20 Eylül 2011 Salı

büyükada

gidicem gidicem dedim, gittim sonunda. büyükadadaydım (yazılışı ne kötüymüş) bugün efenim.
sabahın köründe kalktım yine. aslında gece boyu da rahat rahat uyuyamadım. heyecandan mı? hayır. rüyamda zamanı yanlış hesapladığımı gördüm. 07:30da kalkıp hazırlancaktım aslında, ama o saatte kalkarsam eğer yetişemezdim.
rüyada bile mantık olması bazen hiç hoş olmuyo. bi kere lucid dreaming olayını unutayım ben. rüyada olduğumu anladığım anda -_- beyle uyurken O.O şu duruma geçiyorum. bi keresinde kuzenim kaybolmuştu rüyada, tamam normal buraya kadar. ama daha sonradan evde gördüm onu, gerçek değilsin di mi dedim, kafasını sallamıştı gülüp. o zaman rüyadayım diyip uyanmıştım.
şey de olmuştu. evde kapılardan girdikçe başka kapılar çıkıyodu. bu işte bi mantıksızlık var diyip uyanmıştım. halbuki uyanmayıp istediğimi yapsam ne hoş olar.


konuyu daha fazla dağıtmadan ada şeysine geliyorum. ne demiştik efenim, rüyamda zamanı yanlış hesapladığımı görüp uyanmıştım. hakikaten de yanlış. yarım saat erken kalkmam gerekiyo planlanan zamandan. erken de kalktım.
hazırlık aşamasını geçtim, istasyona getirdim konuyu. 08.08 trenine bincektim, aha bi baktım 07.50 treni bekliyo. dedim buna bineyim bari. jeton alamya sıraya girdim, millet deli gibi acele ediyo. yahu bi sakin olun, 5 dakika var daha hareket etmesine ne paniksiniz! sakin sakin aldım jetonumu, turnikeden geçip sallana sallana en uçtaki vagona ilerdedim boştur diye. eh, çok boş olmasa da yer vardı. tuzlaya kadar. tuzlada hindistan trenleri gibi oldu. havadaki sınırlı oksijen molekülleri için savaş halinde herkes. erken indim de kurtuldum.
kartalda inip ordan iskeleye geçtim, sefer saat 09.00da. yarım saatim var.

okuyanlar vardır belki, eski sevgilimi falan anlatmıştım. heh, kendisi kartalda oturuyo. dedim bi minibüse bindiği yere gidip eski günleri hatırlayayım.
gittim. hani böyle bi üzüntü, duygulanma falan bekledim ama düşüncelerim birbirine karıştı, bi şey hissedemedim. biraz daha yürüdüm beraber yürüdüğümüz yerleri ama hayır hissizdim. onu bikaç saniye daha görebilmek için minibüsün arkasından koştuğum yerin burası olduğuna inanmak istemiyodum belki de. biri giderken camdan bile bakmayan benim nefes alamadığım yer burası olamazdı.
ama öyleydi. ayrılığı kabul etmem gerektiğini fark ettim. içimden "evet sayın seyirciler, bir ilişkinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayız" diyip iskeleye döndüm.

ordan da büyükadaya olan yolculuk başladı. burayı da atlayıp inişle davem edeyim.
sabahın körü, kimse olmaz diyodum ki millet doluşmuş sahile. bu kadar beklemiyodum. kalabalık olmasın diye okulların açılmasını bekledik di mi o kadar, ne işiniz var adada?
ordan hemen iç kısımlardaki bisikletçiye geçtim bi an önce tura başlamak için. geçtim ama adam yok ortada. saat 09.30, önceki günden arayıp söyledim bi de geliceem saati adam yok ortada. aradım, 5 dakika sonra geldi. bu sefer kask da aldım. safety first sonuçta.


kaskımı, suyumu, kilidimi, en önemlisi bisikletimi alıp başladım tepelere tırmanmaya. daha ilk yokuşta nefes nefese kalıp 10 dakikadan fazla süredir dinlenirken yanımdan 60 yaşında adam gıkı çıkmadan geçti bisikletiyle. çok ciddiyim utandım, koskoca adam çıkıyo, 20 yaşında ben nefesimi düzene sokamıyorum daha. sadece ben de değil, orda bütün 20 yaş civarı insanlar dinleniyo. gençlik nereye gidiyor azizim?



en sonunda meydana çıktım ve yazının bu kısmında yolda telefonuma kaydettiğim notları yazcam.

10.17 
büyük tura girilen yolda at bokunun üstünden geçtim. üstüm başım bok oldu hep.






