18 Temmuz 2012 Çarşamba

başlık bulamıyorum

eskiden yazılara başlarken bi konu olurdu, onun üzerinden gidip yazardım. uzun zamandır langadana diye giriyorum yazıya, yine öyle yapıciim.

kitap baktım bugün, uçan spagetti canavarı kilisesinin dua kitabı. 

uçan spagetti canavarının kutsal kitabı vardı zaten, bununla tam olacaklar. perşembe kadıköye gidicem sanırım, orda bakarım bi de. diğer kitabı da kadıköyden almıştım.

şimdi makarnadan bi tanrıya inanacak kadar aptal olduğum düşünülmesin. saçma mı? evet saçma. öyle de olması gerekiyo. semavi dinlerde anlatılan tanrıdan pek bi farkı yok. yani burada "ahahah olur mu yaa öyle şey" dediğimiz yerleri oturup yeryüzündeki birçok insanın inandığı tanrı için düşünürsek aynı noktaya varırız.

pastafaryan kimliğimle yazacak olursam kısa bi yeri, şöyle olurdu heralde.
uçan spagetti canavarına tabii ki inanıyorum. gördüğümüz her şeyi o yaratmıştır.
nereden mi biliyorum? çünkü peygamberimiz bobby henderson öyle söylüyor.
bobby'nin peygamber olduğundan kesinlikle kuşku duymuyorum, çünkü kutsal kitabımızda peygamber olduğu yazıyor.
kutsal kitabımızın tek doğru yol gösterici olduğuna dair inancım tam. çünkü yüce yaratıcımız uçan spagetti canavarımız böyle buyurmuştur.

muhtemelen birbirini doğrulama tanıdık gelmiştir.
buyrun yalanlayın. dinin mis gibi yani, yanlışlanamıyor bi türlü. hata bulamazsınız, bulduğunuz hataları anlamaya ya aklınız yetmez, ya da uçs sizi sınamak için koymuştur onu. hatamızı mümkün değil kabullenemeyiz.

evrime yaklaşımımızı kitabımızda makarna tablomuzdan görebilirsiniz. dinazorları, ara formları falan unutun, evrim safsata! tek doğru bizim dinimizin söyledikleri!
ama fosiller bulunuyo diyebilirsiniz, diğerleri "hadi canım ahahah başka kanıt, hani başka başka... yetmez bu biraz daha... karıncanın götünün yaratılışını açıklamaz bu, başka kanıt istiyoruz, nooldu bulamadınız mı? evrim teorisi çöktü ahahah" derken biz bundan kat kat mantıklı bi savunma öne sürüyoruz.
evet bulduğunuz fosiller doğrudur. ara formlar da olması gereken yerlere yerleştirilebildi ağaçta. ama atladığınız bi şey var. yüce uçan spagetti canavarı siz görmeden bunları makarnavi uzuvlarıyla toprağın altına gömdü. sizi değişik yollardan gerçekliğe ulaştırmaya çalışıy...

yeter bu kadar pastafaryanlık!!!


içim şişti ha, millet bi de bunu senelerce yapıyo. hele evrim için ahahah yazarken parmaklarımı yiyesim geldi sinirden. neyse.


efenim pilavlı muhabbetimizden sonra başka konulara atlıyoruz şimdi de.
adalara gittiğimizi yazmıştım önceki yazımda. kabardık. kaşınıyorum sürekli, kaşıdıkça kırmızı kırmızı pötürükler çıkıyo. buugün biraz daha hafifledi ama olmayaydı eyiydi.
tabi böyle bi durum beni tekrar adalara gitmekten alıkoyamaz. hamur gibi kabarsam da gidiciim tekrar.


araba kullanma aktivitesini 6 gündür gerçekleştiriyorum. sürmeyi öğreneyim diye her gün bi yerlere gidiyoruz. verdiğimiz yakıt parasıyla eve tam donanımlı simülasyon kurardık. arap şeyhleriyle bi görüşmeliyim, kazandıkları parada büyük payım var.
diğer arabanın tamponuna sıçmıştım biraz garajdan çıkarken, bunda henüz bi vukuatım yok. tek sorun biraz fazla yavaş gitmem. hani tın tın gidip trafiği sıkıştırdığı için küfrettiğiniz adam var ya, heh işte belki o benimdir. safety first!

aslında bi dolmuş hattında çalışsam daha iyi öğrenebilirim (!düzletme! dolmuş değil, minibüsmüş o. seymsomething'e teşekkürlerimi sunuyorum buradan). her gün sol ön koltuğa geçiyorum zaten, iki kuruş para da kazanırım. kolumda bi altın bileziğim olsa fena mı olur?


sabahın köründe parkta bağıra bağıra oynayan çocuklar için yazcaktım, şimdi şiddet ögesi içermesin bu yazı. kendileriyle alakalı hiç hoş şeyler düşünmüyorum. en masum düşüncem parka ayı kapanları yerleştirmek diyim, düşünün durumu.
kaydırağın sonunu rende formuna getirip çocukları zorla kayırmak, arkadaşının suratını bisiklet lastiğine dayayıp o bisikleti sürdürmek, tahterevallinin altına kafalarını yerleştirip culp diye beyinlerini cörtletmek gibi fikirlerim var. henüz fikir geliştirme aşamasındayım.


