28 Nisan 2012 Cumartesi

vurun amına koyayım!

vurun doktorları, vurun doktorlara!
gücünüz kime yetiyosa ona saldırın kuduz köpekler gibi.


geç kaldım belki biraz ama yazmazsam olmaz bu konuyu. girişten de anlaşılacağı gibi konu hekime şiddet. yapmam gereken o olmasına rağmen tarafsız bi şekilde düşünmüyorum, çünkü fikrimi değiştirmeyecek bu. kendi tarafımdan bakıcam olaya.




bugün okuldan çıkar çıkmaz hemen kütüphaneye gitmedim. 2 saat dinlendim önce yurtta. preklinik çıkışıydı, zihinsel yorgunluktan çok bedensel yorgunluk oluyo. uyumadım çünkü uyursam istediğim saatte uyanamayabilirdim.

dinlendim, saat 6 gibi yemeğe gittim önce. kaşar peynirli domates çorbası için kaşar kalmamıştı, sorun değil. yoğurtlu patlıcan kızartması yerine sadece yoğurt kalmış, olsun. ekmekler yenmeyecek kadar sertleşmişti, ekmeksiz yerim ben de. yemekhanede yemeğimi yedikten sonra direkt kütüphaneye geçtim.

aslında gece 2'ye 3'e kadar çalışmayı düşünüyodum ama yarın sabah 9'da kahvaltıya giderim, oradan da kütüphaneye geçerim diye erken döndüm yurda. saat 00.30 falandı. yemek yiyeli bayağı oldu ve karnım acıktı.
kütüphanenin otomatlarında tatlı şeyler vardı hep, iyice içimi bayarlar diye almadım. dönüşte bi kafeyi açık gördüm, içeri girip "abi ekmek, lavaş gibi karın doyurucu şeyler var mı?" diye sordum. dur bakayım bi diyip yukarı çıktı.
o sırada başka bi adam da tadilat işi yapıyodu, okuduğum yeri, bölümü falan sordu hacettepe diş hekimliğinde okuyorum dedim, güzel bölüm seçmişsin dedi. geçen kızıma tel taktırdık, tahmin et ne kadar tuttu diye sordu. aşağı yukarı fiyatı bildiğimden 5000-6000 civarı olabilir dedim, 6000 tutmuş. iyi kazanıyosunuz dedi.
sorun yok gibi aslında ama var.
kimse iyi diş yapıyosunuz, çok rahat ettim demiyo, herkes parasal yönünde işin. dolgu yaparsın, ağrısını giderirsin, elaleme 100 liraya bi dolgu yaptı diye anlatırlar. ağrıyı gidermek kimsenin umrunda değil.
o ağrıyı gidermek için hekimin ne kadar çalıştığı umrunda değil kimsenin.
bi dolgudan 100 lira almadan önce yüzlerce dolguyu tek kuruş almadan, tüm malzemeleri kendi cebinden karşılayıp yaptığını düşünmezler.
onlar için önemli olan hekimin cücük kadar şeyden 100 lira almasıdır. gerisi kimin umrunda?

konuşmaya dönelim, 6000 lira vermiş ortodontik tedavi için. malzemeleri söz konusu paranın yanından bile geçmez belki ama o güne kadar harcanan emek için o para, iki metre tel için değil.
he asgari ücret alan kişi de emek harcıyor, neden aynı kazanmıyor? çünkü işi o yapmasa başkası yapacak. bi işi ne kadar çok kişi yapabilirse karşılığı o kadar azalıyo. kaç kişi ortodontist olabilmek için baştan bu kadar çaba sarfedebilir ki?

açıkçası adamın 6000 lira vermesi pek umrumda değildi (hatta hiç değildi), faydalı oldu mu diye sordum. düzeliyomuş. bana göre hekim o paranın her kuruşunu hak etmiştir.
he para konusunu hepimiz düşünürüz. ama hastaya yaklaşımda yarar sağlamaktan çok parayı düşünen birine kendimi emanet etmem ben. birilerine faydalı olmak için eğitim görüyoruz, başkalarını cüzdanına göz diktiğimiz için değil. tabi dışarında pek o gözle bakılmıyo.