3. büyük turdayım. şimdiye kadar 2 büyük 2 küçük bitti.
bulunduğum yer adanın en güneyi (sanırım). 4 türk 2 fransız olarak mola verdik. 2 türk evli galiba, o sevgili canlılığı yok. fransız adam her yeri gezecem diye uğraşıyo, kadın rahat rahat oturmakta.

son kalan türkle muhtemelen aynı yaştayız. yemeğimizi çıakrdık yiyoruz. ne bi ikram var ne bi meraba. bu mu lan türk misafirperverliği? rezil olduk fransızlara.
burdan 2. geçişi, bi kere daha görmüştüm kendisini. oha gız çantası takmış demiştim.








powerade iyi oldu. plasebo etkisi mi bilmiyorum ama ölgün değilim şu anda. normal şartlar altında yorgunluktan inliyo olmam lazımdı.








saat 15.00, merkeze yarım saatte giderim burdan. fazla zaman geçmeden bitti bu sefer.



bu kadar not almışım. bi de almadığım yerler var. mesela ormandaki tanımlayamadığım şey!
bi yol var, tepeye doğru bayağı dik bi şekilde çıkıyo. dedim ne var burda acaba, indim bisikletten çıkıyom yukarı. lastik falan koymuşlar, başka bi şey yokmuş tepede. çalılarda kıpırtılar vardı ama önemsemedim onarı, rüzgar olduğunu düşündüm ama hareketlilik arttı.
hışırtı iyice duyulur hale gelince bisiklete binmeyip yavaş yavaş indirmeye başladım. iyice artınca binip inmeye hazırlandım. yanımdaki çalılar da hareket edince dik mik dinlemeden can havliyle indim aşşaa.
arkamı dönüp bakmadım bile o neydi acaba diye. ama çalılıkların arasında siyah bi şey vardı, hayvan olmayabilir ama o siyahlık kesin.
köpek olsa havlar, inek at zaten girmez çalıların içiye, ayı desem adada ne işi var ayının. domuz mu acaba diye düşünmekteyim.


korku seansımız bitmedi efenim. bisikletçi aramış beni 3 kere duymadım tabi. aradım açmıyo adam. etrafta da kimse yok. gittim gittim yok. tur bitçek nerdeyse o çalılıktan önce gördüğüm neyse o.
önceden 2 kere geçtiğim yerin önünden geçerken eski bi ev gördüm, ekmekçi yazıyodu üstünde. en yakın yerleşim birimine 1 saatten fazla yürüyüş mesafesinde, ne ekmekçisi. bi de önceden 2 kere geçtiğim yer, fark etmiş olmam lazımdı. yolda da ayakkabı gördüm bi tane ama önceden de vardı o, bi sorun yok. ama 2. ayakkabıyı görmemiştim! dedim kendi kendime gökan bunlar işaret mi acaba sana? doğru yola gelmen için çağrı mı yapıyolar?

mantıklı düşünürsek
bulunduğum yer orman kenarı, hayvan tabi olur.
bisikletçi aramış çünkü benim sabah aradığımı unutup numarayı görünce geri aramış beni.
etrafta kimseyi görmedim çünkü ada o kadar kalabalık değil. birini görme şansım az zaten.
ekmekçiye hala bi fikrim yok. aynı yoldan 5 kere geçtim ama bu olay haricinde görmedim bi daha orayı.
2. ayakkabı sonraki geçişlerimde de ordaydı. biri atmış.

yani ekmekçi hariç her şey normal. işaret falan yok.



yazı uzadıkça uzuyo, toparlayım artık yavaş yavaş.
he şeyi de anlatayım, 4 kız var yere batsın onlar. gerçi ikisi kötüydü, diğerleriyle bi sorunum yok. biri geride kalmış, düşük viteste çık dedim, dörtten bire aldım öyle çıkartıyom dedi. arkadaş toptan yanlış anlamış olayı. bisikletin tepesinde olması lazım vites değiştirince kolay çıkması için. elinde çıkartırken ha 1. vites, ha 99. vites, fark eden bi şey yok.

grubun diğer geri insanıysa kaptırmış hızlı hızlı giderken tak diye önüme kırdı bisikleti. gidonu çevirsem savrulup düşerim. deli bi açıyla sağa yatıp öyle döndüm. gerizekalı yüzünden ağız burun parçalancaktı! ya da ona vursaydım keşke. bi daha bakıp döner.


futrafları da koyup bitiriyorum yazıyı.
seviyorum seni ada

yemek yeme yerim (böyle değişik kelime oyunları şakalar falan)

sırf burda futraf çekmişim

görüntüye aldanmayın.
kask: tamamen kafamın parçalanmasından korktuğumdan
gözlük: o olmazsa lens 2 dakika içinde kuruyup vücuttan bağımsılığını ilan eder

kedi sevmeye başlıyorum

19 yorum:

inanirsakolurbence dedi ki...