ukulele maceram çok sönük geçiyo. at yarışındaki eşeğe bi şarkı çalmayı öğrencem demiştim, beceremiyorum hala onu. immigraniada'yı çalabiliyorum ama. başını en azından. 10 saniye falan sürüyo ama olsun, çalıyorum sonuçta.
postcards from italy'yi de hem çalıp hem söyleyebiliyorum artık.

postcards from italy demişken, beirut türkiyeye geliyo ve ben tatilde olduğum için gidemiyorum. fak!!! iki arkadaşım gidicek sanırım, eğer çok eğlenirlerse ağızlarını burunlarını ısırırım! kopartırım hatta!
eğlenmiceksiniz, kenarda el şaklatçaksınız sadece!!!

9 yorum:

seymsomething dedi ki...

lsjdfsşjgdfşlhnfgbjsdfgbfdjbsdşgjhşfdngdjbhşsdfjnbhdşlfgnsdşlj pilavlı muhabbetin ne güzelmiş senin öyle ljsdlşfjbzşgjfxdjgbdhşlfghdlfn bdljsgnbsjndfşlhdsknfghdfkşhndfg.

adalar muhabbetini iyi hatırlattın ben ona yorum yapmayı unutmuştum he jbfslkjgbsdfhftgj.
güneş yüzünden mi kabardın la? neden öyle oldun :D

senin ehliyetin vardı zaten ne araba öğrenmesi şimdi ya :D burda bi hata var :D

sol? nasıl ya? solda değil mi direksiyon sen nasıl orda oturuyosun O_O

sen o çocukların seslerini duyuyosun ben öyle çocukların 4 tanesine haftada 3 kere bakıyorum!!! bence fazla laf etme otur oturduğun yerde tak kulaklığını -.-

seymsomething dedi ki...

dolmuş muhabbeti şimdi düştü fff. sen de minibüs ve dolmuşu karıştırıyosun dimi? bunu gerçekten yapıyosun dimii?!! böhüüeee ankaralarda fena yozlaşmışsın olum sen böhüüeee

googhan dedi ki...

orda bi şey dokandı galiba, ondan kabardım muhtemelen. kırmızı kırmızı her tarafım :D

ehliyetim vardı ama araba kullanamıyodum. trafikte kullanmakla sınavda kullanmak farklı şeyler :D
sınavda yaptığım hataları yazmıştım bi yazımda, o kadar şeye rağmen yine de vermişlerdi ehliyeti.

hadi sarma yapalıııım diyip hepsini tek tek battaniyeye sar. bi kenarı koy. mızmızlarırlarsa "şşş, pişiyosunuz. ses çıkarırsanız pişemezsiniz bak" de. öyle battaniyeye sarılı dursunlar :D

dolmuş ve minibüs arasındaki farkı pek bilmiyorum evet :D
farkları neler?

seymsomething dedi ki...

biliyorum o ehliyet sınavına dümdüz arazide falan hazırlandığını da bu kadar da fark etmez heralde diyodum djfbgdslşhnfgfhdfhg. ben ne biliyim ya ehliyet almayı bile istemeyen biriyim ben jdbşklsfdjghjgfhnmf

dayımın çocukları ve yan apartmanımızda oturuyor olmasalar aslında çok pis şeyler yapardım ama neyse. zaten içlerinden biri beni korkutacak şekilde bilgili, fırlama bişi korkuyom la ondan asdfghjkl. bi de 2004lü olacak yelloz asdfghjkl

gökaann...gökaann... dolmuş en fazla 6 yolcu alan sarı ve fiyat olarak minibüsten çok daha pahalı olan küçük araç. minibüs ise 16 oturan ve olabildiğince ayakta yolcu olan mavi büyük araç ve daha ucuz olanı. ankarada herkes minibüse dolmuş diyodu kıl oluyodum bari sen yapma be abicim. bari sen yapma fff.

googhan dedi ki...

her yokuşta acaba kaldırabilcek miyim arabayı korkusunu yaşatamıyo o sürücü kursları. biraz kayınca götüne giren arabaya vurabilirsin trafikte :D

akıllı çocukları çok seviyorum ha, sıkılırsan buraya gönder onu :D
ya da ankaraya getir, hacettepe kütüphanesinde büyülü bi yolculuğa çıkartayım onu. sana da çay ısmarlarım :D
(final dönemi ısmarlarım ama sadece, o zaman beleş çünkü)

bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim efenim. yazıda da düzelteyim hemen :D

ekin dedi ki...

yaa ankara'da istanbul'daki dolmuş kavramı yok ki biz napalım. gerçi istanbul'dan gelen bi arkadaşıma dolmuşa binecektin, dediğimde ben dolmuşla değil minibüsle geldim, cevabını vermişti de ben de öyle öğrenmiştim.

googhan dedi ki...

ankarada ben de görmedim hiç öyle 6 kişilik sarı şeyleri. bi taksiyi bilirim, onu da karıştırmayım bi zahmet :D

Siyah Dudaklar dedi ki...

in spaghetti monster we trust dedirttin bana!

googhan dedi ki...

RAmen...