15 Temmuz 2012 Pazar

ay lav büyükada

oyoyoy... ayağımın tozu, götümün teriyle geldim yine buralara. üzerinize afiyet aylardır gidecem gidecem dediğim büyükadaya sonunda gittim de. yorulduk ama güzeldi.


final döneminde sıkıldığımda sürekli dersi bırakıp "ben bi adalara gidem" derdim. süferötesi bi yer çünkü orası benim için. bi geçmişim mi var? yoo, seviyorum sadece. bisiklet sürmeyi seviyorum sanırım. hatta öyle bi bisiklet sevgisi ki, bi keresinde 4 büyük 2 küçük tur yapıp eve döndüğümde öldüm sanmıştım. ulan hayvan, insan gibi sür di mi? yooook, illa eşeğin amına su kaçıracam ki rahatlayayım. yoksa olmuyo.



bu sefer de anne babamla gittim. önceden de gitmiştik bi kere, onda bisiklet sürmemiştik. bunda onu da yaptık.

ikili bisikletler hayvani zor. iki kişi senkronize değilse töbe ilerlenemiyo. bi de arkada anne ayaklarını pedalın üstüne koyup bırakıyosa kalkış için o hızlanma hiç olmuyo. sonuç olarak sağ sol sağ sol sağ sol yapıp frenlere abandım sürekli. babamla daha bi iyi gidiyolar. bende mi beceriksizlik var yoksa!?



annemle ilgili en kötü anlardan biri de yokuşu çıktıktan sonra ben kan ter içinde bisikletten inerken annemin gayet halinden memnun :) ifadesiyle arkamdan inmesiydi. canım çıktı orad benim! babamla sürerken de başka bisikletle arkalarından gittim ben, adamcağız pedallara abanırken annem sağa sola bakıyodu "aaa evler ne güzelmiş" diye.

efenim sonuç olarak bi tavsiyede bulunayım, eğer bisiklet sürmeyi bilmeyen bir varsa yanınızda, sürmeyi öğretip tekli tekli binin. yoksa diğer türlü iki kişi çevirse bile o bisiklet gitmiyo. yavaş hızda da gidon sağa sola dönme eğiliminde sürekli.






neyse, adaları anlatırım daha. başka şeyleri yazalım.

gebzeye geldiğimden beri yazmadığımı fark ettim. bi sermişlik duygusu vardı ama bu kadarını da düşünmüyodum. gerçi buraları boşlamamın asıl sebebi tivitır bence. tarayıcı açılırken iki tane sayfa açılıyo. biri blog, biri tivitır (2 tarayıcı kullanıyorum, chrome sadece bu iki iş için). zaten gün içinde pek bişiy yapmadığım için tivitırda yazıp çıkmak daha rahat oluyo. blog için biraz daha zaman harc... kime anlatıyorum la ben? zaten burayı okuyan herkes blog yazarı.



bi de blogta resim koyunca daha bi güzel oluyo. karikatür koyam, güzel olsun.


çok seviyom ha ben bunu. her gördüğümde gülüyorum mutlaka. saçma belki ama ne bileyim, seviyorum bolca.


geçen yazımda geçebileceğim ve kalabileceğim dersleri yazmıştım. periodontolojiden kalmışım ama odr'den geçmişim. güzel bi şey bu.
en azından bi ders az çalışçam büt için. son durum oral diagnoz, periodontoloji, farmakoloji, bi de etik. etikten de kaldım ya, helal olsun bana!
diagnoz ve farma gayet geçilebilir dersler, periodontoloji içinse biraz çalışmam lazım. 77'ye giricem çünkü. ya da 77 bana giricek, o konuda kesin bi şey söyleyemiyorum.

şu üç dersten de geçeyim de stj. dt. ünvanını alabileyim artık. gözlemciliği saymazsak klinikteki en düşük ünvan gerçi ama razıyım. (gugıl krom ünvan yerine unvan kelimesine doğru diyo. ünvan la o, daha bi güzel geliyo insanın ağzına. tdk'ya bakmıcam. ağza güzel gelen doğrudur! o kadar net)
ne diyoduk, klinikteki en düşük Ünvan. düz öğrencilikten iyidir yine azizim, yeter artık çıkayım yukarı.

yeter demişken yazı da yeter. şimdi böyle çarşaf çarşaf yazıları önünüze serip öef yine milyonlarca cümle saçmalamış demeyin. az saçmalamış diyin, o görece daha iyi olur.
gittim ben

4 yorum:

Gece Yürüyüşü dedi ki...

Büyükada'ya bayılmıştım ben de. :)
Bisiklete değil faytona binmiştik biz 4 kişiyiz diye. Başka da gitmedim zaten.
Allah kurtarsın..

googhan dedi ki...

faytona ilk gidişimizde binmiştik, 4 seferdir bisiklet kiralıyoruz. gördüğüm herkese adalara gidelim hadi diyorum zaten, her insanı sürükleyebilirim oralara :D

BAMBİ dedi ki...

O bisiklet olayı insanı öldürüyor bence anneyle gezmeye gidilmez tek kişilik binsem de yinede yoruyor beni :D

googhan dedi ki...

öldürüyo ama çok eğlenceli. en azından o eğlence verdiği yorgunluktan fazla, tekrar tekrar gidilebilir :D