sürekli sızlanmayacağım yok şöyle yok böyle diye yazı boyunca merak etmeyin, en baştaki konuya dönüyorum.
diş hekimliğinde okuyorum ve tıp fakültesinin (en azından hacettepe için) bundan çok çok daha zor olduğunu biliyorum. sen kalkıp yıllarını harcıyosun, birilerinin derdine çare bulmak, onları tekrar sağlıklarına kavuşturmak ve en önemlisi hayatlarını kurtarmak için senelerce köpek gibi çalıyosun ve günün birinde işini düzgün yapmana rağmen hastayı kurtaramadığın için biri gelip seni darp ediyo, hatta öldürüyor!
hata her meslekte olur. belki daha hassas bi konu tıp alanı ama eğer hekim yapması gerekenleri en iyi şekilde yapmasına rağmen hasta kaybedilmişse bu artık onun suçu değildir.
peki cezayı neden hekim çekiyor?

çünkü hekim yarar sağlamayı düşünmez. boğazına bakıp, stetoskopla bikaç saniye dinleyip iki de ilaç yazıp parayı cebe indirir. amaçları bu. 6 sene + uzmanlığı bunun için yapıyolar.
seni sağlığına kavuşturmakla alakası yok. sadece parayı düşünüyo di mi?
sabaha kadar çalışırken aklında para yok. günde 15 saat ders çalışırken bi yandan da gelir gider hesabı yapmıyo. sana faydalı olacak şeyler için patlatıyo kafasını senelerce.

sen de git kafasına patlat bi tane, ödeşirsiniz belki.

8 yorum:

Milena dedi ki...

olaya yalnızca para yönünden bakılması çok acayip cidden..doktorluk ruh adanmadan yapılabilecek bir şey değil o ruha sahip olmayanlar mesleği seçmiyor zaten..
ortodonti tedavisi oldum ben doktoruma aşıktım çocukken:)sadece dişlerimi değil çenemi, dudaklarımı şekillendirdi üst dudağım yoktu benim:)dudağını çıkarıcaz dedi ve yaptı senelerce öyle çok uğraştı ki 11 yaşından 22 yaşına kadar gördü beni..şu an dudaklarıma bakan herkes nasıl güzel diyor ve ben gülümseyip muhteşem dişçimi anımsıyorum..
sakın pes etmeyin..o lanet olası cahil zihniyetler cezasını bulacak.
hepiniz iyi ki varsınız:)

Mr.E dedi ki...

Çok güzel demişsin, eline ağzına sağlık.

Kazanılan paralar göz önüne alınınca insanlar "ne var ya bunu ben de yaparım" diyor. Sırf o paraları vermemek için bak etrafına herkes hem hekim, hem avukat, hem mimar hem mühendistir. O kadar sene okuyanlar boşa okur çünkü nasılısa bu insanların "yeğenleri" de onu yapabilecek durumdadır, niye para harcasın ki böyle işlere

Zaten o yüzden kendi bildiğini sandığı o çük kadar şeyle değerlendirip, kesin hekim hatalıdır diyip adalet uyguluyor kafasından şerefsizler...(kusura bakma yazarken ben de şiştim)

Cüzzamlı Melek dedi ki...

değerli genç kardeşim,

umarım yeterince sinir bozucu bi giriş olmuştur.

yazının "hekime şiddet" kısmına değil de "yaptığım iş pek kıymetli, iyi diş hekimi az, parası da çok olur tabi, ama memleketin çaycısı, odacısı, ıvırı zıvırından bol ne var. hem ben kıçımı yırtıyorum, gençliğimi harcıyorum, okuyup adam oluyorum" mealine gelen tarafına takıldım...

verdiğin, verdiğim, verdiği emekler büyük. iyi para kazanmak, bazen büyük bedellerin karşılığı olabiliyor... kabul...

ama içinde bulunduğun ülke şartlarını düşünürsen, abuk durduğunu fark edersin. başta eğitim olmak üzere hiçbi konuda eşitlik yok bu ülkede. en başta da fırsat eşitliği yok. belki sen de orta direk bi ailenin çocuğuydun da kendin yırta yırta geldin. ama senin yaşında olup, ailesine bakmak zorunda kaldığından yırtınamayanlar da var.

hayatında gördüğü tek öğretmeni lise bitene kadar görmeye devam eden köy çocukları var. iyi bölümleri kazanan iyi ailelerin iyi çocuklarının çoğunluğunu düşünürsen, bırak dersaneyi, ders çalışacak odayı bulamayanlar var.

