9 Mayıs 2011 Pazartesi

ikibıçık saat soora bozkırın kalbindeki vatanıma geri dönüyorum. gelirken bitirmeyi planladıım biyokimya ve mikrobiyolojinin büyük kısmı hala duruyo. 4 (3 de diyebiliriz) gün soora mikrobiyoloji, 7 (buna da 6) gün soora da biyokimya var. bu çalışmayla bakalım naapçam. gerçi mikrobiyolojinin bu vizesi kolay, az çalışsam bile yeter.
aynı rahatlığa örnek için bkz: 1. dönemden kaldıım tek ders olan fizyoloji.

fizyoloji kolay yeeaa


biber gazımı kaybettim.
gebzeye gelince dizginleyemediğim gezme aşkımla gittiimiz gebze sentırda pek sevgili çantalı ve şemsiyeli arkadaşımın biber gazını reddedip bana bırakmasıyla gitti gazım.
aslında son saniyede şemsiyesini verdi koy diye ama geç kalmıştı. yetersiz altyapıdan dolayı gazı şemsiyenin içinden çıkarıp cebime aldım, soora da yandaki o kutumsu şeye bırakıp kapıdan geçtim. geri dönüp almaya çalıştıımda güvenlikçi bağyan biber gazı yasak ama dedi. biliyoz ırıspı dedim içimden, ehe çantaya atsak, ehe çöpe atsak desem de yemedi tabi.
hee tamam o zaman dışarı bırakayım diyip gazı çok seri bi hamleyle çantalı ve şemsiyeli arkadaşımın eline tutuştursam da olayların bu denli çabuk gelişmesiyle şaşkına dönen çantalı ve şemsiyeli gazı kabak gibi elinde tuttu. o gazı hemen cebe atacaktın. annene çiçek veriyomuş gibi tutmucaktın o kadına. bağyan gördü tabi, ben de mecburen aldım gazımı, çıktım.
neyse gittim bankın altına koydum. görünüyodu ama uuraşmak istemedim, az vardı zaten içinde, dönüşte gazın yerinde yeller esiyodu.

bi de gebze sentırda dedim hep bi tanıdık görcez, okuldan birini görcez, eminim diye. göre göre şabbazı gördük. aynı bakış, aynı hareketler. o olmamalıydı. başka herkesi görebilirdik ama şabbaz olmazdı.
yanında da sarışın biri vardı, oha dedim. lan bi adama bakıyom, bi yanındakine.
dedim şabbazda bi karizma var da ben mi göremiyorum östrojen eksikliğinden ama yok. litre litre östrojen de alsam, o kadar hormonla kendimden de geçsem o kadının yerinde olmazdım.

bi de gebzede 2 tane börgır king varmış lan. çarşıdakini yeni gördüm. dondurma falan yidik.



çok pis araba kullanırım bu arada.
dün arabayla süper leziz muhteşem bi hareket yaptım.
şimdi yokuştayız, 2 önümdeki araba sola dönmek için durdu. haliyle önümdeki, ben ve benim arkamdaki arabalar da durdular. yokuşta kaldıramadıımı bildiim için hafif hafif terlemeye başladım.
normal bi insan naapar?
önündeki arabanın ilerlemesini bekleyip sonra kendisi ilerler. ama ben bunu yapamıcaamı biliyodum, çünkü yokuşta arabayı kaldıramam. düz yolda ayaa debriyajdan kaldırırken gaza basma olayını kendime göre becersem de (motor biraz inliyo gerçi) yokuşta ı-ıh, olmuyo.
ben de yokuşta kaldırmanın 2 yolundan birini uyguluyom. ya el freni çekikken gaza basıp bi anda el frenini indirip kaldırıyom arabayı (yani normal kaldırma prensibi, ama el freni çekik olduğu için araba geriye kaymıyo) ya da gaza hayvan gibi basıp motoru azgın bi boğa gibi kükrettikten sonra kaldırabiliyom. bu arada evet, boğalar kükrerler aslında.

peki ben bu sefer naaptım?
2. seçeneğin modifiye edilmişini. önümdeki araba dururken yaptım onu.
sağda minik bi ara vardı (normal şartlarda bi tır bile dönebilir ama acemi olunca her ara dardır). o minnacık (?) aradan motordan gelen vrooooouuummm, lastiklerden gelen vjivjivjivji ve götümden gelen potoropotoro sesi eşliğinde geçtik. geçtik de o hamleye karar verme ve gerçekleştirme aşamasındaki 3-4 saniye silindi beynimden. hatta 2. vitese geçene kadarki bölüm de o kadar net değil. kendime geldiğimde ayaam debriyaja sonuna kadar basılıydı ve vitesi hunharca 2ye alıyodum.
aslında çok sakin kullanırım normalde, bi anda o cesaret nerden geldi onu da bilmiyorum.


biyokimya pis gircek

Hiç yorum yok: