7 Nisan 2012 Cumartesi

meraba. arada görüncem böyle

efendim merhabalar. sınav dönemi falan demedim geldim yine buralara.
aslında her gün gelmeme rağmen yazı yazmıyorum, neyse.

hani tivitır hesabıma kavuşmuştum ya bikaç hafta önce, heh artık orda ufak ufak bişiyler yazıyorum. günlük olayarı yazmak için daha iyi sanki. buraya kısacık yazı yazınca olmaz ama oraya olur. orda da başka türlü olmaz zaten.


eveeet, anlatalım bakalım biraz.
gittiğimden beri pek bi şey değişmedi. hasta oldum sadece, o kadar. olunca da tam oldum. kusma, ishal, ateş, mide bulantısı, baş dönmesini paket halinde alıp hepsini aradan çıkarttım. iyi oldu. iyi oldu dediysem şaka tabi, bir gün bir gün bir çooooocuk eveee de gelmiş kimse yoook'taki çocuk gibi kıvrım kıvrım kıvranıp hastaneyi boyladım.


ya hastalığı boşvereyim, eğlenceli şeyler anlatmayı seviyorum blogta.
bakalım son zamanlarda eğlenceli ne olduuuu... he bugün takla attım o var. anca o kadar işte eğlencem.
öğle yemeğinden sonra iki arkadaşımla kütüpaanenin önünde otururken eğimli çim arazide lıbılıbı diye yuvarlanmayı göze alarak bıraktım kendimi çimlere. bikaç santim kayarak durabildim, sorun olmadı. benim korkum duramayıp iyice yuvarlanmaktı.
yanından geçtiğim öğrenci "nooluyo lan" diye bi irkilse de takla atan öğrenci olduğunu anlayıp rahatladı. düşünsene, efendi efendi oturup milletle konuşurken yanından birisi yuvarlanıyo. daha sonra üstü başı çim halde ayağa kalkıp gülüp arkadaşının yanına gidiyo. ben olsam eğlenirdim. takla atan insan olarak da eğlendim gerçi, sorun yok.


kütüpaane demişken yine kütüpaane seferlerime başladım. geçen akşam ordaydım zaten. arkadaşımla çalıştık. gerçi farklı dönemlerdeyiz ama yan yana çalışıyoruz işte, beraber dediğim o. mont götürmek için gittim aslında biraz da. akşam eve döncekti, ankaranın havasına kafa tutar vaziyette ince bi şeyle çıkmış, akşam mont götürdüm kendisine. dönmedi ama, kütüpaanede uyumuş. mont da tamamen işlevsiz kalmadı, battaniye olarak kullanmış kendisini. XL falan da değil mont, nasıl örttü ki üzerini?

neyse işte sabah kalkıp kaavaltıya gittim, ordan direkt kütüpaaneye geçtim kitaplarım da ordaydı zaten. öğle yemeği için de yemekaaneye gidip ardından tekrar kütüpaaneye geçtim. sınav dönemi en ağır seferim olan
yurt- yemekaane (kaavaltı) - kütüpaane - yemekaane (öğle yemeği) - kütüpaane -yemekaane (akşam yemeği) - kütüpaane - yurt
arası seferlerimi yapmadım ama, yemeği beğenmedim çünkü. akşam yemeğine gitmeyip direkt yurda geçtim. bi güzel de uyudum mahler eşliğinde. yarın sabah yine gidicem, gündüz uyuduğum için saat 23:30 civarı olmasına rağmen uyuyamıyorum.
öyle bakmayın lan, beynim başım dönüyo, çok uykum geliyo sınav zamanları. keşişlerin kendilerini manastıra kapatmaları gibi kütüpaaneyi kutsal mekan belleyip orda geçiriyorum ömrümü. yemek ve uyku için çıkıyorum arada.

yarın erken gidicem bi de. arkadaşımla masadan eşyalarımızı aldık, sabah gidem de yer tutam. öğlen çok doluyo çünkü, yer bulunmuyo. sabahtan oh mis. hem kahvaltıdan sonra bi enerjiyle çok güzel yardırılıyo. bi de endodontiyle pedododonti sınavları var, anlaşılabilir dersler. çalışması da eğlenceli oluyo.


evet yine yemeyip içmeyip ders anlattım.
la benim ankarada ince eşyam kalmadı hiç. hep kalın kalın sivitlerim var, şubat modunda geziyorum hala. bi gün kenarı çekilip "o zamanları atlattık, götünde bomba patlattık" diyip kışlıklarımla dalga geçicekler diye korkuyorum. gerçi bikaç tane ince var ama iki gün giyince kirlilerin arasına karışıyo onlar da. sınav bahanesiyle yıkamaktan da kayarıyorum, biriktiler iyice. YARIN GİYECEK EŞYAM YOK LAN!
aboo şimdi baktım, bitmiş eşyalarım. du bakam biraz daha...
aa tişötrüm var, onu giyeyim. çok severdim kendisini. başka başka başkaaa... bi de yeşil gömleğim var. içine o tişörtü giymek istemiyorum, mavi bi şey vardı onun içine giymek için, şimdi yok.
biraz daha bakındım da bulamadım maviyi. onun yerine lacivert-beyaz çizgili bi şey buldum. onun da önünde mavi bi leke vardı, deterjanla sileyim bi çıkarsa onu giyerim. onu da pek çok sevmekteyim.

