıştığım yerde çalına  müzik tüm kliniklerde çalardı, hekiminden yardımcısına bıktırmıştım insanları şarkıdan. burda neyse ki her klnik ayrı ayrı müziğini açıyor, kimseyi bıktırmadan dinleyebiliyorum bol bol. aha şu da en sevdiğim şarkıları


ayrı ayrı her yerinden öpüyorum şarkının. bi de agoraphobia var ki oturup seyredip seyredip hüzünleniyorum
the sailor songu dinleyin ama bunu izleyin. dinleyin de tabi, sözleriyle de yüreğimi pare pare eyledi. ÇOK YALNIZIM LAN!! zaten 2 tane arkadaşım var gebzede. damla italyaya gitti, iremin de evinin gebzede olup olmadığı tartışılır. sıkıntıdan kahveye gidip okey oynucam mahalledeki amcalarla.
ne biçim monoton hayatım oldu ha. hof içim sıkıldı bak yine, gidem de az kendimi kesem içerde.

kesmeden geldim. şaka şaka, hiç gitmedim ehe ehe. işte bu kadar eğlenceli olabiliyor anca hayatım. çok komiğim -_-


arabamla ilk kazamı yaptım. gerçi 1 ay falan oldu ama olsun, demediydim. duygumla buluşup ukulele çalacağıdık ankarada. o da blog yazarı bu arada. neyse, buluştuk oturduk falan bi yerde. daha sonra ukulele çalmak amaçlı arabaya binip bi yere gitçektik ama hatırlamıyorum. seğmenler parkıydı sanırım, pek de öenmli değil şu anda. işte arbayı otoparktan çıkartırken KREAŞT diye sağ taraftan sürttüm. çok pis moral bozukluğu olduğu için çalmadan ayrıldık. sağ ön kapı da açılmadı, arabanın içinde takla attı çıkabilmek için. ayak, kol tam verimle kullanamasa da çıktı arabadan. bi daha yap desek yapamaz bence, çıkamasa araba yapılana kadar 1 hafta içerde durabilirdi. arada ekmeğini suyunu verirdik dururdu içinde. neyse ki gerek kalmadı, çıktı.
ertesi gün de mezuniyet töreni vardı. sabah uyandığımda sorduğum ilk soru saçım beyazladı mı olmuştu. çok üzüldüm çünkü. beyazlamamıştı saçlarım. gebzeye gelince de yaptırdık arabayı, 400 lira tuttu. ilk maaşımla arabayı tamir ettirmiş oldum. milletin ilk maaşı yemeğe, eğlenmeye gider benimki tamire gitti. arabanın etrafını 2 kat rulo havluyla kaplamayı düşünüyorum. yağmur yağdıkça değiştiririm noolcak.
ama çok seviyorum arabamı. çok tatlı lan!


öeh amma uzun oldu bu sefer. buraya kadar okuyan varsa okudum falan desin bari, o sabırdaki insanlar kim bilmek isterim.

şimdi okudum yazıyı baştan sora çok da uzun nolmamaış. yazarken çok uzun geldi bana. bi de sonlara doğru ilkokul 3 kompozisyonlarına benzemiş. neyse düzeltmicem, üşendim.