17 Aralık 2011 Cumartesi

kardeş ne diyon sen?

bugün beynim 12'de kepenkleri indirdi.
yaldır yaldır çalışma aşkıyla gittiğim kütüpaaneden helva kıvamında bi beyinle döndüm. son kurtarma çabaları olarak içtiğim 2 kahve de bi boka yaramadı, olan 1,5 lirama oldu. hem onları içmesem şimdi mis gibi uyuyo olurdum. ama onun yerine helva bi beyinle karşınızdayım.


2'ye kadar çalışmak da iyi aslında. normalde bu saatlere kadar rahat çalışabilirm ama bugün labtan çıktığım için yorgundum biraz. bi de yemekte yoğurt vardı, o mıyıştırdı.
protezle başlayan çalışmam aşırı sıkılma sonucu cerrahiye kaydı. cerrahi de bana.
hayır zaten anlamadan okuyorum, şu cümlenin gelmesiyle ne kadar kalmış, başka konu anlayabilir miyim diye düşünmeden kapadım kitabı koydum çantama. yazayım bak

konjenital kalp hastalığı
-fallot tetralojisi

belirtileri; pulmoner stenoz, yüksek ventriküler septal defekt ve sağ ventriküler hypertrofidir. konjenital siyanotik kalp hastalığının en sık görülen formudur. oral cerrahi girişimler için mutlaka antibiyotik profilaksisi uygulanmalıdır.



ben de sizi seviyorum!!!


ya ama şu içtiğim kahveler cidden çok kötü uykumu kaçırdı. hayır bi boka yarasa tamam ama beyin almıyo. madem uyku kaçırıyon, beynin kepenkleri kapatmasını da engelle arkadaşım. kafein var dediler geldik diye boşuna mı midemin ağzına sıçtım?



he bi de cerrahide bi madde vardı, onu da yazayım.
şimdi cerrahi müdahaleden önce kalp problemi olan hastalara kaygı giderici protokol diye bi şey uygulanıyo. işte dinlendirici müzik, ani hareketlerden kaçınma, gerekirse sedasyon uygulanması falan. operasyon sonrası işlemlerdeyse gece hastanın kontrolü diye bi madde var.
şimdi mantıklı düşünürsek bu adam kalp hastası, höt! desen kalp krizi geçircek. gece kontrol etmek için de 2 yolun var.
birinci yol evine girmek ki adam seni orda gördüğü anda kalpten gider. tek kaldığın bi evde bembeyaz önlüğüyle birini görürsen kalp rahatsızlığın olmasa bile o andan itibaren olur zaten.
ikinci yöntem biraz daha az riskli. adamımızı aramak. ama sen gidip gecenin köründe (mesela saat 4'te) ararsan birine bi şey oldu diye adam telaş yapar, yine kalpten gitme riski var. kendimden biliyorum gece telefon çalınca aha biri öldü derdim, o da der.

mantıksızlığından dolayı böyle bi şeyi yapmam. he yapçaam zamanlar olur mu? neden olmasın.
mesela hoş bir bağyana minnacık bi dolgu bile yapsam saat 4'te arayıp "miriba jale hanım, dolgunuzda bi problem hissediyo musunuz?" diye sorabilirim.
hatta daha da abartıp bu gece eve gitmeyin, gözetim altında tutmamız lazım. ben karyolada yatarım, yatakta rahat rahat yatın siz falan da diyebilirim.
şaka tabi, hastalara telefon numaramı bile vermeyi düşünmüyorum. gecenin köründe dişim ağırdı diye ararlarsa deminki o biri öldü düşüncem yine gelir.



helva beyinle yazdım yazıyı, sabah okuyunca "ne demek istemişim lan ben burda?" diceem yerler görmem umarım. zamanında buzdolabına koyduğum iki yoğurttan birini yiyip yatsam kahvenin etkisini hafifletir heralde biraz.
ya hakkaten niye içtim ben o kadar kahveyi? olmuyosa olmuyo işte.

6 yorum:

Bayan Dırdır dedi ki...

hahahaha kendimi gördüm şu yazdıklarında yaa :) farmakoloji sınavları öncesi yaşadığım buhranlar bunlar :D

googhan dedi ki...

ortak sorun :D
biyokimya daha kötüydü aslında ama geçti gitti, rahatım biraz daha

seymsomething dedi ki...

yazının ilk yarısından cidden bir şey anlamadım ama sanırım senin kafanın böyle uçmasının sebebiyle benim anlamama sebebim aynı :D cerrahi ne muhteşem dersmiş öyle :D

dişe en kötü ne olacağını bilmeyen biri neden ondan korksun ki? böyle antin kuntin rahatlatma hedeleri uygulanırsa adam kıllanır "ölüyo muyum lan yoksa" der. bence hiçç bunun için ekstra kafa patlatmasınlar valla gerek yok :D

yok yok verme telefon numaranı bu hasta milleti cidden hasta ruhlu olabiliyo çıkar karşına en pinpiriklisi şimdi der "doktor beyciğim şimdi benim başım ağrıyo biraz da geçen gün yaptığınız dolgudan olabilir mi acaba?" yada "doktor bey bizim oğlanın süt dişlerinden biri çekilcekti de musait misiniz getirelim mi şimdi?" falan diye sonra uğraş dur :D

googhan dedi ki...

dişe değil, kendine ne olcaanı bilse oturmaz o koltuğa :D
adamımızda angina pectoris olsun, sen gidip yüksek vazokonstrüktörlü (damar büzücülü) bi anestezi uygularsan adamın kalbi zaten beslenememeye yatkın, iyice tıkarsın damarlarını. kalbe yeterli kan gitmez. elinde nitrogliserin tablet de yoksa bi güzel kalp krizini geçirir orda.
sırf bunu anlatmamak bile yeterli bi kaygı giderici protokol bence :D


yok yok telefon olmaz. sadece protez hastalarına verilebilir numara tekrar seansa çağırmak için. başkalarına ı-ıh olmaz :D

crazywomanrosemary dedi ki...

Bu kadar ciddi konuları,durumunu ancak bu kadar muzipçe yazabilir insan..Sen en iyisi şu kahve içimini azalt biliyorsun onun yaptıkları da az değil..:))
kolay gelsin..:))

googhan dedi ki...

selülit yapıyodu galiba, benim için problem değil :D


konu ciddi de, daha hasta bakmadığım için kağıttan okurken bi problem olmuyo. yoksa hasta karşımda kalp krizi geçirirken bu kadar rahat olmaz durumum :D