yanlış politikalar yüzünden göçe zorlanan insanlar var ve onlar senin gibi günde 15 saat dirsek çürütemediklerinden olsa gerek, asgari ücret karşılığı işte çalışıyorlar.o değersizler o kadar çoklar ki, diş hekimi ile aynı ücreti almaya değmiyorlar...

o zaman napalım? sen yine iyi paralar kazanmaya devam et emeklerinin karşılığında. ama hükümetler adam olsunlar. insanları bölmek yerine fırsat eşitliği sağlasınlar. çok okuyan çok kazansın. ama az okuyan, çok bulunana da komik hatta tükürülesi maaşlar verilmesin...

sen bugün çektiğin cefaya karşılık, en lüks otomobillere bin büyüyünce. ama arada kaynayan takım da en azından yol parasını düşünmediği, ayda birden fazla defa et yiyebildiği, hatta sinemaya gidebildiği, tatil yapabildiği kadar para kazansın... insan gibi yaşasın. ona da razılar çünkü...

sigortaları olsun mesela. başlarına bi iş geldiğinde, çöp gibi sokağa konmasınlar.

bütün bunları sağlayacak imkanlar var devlette. ama devlet, daha çok kendi imamgillerini doyurmanın peşinde. senin gibi değerli gençler iyi paralar kazanıyorken, elini çarpsan rastlayacağın odacıların, hademelerin ve dahi benim isyanım bunadır işte...

hadi Allah zihin açıklığı versin...

kahvedelisii dedi ki...

Yazını okumaya başladığımda beklediğimden çok daha farklı bir nokta da bitirdin. Dediklerin bir noktaya kadar doğru ama eksik bence. Diş hekimleri için bir şey diyemem tabi çünkü ne çalışma şartlarınızı ne de okuldan sonraki eğitimlerinizi biliyorum. Ancak büyük bir hastanenin çocuk ve ergen psikiyatri kliniğinde çalışan bir psikolog olarak hem kendi geçtiğim -ve hala geçmekte olduğum- eğitim yolu ve hem de beraber çalıştığım doktor arkadaşlarımın geçtiği/geçmekte olduğu eğitim yoluna bakarak söyleyebileceğim tek şey insanların ödediği o paralanın tamamının bize kalmadığı. Belki dışarıdan bakıldığında çok fazla para alıyormuşuz gibi görünebilir ancak gitmek zorunda olduğumuz bir çok eğitim var ve o çok dedikleri parayı yetiremediğim için hala sonraya ertelemek durumunda kaldığım eğitimlerim var. Üstelik -diğer birimler için bir şey söylemeye hakkım yok ama- bizim alanımızda hastaya/danışana ayırdığımız süre kişilerin gördüğünden daha fazla. Mesela benim heyet raporu almak için gelmiş hastalarla görüşme sürem 10 dakika da olabiliyor 2 saati de bulabiliyor. Fakat sonrasında oturup o hasta için rapor yazarken harcadığım zaman en azından 30 dakikayı alıyor. Belki arkamdan 10 dakika da yolladı deniyor ama o iş için harcadığım zaman en azından 40-45 dakika olmuş oluyor. Fakat dışarıdan bilinmiyor.

Öte yandan kişileri yerlerini dolduracak çok kişi bulanabileceği için az para kazanmasını mantıklı görmene şaşırdım açıkçası. Evet sistemin getirdiği nokta bu. Bir şey ne kadar kolay bulunuyorsa o kadar ucuz oluyor. Ancak bu o kişilerin emeğinin hor görülmesini gerektirmez. Nasıl ki biz kendi mesleklerimizin zorluklarını biliyor ve ona göre aldığımız paranın çok olmadığını hatta bazen az bile olduğunu düşünüyorsak o kişilerin de emeklerini göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum.

googhan dedi ki...

Milena
bi de puanla gelenler var, o ruh burada aşılanıyo kendilerine (bkz: gökan). benim doktorlarım nedense erkek oldu hep, kendilerine karşı bi hissim olmadı bu yüzden :D

istenen hasta! ne kadar para verdiğini değil, emeği hatırlamak gerekir normalde de. o hekimin yerinde olmak isterdim :D



Mr. E
evet, dışarıdan bakınca okumaya gerek yok. hepimiz mühendis, doktor, kimyageriz aslında. biz değilsek de senin dediğin gibi yeğenlerimiz öyle. ne gerek var okumaya :D

en son 2 kol ve 2 bacak naklinde herkes içindeki doktoru ortaya çıkartıp "olur mu hiç öyle şey?", "4 uzuv olmaz aynı anda" değişlerdi. bilimsel bi temeli yoktu bunların.
evet, hasta ne yazık ki kaybedildi, ama tıp bilgisi doktorlar dizisinden, sabah kuşağı otlarından ibaret insanların ahkam kesmesi çok saçma gelmişti bana.



