16 Aralık 2011 Cuma

kanım bile su kaybından katılaştı

bi daha kruvasan yemeden önce kesinlikle suyumun olup olmadığını kontrol etçem.
dün tam bir hayvana yakışır vaziyette 5-6 tane kruvasan yedim, acıkmışım biraz. tabi doğal olarak ağzım burnum kurudu. masamın altına baktım, su yok. normalde burda olur sularım.
kütüpaaneye giderken yanıma aldığım pet şişelere bakayım dedim, 2 tane var ikisi de boş!
çantada var mı acaba diye baktım, çıtır çıtır şişe sesi geldi. ehe dedim şişe var burda. mutlu mesut çıkardım şişeyi çantadan, 2 parmak su var sadece.



oda arkadaşımın su stoğuna baktım, yakın durumdayız.
kantin kapanalı yarım saat olmuş, bakala çıkmaya da üşendim. afrikanın kurak toprakları gibiydim, koridorlar önümde uzayıp giden sahra çölüydü sanki. her köşeden bi kutup ayısı çıkçak gibiydi.
dedim madem bu gece suyum yok, susuzluk çekmemek için erkenden yatayım bari. böylece uyumak için bahanemi de yaratıp mutlu mesut yataama girip uyudum.

akılsızlık kötü şey, bugün yine su almadım. kruvasan yerine kek tercihim iyi oldu bence. yoksa yine afrikanın kurak topraklarında hissederdim kendimi.

buna benzer bi durumda hissediyodum işte kendimi






kings of convenience - riot on an empty street albümünde know how ve live long şarkılarının başları acayip birbirine benziyomuş.
şarkıları tek tek değil albüm şeklinde dinlediğimden, bi de genelde ders çalışırken arkadan eşlik ettikleri için pek fark edememiştim ama bugün live long'u dinledim, ana dedim know how gibi bişiymiş bu. buyrun bakabilirsiniz
live long
know-how

iki şarkı da ayrı ayrı candır bu arada. aslında albüm genel olarak güzel. hatta grup çoğoş, gruptan kaynaklanıyo güzellik. evet böyle.





sağ üstte bi anket var. sevilmeyen, istenmeyen bi konuda yazmayım diye iliştirdim onu oraya. şimdilik pek öyle tiksinilen bi konu yok gibi duruyo. ya da üzülmeyim diye her konuda yazsın dediler, bilmiyorum.
istemediğiniz bi konu varsa orda işaretleyebilirsiniz. bunların dışında bi şey varsa yorumun kıyısına köşesine not düşerseniz bi daha o konuyu yazan barnahlarım daş olsun! (şaka, olmasın)






bugün acayip kararlıyım, kütüpaanede deli gibi çalışçam. gerekirse sabahlıcam! (not: şu ana kadar bi kere bile baştan haber verip gerçekleştiremedim bu eylemi. taa 2 sene önce yapmıştım sadece, onda da kendiliğinden olmuştu)






yemekhanede elma olduğu her gün o elmayı yanıma alıp yolda yiyorum. oturup yemeyi sevmesem de yolda elmayı kemirme aşkı var. bugün bi arkadaşım "ne zaman görsem elma yiyosun. pamk prenses gibisin" dedi. pamuk prensesle bağlantıyı kuramayıp hikayeyi okudum.
bildiğin gugıla pamuk prenses hikaye yazdım aradım. bunu 10 sene sonra çocuğumla yapmam gerekiyodu sanırım, biraz erken oldu. neyse, orda minik bi yerde elma geçiyomuş.

--------spoiler-------
cadı bu hanım kızımızı zehirlemek için vermiş.
--------spoiler-------

nerden geldi aklına orası bilmiyorum. kırk yıl düşünsem elmayla pamuk prensesi bağlayamazdım birbirine.
(kaldı ki neden bağlayım, neden 40 yıl sırf bunu düşüneyim)

13 yorum:

AtYarışındaki Eşek dedi ki...

La gök , cırcır olacan ama hamurlu olduğu için cırcır olmazsın sanırım. Kurutmuş olum seni, kruvasan.
-Bu arada ankete katıldım, gükan gülsün, pamuk prenseslikten kurtulsun.

googhan dedi ki...

olmam yaa. kupkuruydu zaten, bir ay cırcır olmam o sıvı kaybıyla :D

pamuk prens diilim olum ben. iki elma yedik diye pamuk prenses dedi kız :D

degdimisimdi dedi ki...

Yolda elme yiyenlerle ilgili kötü bi anım var. Paylaşmak istiyorum. Yine günlerden bir gün sabahki dersim sonrası ihtiyaçlarımı gidermiş öğlenki dersime gidiyorum. Sürüler halinde amcalarla aynı yolu paylaştım bi süre. Yolda değil aslında kocaman bi alan bir sürü yolun kesiştiği. Ben de o alanda bi baştan diğer uca giderken çaprazlama gelen amcalarla karşı karşıya gelmekteyim. Şimdi düşününce baya uzun sürede geçtim o yolu sanırım incemelekten. Çünkü hepsi elma yiyodu. 100 amca gördüysem o sırada ,ki muhtemel bi sayı, 100ü de elma yiyodu 3erli 4erli gruplar halinde.Napıyonuz lan siz orda diye merak ettim tabi. Hepsi de aynı yönden gelip aynı yöne gidiyodu. Hepsi de taksiciler birliği, muhtarlar birliği, genç kalanlar lokali gibi yerlerden geldiği izlenimi veriyodu. İşte öyle.

degdimisimdi dedi ki...

Bu yorum yazma kutusunda yazılar çok küçük görünüyo ben de bi de elme yazmışım göremeyip. Çok gülüyom öyle şeylere.

googhan dedi ki...

o amcaların amacını düşündüm ve tek bi fikir bile yürütemedim. onlar aslında beyninin sana oynadığı bi oyun.

yaşlı adamlar sıkıntılarını, çok olmaları yine çok olmasını (burda bi değişiklik yok), aynı yöne gelip aynı yöne gitmeleri monotonluğu, sadece elma yemeleriyse tekdüzeliği ifade ediyo.
eyyorlamam bu kadar.


ben de hep yanlış yazıyorum, oluyo öyle.
yazdığımı kontrol etmeden yayınlayıp sonra dizlerimi dövüyorum ah ellerim gırılaydı da yollamayaydım diye.

degdimisimdi dedi ki...

Şu yaptığın naçizane yorum (iyi anlamda) ve blogumdaki etiketler birebir uyum içerisinde. Beynimin her türlü oyununda sana danışmayı talep ediyorum. Teşekkürler.

googhan dedi ki...

aman efendim ne demek, istediğiniz zaman danışabilirsiniz.

Parya Tavananna dedi ki...

Çeşmelerden gürül gürül su akıyor bre bredarer. :D

googhan dedi ki...

çeşme suyu içmem :D
içemiyorum, bi değişik geliyo kendileri

AtYarışındaki Eşek dedi ki...

Ankara ve Çeşme Suyu - Basit bir intihar, yapma gözünü sevdiğim. Hemen ölmesen de zaman gelir ve ...
-

googhan dedi ki...

heh, işte ondan içmiyorum ben de :D

blogger yorumunu spam olarak algıladı. vay şerefsiz!

At Yarışındaki Eşek dedi ki...

Google sabahtan beri bana ve bloguma piçlik yapıyor.
- hala da yapmaya devam ediyor.

googhan dedi ki...

şu geldi aklıma yorumun sonunu okuyunca

"Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."



bende hiç saçmalamadı kendileri sağolsunlar :D