19 Kasım 2012 Pazartesi

aklınız varsa diş hekimliği yazmazsınız, diyim bak ben size

ılk defa diş hekimliğiyle alakalı olumsuz bi şey yazıcam sanırım. hiç uzatmadan koyua giriyorum.

eğer sınava hazırlanan ve diş hekimliği yazmayı düşünen biri varsa uzak dursun kesinlikle. bak 4. seneye kadar güle oynaya geldik ama artık yok öyle bi şey, stresten canımız çıkıyo.

kısaca günü anlatacak olursak
sabah uyanıp sakalları bi kesiyoruz önce. benim fazla çıkmadığı için akşam kesiyorum, 3 gün götürüyo o ama olsun, birçok kişi her sabah keser.

her sabah banyoya giriyoruz. hastalarla yakın mesafede leş gibi kokmak hoş olmaz

o önlüklerin mutlaka temiz olması, ne olur ne olmaz diye yedekte her zaman bi temiz önlüğün bulunması lazım. ütüsü mütüsü her şeyi yapılacak tabi. bi hocamız bi önlüğü bi kere giyip yıkayın demişti, durumu düşünün biraz.

sabah klinikteyiz, hasta muayene ediyoruz. burası en çok yoran aşama zaten çünkü öyle kolay olmuyo. protez için konuşacak olursak; bi iş yapıp teknisyene verdiniz, o iş 3-4 gün sonra istediğiniz gibi gelsiyse sanslısınız. yoksa tekrar gönderip bi o kadar daha bekliyosunuz.
asistanların peşinden koşturup hocam imza, hocam endikasyon, hocam ölçü, hocam mumlu prova, hocam diş dizimi, hocam simantasyon, hocaıksnşavbnjss asistanlar en çok hırpalanan kesim sanırım okulda. arada kızgın olduklarında alttan almak gerekiyo. hiyerarşiyi iliklerinize kadar hissediyosunuz.
hastalar satabiliyo. bugün bi arkadaşımın hastası 2 haftalığına istanbula gitti ne yapacağı belli değil.
ve hasta gelmezse dönem tekrarına bile kalabiliyosunuz.
endikasyon verilmeyip 4 kere ünitten hasta kaldırdığım oldu. yarın da olursa hönkürüp ağlıcam orda

kliniği kapatalım çünkü içim daraldı yine.
para yatırma ayrı bi dert. hastaların bazıları parayı sizin aldığınızı zannediyo ama tek kuruş girmiyo efenim cebimize. üstüne üstlük hastaya harcanan malzemelerin parası bizden çıkıyo. aldığımız her hasta bizim için maddi bir yük.

hiç sevmezdim sigorta işlerini, protezde sosyal sigortalar uzmanı oldum çıktım ha. ssk neleri karşılıyo neleri karşılamıyo hepsini öğrendim. kaç sene geçmesi gerekir falan hepsini attım hafızaya. beyin bedava...

neyse, öğlen klinikten çıkıyoruz, yemek falan yiyip tekrar okula dönüyoruz teorik dersler için. bi de teorik dersler ezip geçiyo, uh çok da iyi oluyo, çok da güzel iyi oluyo.

öğleden sonra dersler pestile çevirmiş vaziyette okuldan çıkıp yemek yiyip yurda dönüyorum. bikaç saat ertesi gün gelecek hastanın işlerini yapıyorum. yani klinikten çıkınca iş bitmiyo. bazı kişiler derslere girmeyip burda hastaların işleriyle uğraşmaya devam ediyolar.
ben devam zorunluluğu olduğu için akşam yurtta yapmayı tercih ediyorum.

neyse bunları bitirince yemeğe yetişip (son dakikalarda yetiştim hep) karnımı doyurup kütüphaneye geçiyorum. neden? çünkü sınav var. sınavlar da ay canlarım, çok yoruluyolar hadi kolay soralım tarzında şeyler değil. afedersiniz götümüzden kan alan sınavlarımız var. akşam tüm bunların üstüne sınavlara çalışıyoruz.

bi de stajlarda olan sözlüler için sözlülere çalışıyoruz tabi. 2. sınıf ve özellikle 3. sınıf notlarını tekrar çalışmamız gerekebiliyo. bunun yanında hastayı daha iyi muayene edebilmek için kendimizin de çalışması gerekiyo. ilgilendiğimiz kişi insan olduğu için hadi yapayım gitsin gibi bi durum yok ne yazık ki. kendimize ya da bi yakınımıza nasıl bir diş yapılmasını istersek o şekilde yapmalıyız.