Cüzzamlı Melek
aslında ıvır zıvır gibi bi düşüncem kesinlikle yok. hatta okulda bi öğrenci güvenlik görevlisine "sen sıradan bi güevenlik görevlisisin, bense hekimim" derken bu olaya en çok karşı gelenlerdendim. tüm emekler değerlidir.

eşitsizlik bariz. eğitim alanında da böyle. maddi durumu yeterli olmayan, ailesi "kız kısmı okuyup ne olacak sanki" dediği için eğitimine devam edemeyen ya da fiziksel bi engelden dolayı okuyamayan kişiler ne yazık ki var.

bunun karşısında özel ders, dershane gibi her türlü imkandan faydalananlar da var. ve kendi sınıfımı düşünürsem neredeyse herkesin ailesinin iyi geliri olan bir işi var. sadece buradan bile anlayabiliriz ne kadar eşit şartlarda(?) sınava girildiğinin.

değer konusuna gelince, başta da tüm emeklerin değerli olduğu söylemiştim. emek veren kimseye ya da yaptığı işe değersiz demem. boş oturan ve çabalamayan kişi değersizdir bana göre, o ayrı.

fırsat eşitliğinin sağlanmasını ben de istiyorum, mantıklı düşünebilen kimsenin karşı duracağı bi şey değil bu. ama durum bizim açımızdan pek de iç açıcı değil. fark her geçen gün daha da büyürken eşitliğin sağlanması daha da zorlaşmakta.
biri öğle yemeğine bilmem kaç bin dolar verirken, diğer kişi o parayla bir sene geçinmeye çalışıyor.

devletten bi şey beklemiyorum ben açıkçası. "tükanı kapattık" diyip çekip gitseler ve olduğumuz yerde kalsak razıyım her gün biraz daha boka batmaktansa. belki açılan fark bile kapanır böylece.
umutlu muyum? ne yazık ki hayır.



kahvedelisii
buraya asistanlarımızın aldığı maaşı ve seminer ücretlerini yazmak istemiyorum. her tarafa yayalım diye değil, bizi bekleyen şey hakkında bir fikrimiz olsun diye söylemişlerdi ama şu söyleyebilirim; "bütün bir sene tek bir seminere gitmek için para biriktiriyorum" demişti bi hocamız.
benzer durum sizde de varmış sanırım.

ben de sizin mesleğinize dışarıdan bakan biri olarak bu kadar uzun süre aldığını bilmiyordum. aslında olay "10 dakika baktı, o kadar parayı cebe indirdi"den ibaret değilmiş.

mantıklı değil. bu noktaya takılınmış ama sadece mecbur bırakılan durumu yazdım. birkaç paragraf üstte de belirttim, tekrar yazayım, tüm emekler değerlidir ve değerli bi şeyi hor görmem.
hatta 3. yorumun cevabında yazdığım hekim - güvenlik görevlisi tartışmasında bulunduğum taraf da böyle düşündüğümü gösterir.

Cüzzamlı Melek dedi ki...

kahve delisi... polise benzin vermeyen devlet, sana eğitim parası verir mi? sonra mazallah işini bilen bi hekim olur da hayat filan kurtarırsın... en iyisi tiyatrocu olmak. bak özelleştiriliyo da. parayı bastıran düdüğü çalar. hatta ben derim ki tiyatroları müsiad satın alsın. küçük mücahit, Kabe yolunda vb oyunlar izleyelim. medeniyet dediğin zaten dinsiz kafir icadı...

hadi gençler, iyi haftalar...

megalomanyak dedi ki...

ödülün var sayfamda:)

yoldy35 dedi ki...

Yazılarınızı gityat.com ' da paylaşabilir, sitenizi tanıtabilir ve kendi kanalınızı kurabilirsiniz. Sizi de aramızda görmek bizi çok mutlu eder.