12 Eylül 2011 Pazartesi

I [kalp] ev

evime kavuştum uzun bi aranın ardından. internetsizlik de bayağı koydu. bünyemin biraz olsun radyasyondan arınması iyi olsa da internet daha iyi.
gerçi öyle büyük bi arınma da yaşayamadım. günün büyük bi kısmını europa universalis III oynayarak geçirdiğimden (evet, hala bıkmadım oyundan) diğer zamanlardan pek de farklı değildi bu dönem.

geçemiyorum gelişme bölümüne geçemiyorum!!
geçtim.

sonuç olarak evimdeyim. yine tabureme oturdum. evet, taburede oturuyorum ben. hayatımın büyük bölümünü ev dışında geçirdiğimden odam artık benim odam değil. benim olmayan odada benim sandalyeme de yer yok, anca mutfak taburesine yer var. canımız sağolsun.

yannız hakkaten sağımda solumda saçma sapan eşyalar var. ne çabuk unuttular beni de depoya çevirdiler odamı. yanımdaki dondurucu yine gezegen gibi sesler çıkartıyo, sinirimi bozdu hayvan. ne diyo lan bu dersen eğer buyur burda anlattım gezegeni. (4. paragraf)
(yazı ne biçim gidiyo bu arada, toplayamıyorum)



işte bugün ben de sınavdan çıktım. 1 tane dersten bütünlemeye kalmıştım. bi güzel sordular soruları çatır çatır ııı... sormuşlar. evet sormuşlar, başka bi kelime değil. terbiyesiz şeyler yok, edepli edepli.
3 tane (aslında 4. bi soru 2 kere sorulmuş) soruyu sınava gelen hocalara sorduk. biri doçent sanırım, diğeri hakkında fikrim yok. 3 soruyu da bilemediler,  hatta birini yanlış söyledi birisi. üeh dedim, siz bilemiyosanız biz naabalım. sinir oldum ama çabuk geçti. aldığım puan geçmeme yetiyo sanırım, mühim olan da bu zaten.




şu anda ayaam kopçak gibi ağrıyo. 2 seneden beri ankara-istanbul arasında bindiğim en kötü otübüse bindim. koltuklar o kadar yakındı ki önümdeki insanın kulağına dilimle dokunabilirdim. tamam hoş olmazdı ama mümkündü yani.
he o kadının kulaana ben kendim de dokundurmam dilimi zaten sinir oldum. kadın durup dururken hhooüüşştt diye koltuğunu yatırmaya başadı, tek kelimeyle korkunçtu.
kaçıcak hiçbi yerim yok ve koltuk geldikçe geliyo üzerime. sıkışıp ölsem pisi pisine gidicem, ölürüm de. zaten sıkışığız kadın hala geliyo. en sonunda dizime dayandı koltuk, daha fazla gitmiyo. arkasına döndü allaalla niye yatmıyo daha fazla dedi. e yatmaz tabi beynamaz, dizim var orda. minnacık yerdeyiz.
neyse biraz daha zorladım kadını sonra çektim dizimi, yatırdı. yere paralel olcak nerdeyse hala daha da indirmeye çalışıyo. baktı 180 derece olmuyo koltuk, zorlamayı bırakıp 270 derecede bıraktı.

insan bi sorar, en azından bi uyarır di mi? belki önümdeki o masamsı şeyde su var, lök diye yatırdın önüme. ben mesela her yatırışımda sorarım arkamı dönüp bi sakıncası var mı koltuğu yatırmamın diye. şimdiye kadar kimse yatırma demedi. teşekkür edip biraz yatırırım. 180 derece ya da 270 derece amacım olmaz, azıcık kaykılsam yeter bana.
zaten yeni otübüslerde koltuğun arkası yatırılınca oturduğumuz yer ileri gidiyo. benim asıl olarak bacak sığmadığı için fazla ileri gitmesin diye minik bi eğim yapıyorum.




bak ne güzel başlamıştım, sinir etti kadın, asabi bitircem yazımı.
he şeyi de yazayım, akçaydan ankaraya giderken başka bi kadının yaptıını.

gidiyoruz şimdi, önümüze bi tır çıktı. frene abandı sürücü ama kocaman araba zınk diye durmuyo tabi. yaklaştıkça yaklaşıyoz tıra, bütün otobüs de ileri savruldu. neyse tır hızlandı, küçük bi mesafe kala temas engellendi.
arkamdaki kadının yorumu: "ay tam dalıyodum ha"
lan az önce sonsuzluğa dalacaktın nerdeyse, hala uykunun peşindesin. biraz daha geç frene bassa adam tırla birleşip yolda dans edicekti otobüs. uyku diyon sen hala.

yok yok, bu iki kişinin tekrar otobüslere binmesi engellenmeli.

4 yorum:

mavi dedi ki...

ah şu bacak-otobüs olayı beni de yıllardır yedi bitirdi. En son geçen hafta gittim İstanbul'a. Dönüş yolunda ben hemen meraklı bebeler gibi önümdeki masamsı şeyi açtım. Aştım açmasına da ulan kapanmıyor. İttiriyorum,zorluyorum. I ıh. Önümdeki centilmen yakışıklı döndü. "Ben mi rahatsız ediyorum acaba?" dedi. Meğer çok azıcık yatık imiş koltuğu. Ah canım dedim yok sen bir tanesin de ben yeteneksizim. Ama işte herkes bir değil. Ne yolculuklar yaşadım ne mallarla.Sonuncusunda tövbe etmiştim kiiiii sanırım önümüzdeki hafta içi yine İstanbul'a gideceğim =/

googhan dedi ki...

mal savıcı olarak kulaklığı öneriyorum. kesin çözüm, bütün iletişim kopuyo ve nispeten daha rahat bi yolculuk geçiyo.
he bugün yanımdaki adam sorucaanı dürtüp sordu yine. nerelisin diye sormak için adam mı dürtülür be!

helin dedi ki...

ay tam dalıyodum ha

gülmekten ölcem sanırım :D:DD::D:D:D

googhan dedi ki...

aklıma geldikçe derin düşüncelere dalıyorum. nası bi kafa yapısına sahipti acaba o anda?