16 Ocak 2013 Çarşamba

klinik yazıları- vol.2 oral diagnoz - radyoloji

la öküz ilk yazı nerde hadi, nasıl direkt ikiye atladın diyen olursa (ki bence olmaz) aha ilk kliniğin yazıları
aklınız varsa diş hekimliği yazmazsınız
aklınız varsa diş hekimliği yazarsınız

bunlar protez içindi. şimdi sırada en zor teorik sınavı olan 2 klinikten biri var, oral diagnoz ve radyoloji.

hemen okulun giriş katında olan bu klinikte iki gruba ayrıldık, bi grup radyolojide film çekerken diğer grup diagnozda teşhis koydu. radyolojiyle başladım, önce onu anlatayım.

bi kere protezin stresinden sonra hiçbi şey yok. kliniğin kapısından çıktığımız anda hastalarla ilişkimiz bitiyo. klinikte de sırf film çekiyoz zaten. hata pek yapılmaz, yapılsa bile en kötü ihtimalle yeniden film çekeriz. ben mesela ikinci filmimde yenileme yapmıştım daha.
başlarda biraz naabıcam acaba desem de suçu hemen hastaya atmayı öğrendim. "filmi kaydırmışsınız, tekrar çekicez", "tam çekerken titremiş film (OHA!?) tekrar çekicez" gibi şeyler söyleyip radyasyon manyağı yapım milleti.
şaka la şaka, bi zararı yok. iki gram radyasyondan bi şey olmaz. hamileden bile çekilir de ilerde bi sorun olursa doktor film çekti, ondan bu çocuğun ayağı kulağında çıktı diye gelir bizi vururlar. o yüzden pek çekmek istemiyoruz.

her kapıda hamileler giremez diye yazıyo zaten. ben değilim, girdim

yaptığımız iş sadece film çekmek değil aslında. onun banyosunu da yapmak ve yerleştirmesini yapmak. hepsi kolay şeyler. burda keseyim bence radyolojiyi.



kliniğin diğer tarafı diagnozdu. teşhis koyduk orda da bütün gün. hastanın neyi var neyi yok sorduk. değişmeyen cümlelerimi yazarsam biraz;
şikayetiniz nedir
ağzınızı açmanıza gerek yok, solunum sayınıza bakıcam (çünkü aynayı elime aldığım anda ağzını açıyo hastalar)
kolunuzu sıyırın, tansiyonunuzu ölçücem
kalp şeker tansiyon gibi herhangi bi sistemiz rahatsızlığınız var mı
sinüs, lenf nodu, eklem ve kas muayenenizi yapıcam, dişlerinize en son bakıcam
filmleri çektirdikten sonra küçük filmi getireceksiniz, büyük film bilgisayardan gelecek

bu cümleler, her hastada söyledim. hatta sonlara doğru tüm cümlelerim belli bi sıradaydı ve en güzeli de o. hiçbi şey atlanmıyo.


biraz eğlenceli şeyler anlatayım hadi
bi hastam vardı, diş hekiminden korkuyo. daha eldiven taktığım anda kadın telaşlandı. tansiyonu, nabız, teneffüs yüksek. stresten olduğunu söyledi. neyse başladım muayeneye, pek bi şey yok. film falan isteyip radyolojiye gönderdim. yarım saat sonra geldi, hocayla film değerlendircez.
benim ünitim, yani hastanın yattığı yer hemen bilgisyarın ve hocanın yanında. ne konuşursak direkt duyuyolar.
bilgisayardan büyük filme bakmaya başladık hocayla. büyük film büyük film diyorum da büyük film dediğimiz şey şu
panoramik film
tüm çeneyi görüyoruz bunda. ama hem net değil, hem küçük azılar birbiri üstüne görülüyo, hem de ön dişlere omuriliğin görüntüsü düşüyo. diğer filmlerle desteklemek gerekiyo.

neyse efenim, biz filme bakıyoruz, ben teşhis koyuyorum tek tek. hocam şurda kalmış kök var, burda daa... kalsifiye periapikal kist mi bu hocam dememle beraber hasta önünü açmaya, üff üfff diye üflemeye başladı. bi yandan da eliyle soğutmaya çalışıyo. iyice kızardı, tansiyon yükseldi muhtemelen. kalpten gidicek kadın kist oluduğunu duyunca.
hoca emin misin diye sordukça kist dedim. resmen adam öldürmeye teşebbüs!
kist falan değilmiş, osteosklerozismiş. kadın boşu boşuna telaş yapmış. gerçi osteosklerozis diyince de telaş yaptı ama zararsız diyince duruldu.


klinikte beni parçalayacak bi hastam geldi. değişik bi kadındı. isim vermiyorum zaten sorun olmaz ama hastalar için kötü şeyler de demek istemiyorum. değişik biriydi. klinikte sadece ikimiz kalınca esnemesinin sonunu görüp 
aha şu tiple kalmıştım. değişik bişiydi. sonra okulda tekrar gördüm, yolumu değiştirdim.


diagnoz vizemin hastası ayrı bi güzellikti. televizyon programından diabet ilacı alan güzide amcamız.
her hastalık var adamda. hoca da yeni hastalık çıktıkça yeni yeni sorular soruyo. sırf o hastadan 4 kişi sınava girebilirdik bence, o kadar sorun vardı. sırf hipertansif dediğim anda sorular sıralandı.