kışın giymek için her renkten sivitim olmasına rağmen bu geçiş döneminde sıçıyorum. yaz için de var bak, sonbahara da uyum sağlayabilirim ama ilkbahar gelince onulmaz dertlere düşüyorum.
o çizgiliyi yıkayayım ben bi yazıyı yayınladıktan sonra



normalde kola içmiyodum, pankreas kanresi riskini %87 mi %78 mi ne arttırıyomuş 87 galiba. neyse, içmiyorum işte ben bunu. akşam yurtta acıkınca calzone menü istiyorum, orda geliyo kola. içince bi güzel geliyo, her menü alışımdan sonra ertesi gün 1 litrelik kola almaya gidiyorum. calzone aşkına pankreas kanseri olacam, ona yanıyorum.
he tadı çok mu güzel? hayır değil ama çok güzel tok tutuyo kendisi. pizzadan daha çok seviyorum bu özelliği nedeniyle.



odayı yine bok götürmeye başladı. görevli gelse de toplasa diye bekliyorum. oda arkadaşım biçok şeyi attığında  şikayet etse de ben memnunum, şimdiye kadar giden eşyam olmadı hiç. iyi temizliyo bence.
geçen seneki görevli de iyiydi ama ondan önceki adam odaya girmezdi nerdeyse. la gir arada temizle. anca aşşaada çay içerdi. sinir geldi bak hatırlayınca.



endodontiden diş gömecektim, yarına kaldı yine. ne buz kalıbım, ne bolüm (doğru yazdım. l ince) , ne de alçım var. bulurum heralde bi şeyler.


hadi konular bitti artık, yatayım. daha yarın kütüpaaneye gidip yer tutucam. kendinize iyi bakınız efenim...

6 yorum:

seymsomething dedi ki...

bu aralar hasta olan olana ya bu ne böyle O_o çok geçmiş olsun efenim.

ahahaha bence de çok eğlenceli öyle takla atmak. en son ilkokul zamanında yapmış olsam da (öğretmen beden derslerinde hava güzel olursa bizi okulun yanındaki koruya salıyordu da) baya eğlenceli bi olay o ahaha. arada yokuş inmeye üşendiğimde de yapmayı düşünmüyor değilim hani ama henüz yapmak yemedi :D

öğlen uykusu candır ya. sen de sev onu, besle, büyüt, ilgilen. gece pek uyutmasa da alışıyorsun ona da zamanla merak etme :D -o yemekhaneye gitmeyin ya O_O-

endodonti neyse de pedododonti ne ya :D okurken doda takıldığını düşünmedim değil hani :D hatta şuraya yazmak için bile ctrl+c/v ikilisini kullandım ahaha

sanırım şu paragraftan sonra çıkıp 2-3 ince sivit alman gerektiğinin farkına varmışsındır. orası hala soğuk mu oluyo?

o kanse bilmem bir şey yazısından sonra tekrar içmeye başlamamış mıydın la? ben mi yanlış hatırlıyorum :D -yazmışsın zaten fff. neyse bu kısmı da geçiyorum o zaman

geçen tivitırda bahsettiğin şu maç-kavga muhabbetini anlatırsın diye ümit etmiştim ama fos çıktı fff. anlamadım ben o olayı la bi ara onu da kısa özet geçsen süper olur. ıhım. saygılar

googhan dedi ki...

teşekkürlerimi sunuyorum efenim :D

eskiden daha güzel takla atardım, artık havada bvi süre asılı kalıp pat diye sırtımı üzerine düşüyorum. aaah ah gençliğimde böyle miydim ben...

o yemekaane candır! 1 liraya yemek yiyoruz lan. bugün de tas kebabı vardı mesela :D

do'da takılı kalmışım evet :D pedodonti o. bi tanesi fazla kaçmış, olur öyle :D

hayır almıcam! evden gelcek bikaç eşyam. alışverişten nefret ederim.

kanserden sonra içtim evet ama yine bıraktığım dönemler oldu. hafızana kurbaney :D

bi dahaki yazının konusu o olsun o zaman. hem eğlenceli de konu. tıplarla olanı yazmıştım, bi de eczacılığı koyalım.

seymsomething dedi ki...

gökan abieee yapma, etme, eyleme yazık o yediniz atlara, kedilere, köpeklere hıkhık* 1 liraya o kadar kişiye kebap nasıl olur ya fff. kılık değiştirip sizin yemekhanenin mutfağını inclemeye alıcam ya yok olmaz böyle O_O

hadi ya asdfghj. ama pedododonti diye gugılda aratında 2-3 bişi çıkmıştı asdfghjk.

voleybol falan de demiştin (gerçi ona gitmemeyi planlamıştın sanırsam) o ne oldu? bak merak ediyorum diyim asdfghjklş

googhan dedi ki...

geçen artan etleri kediye verdik, hala hayatta. afiyetle de yedi :D


bi hastanenin sitesinde yazıyo. ohanes :D
bi de benim blogumda var işte pedododonti diye


voleybola gitmedim. kavgayı da sormayı unuttum oda arkadaşıma. odada görürsem sorarım ama ambulans geçmedi hiç, kavga çıkmamış demek ki

indinagos dedi ki...

Bu bloga ne zaman girsem, okuyup kapattıktan sonra ders çalışmaya başlıyorum.Tam da lys zamanı, iyi oluyor iyi :)

googhan dedi ki...

bi işe yaradığımı hissettim şu an :D