Bende rüyalarda çok korktuğum zaman bu kadarı fazla uyan hadi deyip uyanıyorum:)

Bi ara adaya gitmek lazım ya vallahi canım çekti:) Sırf kediler için bile giderim:D

googhan dedi ki...

bu kadarı fazla hadi uyan :D
rüyayı kontrol etmeyi deneyebilirsin bak. ben yapamadım sen yap bari :D


o kedileri de tam dönüceem zaman bi ara sokakta gördüm. hususi onlar için konulmuş gibi duruyodu o sandalyeler

googhan dedi ki...

he bi de kedinin yanında at ve inek futrafı da çektim ama koymadım.
atta zorlandım biraz. tırsladılar bana. biri üzerime yürüyünce apar topar uzaklaştım (türkçesi: kaçtım)

Cessie dedi ki...

alemsin ya! :D
bişey diycektim yazıyı okurken ama şimdi unuttum.gidiym iki logaritma çöziym geliym bir daha okuyim bi,hatırlayabilitem yüksek bence...

hatırlamayı beklemeden bunu yazmam da ayrı bir hoş,farkındayım. -.-'

googhan dedi ki...

logaritma candır. matematikte kafamın bastığı ender konulardandı kendileri :D
(kafamın bastığı diyorum ama ezmeye kalkma, netlerim gayet iyiydi sınavda)

bi de bi de sen öyle diyince merak ettim şimdi :D

meraklikedi dedi ki...

hehehe dört ayaklı tüylü bir şeyleri sevmeye başlaman harika :) diğerlerinden tırssan bile... sen yakında sokaktan bir kedi falan kurtarırsın ha?

Cessie dedi ki...

zavallı bir ergen olarak (!) hacettepede okuyan birini ezmeye kalkmam zaten.şu sınavı bir atlatayım,yüzümün akıyla çıkarsam o zaman denemeyi düşünür müyüm? yok yia... niye düşüniym düşünmem bence.

neyse hatırladım.bir ara ben de öyle saçma sapan rüyalar görüyordum da.araştırmıştım bir,insan uğraşırsa rüyalarını kontrol edebilirmiş falan filan.sonra dedim ki kendime Cessie yahu,rüyayı kontrol edeceksen rüyada olduğunu da bileceksin.e mal,o zaman mutlu olmazsın ki.bir değişiklik olmaz ki ruh durumunda o zaman uyurken düşünmüş olursun.bence sen bu boş işlerle uğraşmayı bırak dedim.

öyle de çilek çekirdeğini doldurmayacak bir şeydi.

googhan dedi ki...

meraklikedi
artık kedileri kucaama falan alıp seviyorum. birini fazla mıncıklayıp uyandırdım, pis tırmıklıcaktı ama olsun suç bendeydi :D
sokaktan kedi kurtarma aşamasında değilim henüz :D


Cessie
düşünme düşünme. geçen seneki oda arkadaşlarım hacettepe tıptaydı, onlara verdiririm karşılığı :D

bak bu rüyada olduğunun bilincinde olduğunda mutlu olamıcaanı düşünmemiştim. gerçekten mantıklı.
çilek çekirdeği de değişik bi yaratıcılık. en son incir çekirdeği vardı :D

Parya Tavananna dedi ki...

Ay benim de adaya gidesim geldi. Bir de şey di mi hani ada falan olunca insan biraz esrarengizlik bekliyor. Ufak şeyleri işaret olarak saymak zorunda gibi hissediyordur insan.

j.b. dedi ki...

hahaha :D
benim de gidesim geldiiiiiiii ne güzelmiiş

Cessie dedi ki...

ben inciri severim,çekirdeklerinin ağzımda kıtırdamasını da severim,olumsuz bir anlamda kullanmak istemedim... o da küçük o da küçük çilek olsun bari dedim :/

googhan dedi ki...

Parya Tavananna
esrarengizlik için yetimhaneye çıkçaktım ama patikadan çıkılıyomuş bi de içine girilmiyomuş, vazcaydım :D
bi de öyle gerçeküstü şeylere inanmam ben, işaretlerin de mantıklı bi açıklaması var zaten :D


j.b.
efenim o kadar yazdık di mi adaya gidicam adaya gidicem diye. tek başıma gezdirdiniz beni oralarda, döndükten sonra gidesiniz geliyo. yapılır mı bu bana :D

googhan dedi ki...

cessie senin yorum arada kaynadı bak. ben cevap yazarken senin yorum yoktu çünkümküm.
yok çilek çekirdeği güzel oldu orda yaa. hep incir hep incir nereye kadar? yaratıcılık katmış oldun böylece :D

Cessie dedi ki...

burnuna peçete soktuğun fotoğrafı ne yaptın? azıcık yadırgıyorum :/ neyse.

googhan dedi ki...

buyrun efenim, sizi mi kıriciiz :D

Cessie dedi ki...

sağolun efenim,şimdi oldu. ^.^

googhan dedi ki...

müessesemizde izleyici memnuniyeti esastır :D

x-coach dedi ki...

bi ben gidemedim adaya :((

googhan dedi ki...

yaza göre daha sakin şimdi. tam gitmelik :D

hava biraz daha soğusa daha da iyi olur gerçi