- hastada hipertansiyon olmasına ve sabah ilacını içmemesine rağmen pre-hipertansif dönemde dahi değil hocam
- neden ilaçlarını içmelerini isteriz
- düşük olsun diye mi hocam
- (-_-)
- ...
- bu yaşlar için normal sayılabilir mi peki sistolik basıncın 140 olması
- olabilir hocam
- neden?
- gelen hastalar genelde öyle
- (-_-)
- ...
- yaşlılıkla neden hipertansiyon eğilimi artar
- kalbin artık yorulm...
- değil!
- bilmiyorum hocam
- damarlarda madd...
- hee evet hocam damaların daralmasıyla basınç artıyo

LAN HAYVAN, HOCANIN SÖZÜNÜ NE KESİYON!!!

neyse vizeyi şöyle böyle (BOK GİBİ) atlattım. hoca da en son "finale iyi çalış gökan!" diyip çıktı zaten.


final apayrı bi olaydı. 16 kişilik gruptan 9 kişi btünlemeye kaldı. ben şans ve kendimden emin görüntü sayesinde geçtim.
stajdan geçmek için ilk iki kural zaten. bikaç tane yazmak gerekirse;
1- sorumlu hocanın iyi biri olması
2- kendinden emin görüntü
3- mümkün olduğunca çok şey bilme
4- bilemesen bile konuyu bilinen yerlere çekme yeteneği gibi şeyler işte


finalde iki hocanın karşısında çıkınca meraba hocam diyip oturdum sandalyeye. deminki soruları mı soralım diye sordular birbirlerine, öyle ypamaya karar verdiler. benim hoclarım çok soru soran hocalar değildi, eğer sınav uzarsa sıçtığımı anlardım. ilk sorular kolay olur, hepsini bilip bi an önce çıkmam lazım sınavdan



ilk soru geldi, 'vitalite testleri nelerdir'
bu kadar da kolay beklemiyodum aslında. orda ince bi gülüş yaptım hocaya ahah bu da ne ki anlamında. başladım saymaya sıcak testi, soğuk testi, direkt kavire preparasyonu ve ept diye. bunlar yoksa probbing yaparız diye bitirdim. eksik saymışım! bi de pulpa kan akımı ölçülmesi vardı. bunu da hocanın sözünü kesip tamamladım. sonra epsini tek tek uygulama yöntemleriyle, neyi teşhis ettiğimizle açıkladım. aferin diyip radyografların yanına çağırdılar beni.

sonra bi radyograf soruldu, ordaki sorunları güzelce saydım. bi aferin daha aldım.

son soru makroglossi sebepleri oldu. uzun süre dişsizlikle başladım.
merkelsson rosenhtal sendromu olabilir dedim. alerji, yabancı cisim batması falan kolay şeyleri saydım.
daha fazla aklıma gelmeyince dildeki nuhn blandin, henle weber, von ebner minör tükrük bezlerinin iltihaplanması diyip kurtarmaya çalıştım durumu. hoca burun kıvırıp tamam bu da olsun diyince aha dedim sıçıyorum. akromegali geldi aklıma, sonra ordan direkt bağlayıp down sendromu, hipotiroidizm de sebep olabilir hocam. aklıma bu kadar geliyo diyip yaslandım sandalyeye. güzel, aferin dedi. sonra eliyle kapıyı gösterip "çıkabilirsin" diyince içimden vallvaeevlaelevlalvleva diye diye çıktım dışarı. C2 ile geçmişim. ucundan geçtim ama geçtim sonuçta. mutluyum.

diğer hocalar 45 dakika falan tuttular bazılarımızı içerde, ben 10 dakikada bitirdim. bilseler dahi soruyo diğer hocalar. bilemeyene kadar devam. bilemeyince de ordan yardırıp bırakıyolar. benim sınavıma gelen hocalarımı yirim.



öyle işte efenim. zor bi teorik sınavına sahip oral diagnoz radyolojiyi ite kaka bitirdim.
şimdi pedodontide çocuk bakıyorum. bunun yazısını da yazarım. okunmuyo pek ama ilersi için anı olarak kalırlar. ahah vay canısını böyle böyle mezun olmuşum derim.
kendinize iyi bakınız efenim

4 yorum:

İrem Göksel Koçak dedi ki...

Kaçıncı sınıftasın ? Bunları kaçıncı sınıfta uygulayacağız biz ya.. Şimdiden teşekkür ederim..
http://nohuttanask.blogspot.com/

googhan dedi ki...

4. sınıftayım. hacettepede 4. sınıfta başlar klinikler, çapada sanırım 3'te başlıyodu

birgaripSeyma dedi ki...

zorum neydi bu teorik şeyleri kafam zaten ağrırken okudum bilmiyorum ama okumuş bulundum işte yorum da şey edeyim dedim okumuşken:DD
hastalar hee beni gören diş hekimleri de böyle anlatıyo mudur aceba vuuu rezalet la bi ecayip bi şi geçti burdan diye bi daha sakinleştirici alıp gideyim o yerlere ben iyisi mi:DD:DD

googhan dedi ki...

iyi yapmışın yorum da şeedip :D

bilmem, anlatıyolardır belki. pedodontideki hastalarım anlatıyolarmış, beni çok seven evde anlatan hastalarım vardı yani :D