23 Ağustos 2012 Perşembe

mim: en eski anı

seymsomething mimlemiş beni. normalde mim doldurmayı sevmesem de iki yazı arka arkaya mim olucak. sınavlara çalıştığım için oturup da hadi bi konu etrafında yazayım diyemiyorum. böyle hazır kalıbı alıp yazayım, daha rahat.


efenim hatırladığım en eski anım anaokuluna gitmeden önce evde yaptığımız hazırlık, eskisi yok. film şeridi ordan başlıyo benim. gerçi başlamasına başlıyo da sonrası hep kopuk kopuk gidiyo.
mesela anaokulunun birçok yerini hatırlamıyorum. konudan çıkmış olcak ama biraz o zamanları yazayım.


kız meslek lisesinin içindeki anaokuluna gittim ben. hep kız vardı. kocaman kocaman kızlar vardı. siz daha cücük kadar bebeyken yanınızda hormon seviyesi zirveye ulaşmış kızların olması değişikti. mesela bugün aynı durumda olsak her şey çok daha değişik olabilirdi.

anaokulunda hatırladığım pek bi şey yok. ecem diye bi kız vardı, ilk sevdiğim kız olur kendisi. ya da oteldeki kalp gözlüklü kız... hangisi daha erken bilmiyorum. galiba ecem daha önceydi. 1. sınıftayken de o zamanlar 4. sınıfta okuyan esra abla vardı serviste, onu sevmiştim.
tatildeki kalpli gözlüklü kız da tam bu ikisinin arasında bence. neyse, gözlüklüye bu yazıda fazla yer vermesek de olur.

ecemi severdim işte ben anaokulundayken. hepimiz aynı sınıftaydık, sonra kalabalıklaştık mı bi şey oldu sınıflar ayrıldı. ecem diğer sınıfa gitmişti, ben de mal gibi bakakalmıştım arkasından. daha sonra pastel boyalarla ecüş bücüş işler yapmıştık.
bi gün işemeye tuvalete gittim. böyle taşlı bi yerdi orası, kapıdan girince dümdüz gidiyodun ve karşıda tuvalet vardı. bazen sıra olurdu önünde, işte orda sabretmeyi öğrettiler bize. neyse ne diyoduk, tuvalete gitmiştim bi gün, yanda da lavaboda bi kızın suratını yıkıyolardı. tam hatırlamıyorum, hayal gücüm devreye girmiş olabilir ama aklımda kalan şey kızın suratının deli kanadığıydı. ecemmiş suratı kanayan. kalorifere geçirmiş kafasını.
düşününce mantıksız aslında, aklımda kaldığı gibi şorul şorul kanasaydı ambulans falan çağırırlardı. acıcık kanamıştır bence.
işte efenim, anaokulunda ve muhtemelen hayatımda ilk sevdiğim kişi ecemdi. suratını hatırlamıyorum lakin kendisinin. çok zorladım hafızayı ama ı-ıh kızın suratı yok hafızada. belki de harbiden dağıldı kızın suratı, ondan hatırlamıyorumdur.



anaokuluna dair başla bi anım mustafayla işememizdi. evet, işedik beraber.
öğle uykusuna yatırırlardı bizi, bir saat mi, bibıçık saat mi ne uyuturlardı. o gün de işemeden mi yattık noolduysa tuvaletimiz geldi. yanımdaki ranzada üst katta yatıyodu mustafa. gökan dedi, çişim geldi dedi. benim de gelmişti. gidip öğretmenlerimize söylemeye korktuk ama. neden korktuğumuz hakkında fikrim yok, sadece korkmuştuk.
10 dakika sonra falan gökan ben işedim dedi. son derece sakin bi şekilde tamam dedim. bikaç dakika sonra mustafa dedim, ben de işedim. o da tamam dedi. yatmaya devam ettik. bu kadar normal bi şeydi işemek bizim için. tuvalete yapmak kadar kolaydı.


bi kere de yemeği ilk ben bitirmiştim. nasıl yaptım bilmiyorum ama bitirmiştim. hayatım boyunca sofradan ilk ve tek erken kalkışım olarak tarihte yerini aldı zaten. onun haricinde en yavaş yiyen hep ben oldum. anaokulunda ilk bitirince çatalları kaşıkları toplatmışlardı, mutlu mutlu yapmıştım. şimdi farkına vardım ki bildiğin amelelik yapmışım oralarda. paramızla rezil olmuşuz.


anaokulunun kapısından girerken babam popoma tekma atıp gönderirdi. ayak popoya temas ettiği anda deli gibi koşmaya başlardım sınıfa. kapıdan girince tam karşıdaydı, ecemsizdi.
çolakoğlu anaokulunda okuyan ve şimdi 20-21 yaşında olan ecem adında kız varsa benimle iletişime geçsin lütfen. çok merak ediyorum tipini.


bi keresinde de temizlik görevlisi ıslak ayaklarıyla halının üstünde yürümüş. duvardan duvara, düz renk halı. üstünde de ayak izi. 5-6 yaş aralığında çocuklarla dolu bi yerde o görüntünün nası bi karmaşa yarattığını hayal edersiniz heralde. dana gibi ağlamıştım. böğüre böğüre...
allahsız mısın kadın sen? yürünür mü o şekilde, korkudan altımıza sıçacaktık!

he bi de bahçede kaplumbağa gördük. ben korktum ondan. bu kadar.


mime geri dönersek, ilk hatırladığım olay da anaokuluna hazırlık. odam hafif karanlıktı. aslında hep karanlıktır biraz odam, pencere iç tarafta kalıyo çünkü. o gün biraz daha karanlıktı ama.
annem giysilerimi topluyodu. düşmeyeyim diye yanında parmaklıkları olan yatağım vardı, içine beyaz bi yarış arabası koymuştum. plastikten. ben de mal gibi dolanıyodum etrafta, ilk hatırladığım şey bu.
insana yakışmıyo böyle bi durumun filmin başlangıcı olması. gayet normal bi durumu hatırlıyorum.
deminki plastik arabayı anaokuluna götürdüm, meğer gerek yokmuş oyuncak götürmemize, orda varmış zaten. tekrar geri gelmedi eve o araba. en son yan sınıfta gördüm, dolaptaydı.

araba da şunun gibi bi şeydi. tekerlek hariç her tarafının beyaz olduğunu düşün, öyle

2 yorum:

meraklikedi dedi ki...

sen anaokulu macerası olarak anlatmışsın, şimdikiler ve senin çocukların "okula başladığımız gün" diye anlatacaklar :((

googhan dedi ki...

düzgün zamanda gitmişim ben yine okula. şimdikiler için üzülüyorum gerçekten