12 Mayıs 2011 Perşembe

benim de içinde bulunduum 1 saat 15 dakka falan süren filmi gördüm bugün. hani ben hani ben hani ben diye atlaya atlaya ilerlerledi, yokum. anca 1 saat 10. dakkada koşan adam çarpmasın diye aacın arkasına geçerken bi de konuşurken arkada varım. o arkada olduum yerde de önüme şişko adam gelmiş, çok az görünüyom. olsun ama lan, filmde oynamadım demem, ben de varım olum onda derim.
aha bak hatta ben:




yarın mikrobiyoloji sınavım olmasına raamen ben biyokimya çalışıyom. mallık gibi görünse de mantıklı aslında. mikrobiyolojinin bu vizesi zaten kolay, çalıştım bi de biraz. ama biyokimyaya 3 gün kalcak sınavdan soora. ona çalışmak daha mantıklı geldi.


biyofizikten 53 alarak özüme döndüm. okulun içinde işte ben buyum diye baarasım geldi, soora mal mısın olum sen dedim, vazgeçtim. çıkarken merdivenlerde evet, malım diye fısıldadım.


okul iyice izdivaca döndü. tedavi labında ben ve hemen komşu masamdaki insan dişleri beraber ve yarım günde bitirince hocaya gittik çıkabilir miyiz diye sormaya. önce bi benim hız ve düzgün diş yapıpımdaki yağlama süreci geldi, soora pek sevgili profesörümüz kendinden geçti.
p- tamam, gidebilirsin hadi
g- hocam arkadaşın da bitti
p- tamam ne güzel. çıkın beraber sinemaya gidin
g- -içses: nooluyo lan O.o- ehe, yok hocam mikrobiyoloji sınavımız var
p- olsun ben diyorum sinemaya gidin diye
g- hıı tamam hocam
p- hadi bakalım - kıps ;) -

sen yanındaki insanla bütün dişleri beraber yaparsan, aynı kaattan siman alıp aynı kapsülden amalgam yaparsan hoca da der tabi. hayır bi de sevgilisi var kızın. bişi de diyemiyoruz, kaldık öyle.


cafe crown %20 daha fazla kafeinli, bi de enerji içeren besinlerle falan yeni bi kahve yapmış. içiyim bakayım, enerji gelir belki dedim daha çok uykumu getirdi şerefsiz.
bi de termos bardaama koydum, dedim bi de mentos atayım içine, daha çok şeker = daha çok glikoz = beyne daha fazla yakıt.
attım şekeri, içiyom yavaş yavaş. bi anda şekerin sakızlı olduu aklıma geldi. hassiktir ericek, içine yapışçak, sonra çıkarana kadar götüm sikilcek diye telaş yaptım. kahveyi koycak temiz bardak, şişe ne bulursam artık diye aradım, yok tabi öyle şeyler bizim odada. aazım yana yana içtim kaaveyi yarıya kadar. soorasında su koydum biraz sousun diye, bu sefer hayvani hayvani içiyom. dibe yaklaşıkça karpuz tadı falan geliyo, ben sıçtık sıçtık diye diye içiyorum. koca kaaveyi bi anda içmekten ve sıcaklıktan karnım aardı artık. dökmüyom da para verdim diye.
neyse içtim işte, şekeri gördüm alt tarafta. erimiş erimiş, minnacık şeker kalmış artık. o ipince şeker kabuğunun arkasında da termosun tabanına yapışmayı bekleyen sakız. böyle bi açıklık bulsam da sıçsam şunun içine diye bekliyo.
ama karşında tüm riskleri göze almış bi savaşçı varken o hiç kolay deil bebeim. termosumu bi mentosa karşı cesurca savaşarak kurtardım.


gözüm yaniyee

Hiç yorum yok: