28 Mayıs 2011 Cumartesi

bir odun olarak gökan

romantik filmleri hiç sevemedim.
iki insanın ilişkisinden bize ne allasen. tamam, gençler birbirini görmüş beğermiş. bize de bok yemek düşer afedersin.

ama üzerimize düşeni yapmayıp gidip "aaiiy ne kadaaar romantiiik. sen bana hiç böyle şeyler yapmıyosun hayri" diye muhabbetlere giriyoruz. yapmayın şöyle.
dün mesela incir reçeli diye bişi seerettim 2 kuzenimle. evet, ikisi de kız. şimdi adamla kadın oturmuşlar böyle (adamla eşek otursa aynı şekilde daha yaratıcı olurdu), etrafta ben diyim 300, sen de 400 mum var. ama demeni tavsiye etmem, 400 tane yoktur orda. neyse, şimdi 2 kuzenle konuşmama bakalım.

kuzen (16): aaiiy ne güzeeel
gökan (20 -15 gün): şimdi o mumları söndürürken ev ne pis kokar ha. 4 gün havalandırsan yine de gitmez o koku
kuzen (20 + 2 ay): ay valla odunsun sen gökan

ya şimdi haksız mıyım?
sen o kadar mumu söndürürsen o eve 2 hafta girilmez arkadaşım. doğum günlerinde bile çük kadar mumlar odanın havasını nası mahvediyo di mi? şimdi bi de ordaki 300 mumu (400 değil) düşün.
heh işte, romantik falan değil adam. bildiğin düşüncesiz.




eternal sunshine of the spotless mind hakkında fikrimi yazmak isterdim ama filmi anlamadım. adama unutturmaya falan çalışıyolardı, sokakta koşup aynı yere geliyodu falan öyle bi filmdi.
bu arada filmin adını copy-paste yapmadım, nası yazıldığını biliyorum. okuyabilirim bile.



p.s. i love you vardı bi de.
adam nalları dikmiş, kadın hala adamın kendine bıraktığı mektupları bekliyo. hayır arkadaşım ölüp gitmişin, ne artistik peşinde koşuyosun daha? mezarında çürüyüp vıcık vıcık kıvama gelmişin, hala bi mektup, bi süpriz. bırak bunları.
gerçi filmin sonunda göt olmuştum ama yazmayım şimdi. seyretmeyenler varsa küfretmesinler.


efenim kısaca romantik filmler boktur.
XX kromozomona sahip türdaşlarım bu filmlerle mutlu olabilirler ama kendimin de içinde bulunduğu XY kromozomlu insanlar için çıtayı yükseltmekten başka bi işe yaramaz bunlar.
bi filmde de kadınlar erkeklerin yoluna gül döksünler. bi gün de onlar 50 lira verip bi buket çiçek alsınlar bize.
ya da ne bileyim sevgilim bi gün gelip "al canım benim, bu core duo 2 t9400, 2.53 ghz işlemciyi sana aldım" demez. tamam böyle bişi denmesi için önce bana canım diye hitap edicek bi XX kromozomlu olması lazım ama olsa da demez.


ama ben derim böyle bi şey.
eski sevgilimle ilk buluşmamız. odun insan ben elimi kolumu sallaya sallaya gittim, karşımdaki insan bana hediye falan almış. vay canına dedim, 2. buluşmaya hazırlıklı gittim.

şimdi erkekler ne alır?
- parfüm (hypnotic poison)
- giymesi için bi şey (hayır iç çamaşırı değil. bildiğimiz giysi)
- güzel, romantik bi film (yoo dostum, çıtayı yükseltmeye hiç niyetim yok)
- çiçek (bi buketi 50 lira)

bunları götürür di mi?
peki ben ne götürdüm ilk hediye olarak?
USB FLASH BELLEK

lan odun! azıcık ince ol, azıcık bi romantik bi şey ol.
yok anam. sen git, kızın eline lök diye usb belleği koy. yine iyi götüme sokmamıştı orda belleği.


diye düşünüyo olabilirsiniz.
hayır, odunum ama o kadar da değil.
o belleğin içinde o zamana kadar paylaştığımız şarkılar, resimler (fotooraf da dahil bu kategoriye), yazılar hepsi vardı. bize ait olan ne varsa koymuştum onun içine.

şimdi ayrıldık, bellek onda kaldı. arayıp geri istesem yüzsüzlük olur mu acaba diye düşünmekten alamıyorum kendimi. 4 gb lan, boru mu?

16 yorum:

crazywomenrosemary dedi ki...

filmle yatar-kalkarım dün 3.kez izledim Eternal Sunshine bana her sil baştan yapıldığında bir başka hissediyor.
acılardan kurtulma çabasında kaç insan vardır kimbilir dedirtiyor açıkçası..
ps; I love you da çok güzel..repliği bloğumun izleyici köşesinin vitrini..:))

çok realist bir blog ama çok sevdim açıkçası..:))

googhan dedi ki...

ilk paragraf google translate çevirisi gibi durmuş yalnız.

itörnıl sanşayn ouğ dı spotlıs mayndı sevmeme sebebim anlamamış olmam. sırf o turuncu saçlı için anlamaya çalıştım ama ı-ıh, basmadı beyin.

gerçek realizmi şu linkten göreblirsin: http://www.wallandpiece.co.uk/wp-content/uploads/2009/07/i_heart_realism.jpg

mefisto dedi ki...

arkadaş ben de şu p.s. i love you denen filmi sevemedim gitti. eternal sunshine'ı da severdim, ortalık malına dönünce tiksindim desem yeridir. ama tüm bunlar "senin yontulman lazım googhan" dememe engel değil. affola.

RE-L124c41+ dedi ki...

300 mum iyiymiş be hacı.
bir kere sen bi xy olarak (zorla dayatılsa dahi) romantik film izlersen bu çeşit söylemlere maalesef alışmak zorundasın.
acı gerçekler bunlar.

googhan dedi ki...

a-aaa hakaret addederim.

yok şaka yaptım, etmem.
o kadar da kötü değildi bence usb bellek fikri. hem kullanışlı da bi hediye bence.

googhan dedi ki...

alışmam. her izlediğimde karşı gelirim böyle yanımdakine, afedersin film zevkinin içine osururum.


asıl romantik ilişki nerdedir?
yüzüklerin efendisinde arwen'(la-le) aragorn'un ilişkisidedir.
kadıncaaz 4 saat boyunca bekledi adamı. hatta ölümsüzlüğü bıraktı da koştu aragorna.
aragorn da kimleri bıraktı arwen için. onu da takdir ettim.
işte bu romantikliktir. 300 mum yakıp istanbul itfaiyesini diken üstünde tutan adama romantik demem ben.

RE-L124c41+ dedi ki...

osurabilirsin normaldir.
hem farkındaysan romantizm safsatasından bahsetmedim =)

googhan dedi ki...

içimden bi ses "olum gökan çok kötü bi yorum yazdın" dedi şimdi.

aslında doğru senin yorumda romantizmle alakalı bişi yok. sadece acı bi gerçeği yüzüme vurmuşsun.
sanırım ben gerçekleri görmekten kaçmak için konuyu değiştirmişim. evet, bunu yapmış olabilirim.

schrödinger'in kedisi dedi ki...

pazar pazar iyi eğlendim valla :D
mumdur, çiçektir, yündür tüydür, börtüdür böcektir.. bunlardan gelecek romantizm olmaz olsun. başlarım böyle romantizme. dediğin gibi asıl romantizm arwen'le aragorn'un arasındakidir. bu tür kızlar bir mum yakmadın diye laf ederler ama benim için neyi feda edersin diye sorsan, bırak ölümsüzlükten vazgeçmeyi, totolarını kaldırıp da şuradan şuraya gidemezler. hemcinsim de olsa lafımı sakınamam valla. ıslak sopayla vuracaksın böylelerine.
yalnız usb bellek fikri çok hoşmuş. içi boş olsaymış bile bir hediye olarak usb bellek fikri, peluş ayı fikrinden daha iyidir.

googhan dedi ki...

işte bu!
benim yaza yaza 3 klavye eskittiğim konuyu 11 satırda açıklamışsın. bi dahaki yazımı ilk sana yollayıp özet çıkarmanı isteyebilirim :D

peluş ayı konusuna hiç girmedim.
bi kıza gidip ayı desen alınır, ayı alsan kendinden geçer.
öküz için düşünelim bi de. öküz desen alınır, peluş öküz alsan hayvansın der sıçar ağzına.
ayıda kızları çeken özellik ne çok merak ediyorum. bunu bulduğum gün kendi üzerimde uygulucam.