kütüphaneden yorgun argın döndükten sonra yatağa girip uyuma aşamasını yazmıyorum çünkü hatırlamıyorum pek o aşamaları yorgunluktan.


ertesi sabah ne yaptığımızı okumak için lütfen sayfanın başına dönünüz efenim.







alo iyi günler ben diş hekimi gökhan akkerman, hacettepe diş hekimliğinden arıyorum...
BU CÜMLEYİ SÖYLEMEKTEN CANIM ÇIKTI ARTIK!!!

8 Kasım 2012 Perşembe

koreliler niye böyle oldu?




efenim konumuz korelilerin durumu. -ler, çünkü kuzey ve güneyde birbirinin zıttı iki tane kardeş var.
ne tarihçiyim, ne de diplomatik ilişkiler uzamnı gibi bi şeyim ama kendi bakış açımdan niye böyle olduklarını anlatmaya çalışçam. şeyma, burcu ve demetin olduğu bi yerde benim kore yazım ne kadar bilgi verici olur, orası tartışılır.

niye böyle bi şeye bulaştım, çünkü geçen cumartesi kuzenimle belabel gittiğimiz yerde güney kore konsolosluğunun bi şeysi varmış galiba, bissürü çekik kardeşimiz vardı. ve eğlenceleri hoşuma gitti.
daha kapıdan girer girmez değişik şarkılar eşliğinde dans eden insanlarla karşılaştık. şarkıları saçı boyalı abilerimiz söylüyo ve çoğu ingilizce. korece diye bişiy aslında yok. sadece gangnam style'ın minik yerlerinde var. kalan tüm şarkılar ingilizceydi.
millet çalışıp mı gelmiş naapmışsa bütün dansları biliyolardı. şarkı değişiyo, dans da değişiyo, bunlar da eğişiyo. şu hareketleri öğreneceenize azıcık ders çalışaydınız isviçreli bilim adamlarını sollardık yemnediyorum!

neyse, sollama işini bırakıp koreli akşamına gidelim. o günü anlatayım biraz.
öncelikle şunu söylemek istiyorum ki korelilerle gangnam style danse yapmadan öldüm demem. resmen dansın kalbinden insanlarla beraber dans ettim. çok eğlenceliydiler, ortada yaptığımız şebekliği uluslarına bi hakaret sanıp dalmadılar, aksine bağırlarına bastılar bizi. (tamam o kadarını yapmadılar)
şarkıyı değişik söylüyolar bi kere. hani bi yerde durup oppa gangnam sıtaaayl denen yer var yai heh orayı opagangnamstaly şeklinde löp diye söyleyiveriyolar. ikinciden sonra ben de artık opagafnakslfka demeye başladım. herkes bağırırken arada kaynadı bağırmam ama bi sussalar küfür mü ediyon lan sen milli değerimize diyip ağız burun girişirlerdi.
neyse ki öyle bi durum olmadı da sağ salim dönebildim eve. sağ salim dönemeyecek olanlar da vardı.
kuzenimle barın oralarda otururken arkam dönüktü benim, tek insan gibiyim orda. biz kız geldi, türkçe biliyo musun diye sordu. baktım bayağı içmiş bu, naapsam inanır. ho? haraşi falan bi şeyler diyip kuzenimi dürttüm, kızı gösterip çevir anlamında işaret yaptım. kız bu sefer kuzenime sordu türkçe biliyo mu diye. keşke yapmaya çalıştığımı biraz daha belli etseymişim keşke, anlamamış kuzenim olayı. türkçe biliyon mu diye soruyo dedi. HADİ YAA!!! hayır anlamında kafamı salladıktan sonra kuzenim gökan? nasıl gibisinden bi şeyler söyledi, kız da anlamıştır heralde bundan sonra türk olduğumu. türküm ben yiaa ehehe yaptım. hheeaaaa yapıp düşme aşamasında tutundu bana. dışardan bakan biri sarılıyoz falan zanneder ama yok eyle bişiy. daha sonra arka tarafa atıp kendisini oradan uzaklaştık kuzenimle.
daha sonra sahneye düştü söz konusu kız. değişik bi insandı.

bi de doğal ortamında avlanan bi adam vardı. resmen kız düşürmeye gelmiş, bu kadar belli edilmemeli!!!
deminki sarhoş kızla konuştu, o adam bile kaçtıysa yanından hayır gelmez. çünkü onun işi bu ve doğal ortamını iyi tanıyo. zarar verici yiyecekleri yemekten itina ile kaçınır, belli. bundan kaçtıysa bi bokluk var.
aman efenim bize ne, istediklerini yapsınlar.