çığlık dedi ki...

xx kromozomlu insanların romantik filmleri sevmesinden daha doğal ne olabilir allasen. gerçek hayatta göremediğimiz incelikleri filmlerde görüp mutlu olmaya çalışıyoruz işte. olamayıp daha çok bunalıma giriyoruz sevgililerimize sarıyoruz (varsa tabi) ne erkekler var anasını satim sana neden katlanıyorum diye diye adamı boğuyoruz, o ayrı. hatta hiç yoksa sevgili denen olay (bu daha vahim bi durum) filmlerdeki romantikleri beklerken bi bakıyoruz yaşlanmışız. oha çok fenaymış olum bu romantik filmler! sana gelirsek googhan, türkçesi sil baştan olan o dandirik filmden ben de hiç bişi anlamadığım için sana "çok odunsun" falan diyemiyorum. ve hatta incir reçelini birazdan izleyecek bi insan olarak eminim ki o sahneye ben de takılacağım, çünkü mum ışığını hiç sevmem! ve bişi daha ps:i love you'nun sonunda nolmuştu yaaa düşün düşün hatırlayamadım ve merak ettim! off filmleri hatırlayamama huyum of..
post yazsaydım daha iyiydi sanki ne uzun yorum bu be!

çığlık dedi ki...

benim buraya bıraktığım 3 sayfalık yorum neden sayfayı yenilediğimde yok oldu? ay çıldırmak üzereyim?

googhan dedi ki...

önce son soruya cevap vercem.
blogger spam olarak tanımladı yorumlarını, konuya el atıp işi tatlıya bağladım

googhan dedi ki...

cevap için yazını 67 parçaya böldüm, tek tek cevap vercem şimdi onlara

part1: bu bunalıma girip sevgiliye sarılma kısmı değişik.
rıfkı hiç böyle şeyler yapmıyosun sen bana, nefret ediyorum senden!! off bunalıma girdim, gel sarılcam sana.

o adam yüzünden bunalımdasın zaten, niye gidip sarılıyon ona?

part2: diyorum romantik filmler fenadır diye. oturup mantıklı düşünürsek insanlık olarak birbirimizden nefret etmemizi sağlayan bi şey bu. uzaylıların dünya üzerindeki insanlar arasındaki bağı koparıp gezegenimizi daha kolay istila etm... hayır gökan, saçmalama.

part3: insepşını, fayt klabı anladım da şu filme basmadı ya kafam, ona yanıyorum ben.

part4: ------filmi izlemeyen varsa devam etme okumaya. sağ üstteki kırmızıya bas, kapat pencereyi. sonra yok efendim film zevkimin içine ttin, yok sen ne pislik bi şeysin deme------

annesi yollamış mektupları kadının. kızı mutlu olsun diye mi ne yapmış galiba. orasını da tam anlayamadım.



oha kalan 63 parçaya ne oldu!?

çığlık dedi ki...

heee evet hatırladım bak. taam evet mektupları başkası yollamıştı dimee. bak o da ne salak bi filmmiş burdan anlıyoruz. ve de ben orda sevgiliye sarılıyoruz demediğm. sarıyoruz didim. boğuyoruz yeağni. sen neden romantik diilsin diyerekten. (o değilde romantik adamda hiç sevmem o ayrı)

googhan dedi ki...

anası yolluyodu mektupları.

miyobum ben, arada yanlış okurum. hoş gör.

romantik adam ben de sevmem. çıtayı yükseltmekten başka hiçbi işe yaramıyolar