şimdi de yazının başına korelilere dönelim. tespitlerimi yapayım.
bu adamlar niye böyle, önce bununla başlayalım. sebebi bence gayet açık, tepelerindeki manyak yüzünden böyleler. hadi canım, aslında sürekli tetikte olmaları, huzursuz olmaları lazım diyebilirsiniz. değil işte.
güney koredeki her 10 adam başına kuzeyde bi tane füze bulunduğu için adamlar düşünüyo, lan bi şey olsa taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmaz bunlar. gelirinin üçte birinin askeri harcamaya ayırıyolar, ağzımızı burnumuzu dağıtçaklar nasılsa. kalan günlerimizi dolu dolu yaşayalım bari, ver eğlenceyi ver coşkuyu modunda insanlar. ondan sonra da böyle eğlenebilen bi millet ortaya çıkıyo.
kuzeydeki abilerimizse mahallenin bıçkın delüğanlısı imajlarını bozmamak için böyle eğlenceymiş, hoppidi poppidiymiş falan bulaşmıyolar hiç.


evet, o akşam hayvan gibi eğlenen korelileri gördükten sonra  bunların artık bi daha mı gelicez dünyaya mantığına sahip olduklarını gördüm. müzikleri falan eğlenceli yalnız. toplulukta çoğüzel dans edilebilitesi var. ama bizdeki bir atilla taş, bir mustafa sandal olmalarından korkuyorum kendi ülkelerinde.


efenim tespitlerime burada son veriyorum. hadi ordan hıyar, bundan bundan dolayı böyleler derseniz saygı duyarım ama yazıyı değiştirmem. zaten ciddi bi şey yok kendisinin. ama höey genşler aslı böyleymiş diyip sizi onurlandıracak ayrı bi yazı da yazabilirim.
bilemeyiz.

7 Kasım 2012 Çarşamba

GameFest, Sony PlayStation’ın gerçekleştirdiği ilk resmi PlayStation festivali!



Oyun severleri ve eğlence tutkunlarını bir araya getiren Sony PlayStation GameFest, oyun dünyasının fantastik kurgusunu, parti atmosferiyle birleştiriyor. Ortaya oyun ve gerçeği bir arada sunan, şimdiye kadar hiç deneyimlenmemiş yeni bir eğlence anlayışı çıkacak.

Festivalin ilk akşamı elektronik müziğin başarılı ismi Bedük’le taçlanıyor. Bedük tüm oyun ve eğlence tutkunlarını şarkılarıyla coşturarak Sony PlayStation Gamefest heyecanını doruk noktaya taşıyacak.

İki gün boyunca başta FIFA 13 ve PES 13 büyük turnuvaları olmak üzere efsaneleşmiş ve yepyeni PlayStation oyunları katılımcıları birer GameFest tutkunu haline getirecek.


Kozlarını paylaşıp adını altın harflerle oyun tarihine yazdırmak isteyen futbol severler, PES 13 ve FIFA 13’te marifetlerini gösterecek. DanceStar Party Hits, Sports Champions 2 gibi PlayStationMove oyunlarıyla ve WipEout: 2048 ile PS Vita'da anlık yarışmalar düzenlenecek. Bütün PlayStation oyunlarının doyasıya oynanacağı eşi benzeri olmayan bir deneyim yaşanacak.

PES 13 ve FIFA 13 turnuvalarında ilk dörde girenler linkteki muhteşem ödülleri kazanacak!

http://www.playstationgamefest.com/index.php/app/awards

İki gün sürecek nefes kesen karşılaşmalar, fantastik anlar, Dinamo FM DJ’leriyle kesintisiz eğlence, üniversiteli amatör grupların canlı performansları ve profesyonel dans şovlar GameFest’i unutulmaz bir festivale dönüştürecek.

www.playstationgamefest.com
www.facebook.com/playstationtr
www.twitter.com/playstationtr

Bir bumads advertorial içeriğidir.