25 Ekim 2010 Pazartesi

yurdun altına kantin açıldı.
artık yemek yemek için mont giymeme gerek yok.


okulda sabahki derslere de girmeye başladım bu dönem.
gönül raatlııyla sınıfımı geçebilirim.

sevgilime atıcaam mesajı oda arkadaşıma attım.
dalga geçene küfür içerikli mesaj atarım.


yıllardır sadece 1 rakam deişiklii yaptıım şifremi bi hafta içinde 2 kez deiştirdim.
deişiklik güzeldir.


daha 100 kelime yazamadan kaybettiim kalemimi buldum.
kurtardıım parayla yarın yemek yicem.


liseden arkadaşımla eskişeirdeki buluşmamızı saat ve yere kadar ayarlamaya çalışıyorum.
garanticilik böyle bişiy.


bugün nerdeyse hasta olcaktım. sürekli üşüttüüm için naapçaamı biliyorum ve şu anda saalamım.
buradaaa tecrübe konuşuyoooor


bugün aslında pantolon sayısı konusunda ciddi sıkıntılarım olduunun farkına vardım.
ne zamandır sol avcum kaşınıyodu zaten.


iş bankasında 7 liram, ziraat bankasında 25 liram olduunu öörendim.
kapitalizmin kölesi olmayacağım.


kolgeytin 14 günde daa beyaz dişler vaadeden diş macununu kullanıyorum.
benimki günden güne sararıyo, ne iş?



bidaa yazmıcam böyle, beenmedim.

20 Ekim 2010 Çarşamba

W810i'nin balık hafızasından bile daha az olan sms hafızasıdır beni dertten derde sokan.

telefonun başında çaresiz bekliyorum, o ayrı bi mesele zaten.

15 Ekim 2010 Cuma

ay lav may sukul



hağcettepe diş hekimliğine ne kadar laf etsem de türkiyedeki en iyi diş hekimliği fakültesi olduunu inkar edemem. (evet, götüm kalkık)
aynı zamanda 3 sene soora kutsal mekanım olucak kendisi. hatta 3 seneden bile az.

futrafı da bugün deli yaamurdan soora çektim. o yaamur ki beni kırk kapıya muhtaç eyledi, bankamatie gitmek için tıp binasının içinden geçmeme sebep oldu. ama yine aynı yaamur bu güzel kareyi verdi bizlere.

yanda inşaat var ama hiç ses çıkarmadan iş makinesi çalıştırıyolar resmen. eferim diyom burdan kendilerine. vinçleri yorganlarla sarmışlar ses çıkartmayalım da raatsız olmasın yavrucaklar diyolar. çekiçle vurmuyolar çivilere, sessiz olsun diye parmakla bastırıyolar.

siyu.

donılds

yıllarca gittiim yerin mek danılds diil de mek donılds olarak okunduundu öörendiimde küçük çaplı bi şok geçirdiimi inkar edemem.

ayrıca kimse inkar etmesin, herkes bi aralar slm ve nbr lafını kullanmıştır. inkar etme, topuuna sıkarım.

telefonun delikleriii içindeeee

artık normal insan adımları atarak yürüyorum yollarda. eskiden 30 dakkada 4 kmlik yolu yürümessem çocuumu kesçeklermiş gibi koştururdum yavrum evladım diye baararak.

son zamanlarda gayet normal, ve çou zaman şarkı söyleyerek, zikzaklar çizerek yürüyorum.
ama yürürken ölme ihtimalim arttı. evet, eskiden 285 km'de sadece 1 kere ölüm tehlikesi atlatırken (yolda sandalyelere çarpmak, merdivenleri görememek gibi) artık bu mesafe 39 km'ye düştü. attıım her adımda ölümün souk nefesini ensemde hissed...

yemekaanede 2 gün arka arkaya güzel yemek çıkmıyo.
dün yemekaanede güzel yemek vardı, bugün bok gibi yemek olur, sıçmık çorbası verirler diye gitmedim. asıl yemek bugünmüş.
neyse, akşam yemekaanede yerim o zaman.
yannız dün götlük yaptım. arkadaşımla yemek yerken bildiin kafamı kaldırmadım. ya tabaklara ya da telefona kara bir bulut gibi çöktüm.

neyse konuyu deiştirdim. bugün dersten kaçıp okey oynamaya gittik.
normal gibi duruyo di mi?
aaaal normal. üçü de kızdı. okey oynamaya gelir misin dediler, e olur niye olmasın diye gittim ben de.
okeyde de kafamı kaldırmadım. bırak şu telefonu dediler, sarıldım telefonuma.

okula gitçem şimdi, protez var.
hadi siyu.

9 Ekim 2010 Cumartesi

mutlaka

normalde elektrikle haftada bir buluşma gerçekleştiren telefonum her gün şarj cihazını götüne yiyince salakladı. arada beyaz ekran falan çıkartıyo karşıma, düzeliyo ama soora.

rüyamda kaybettiim frezleri bulduumu görünce çok sevindim. soora uyandım, frezlerin üzüntüsünü unutturcak daha büyük bi mutluluk başladı.

protez pratikte çene hazırlayıp gitmek gerekiyo okula. benim daha modelim yok. niye? götlüümden.
adamın gösterdii hiçbi çeneyi beenmedim çünkü. arkamdan kovalamasını beklerdim ama bissürü para bırakçaam için orda, yapmadı.

7 Ekim 2010 Perşembe

gel de sev şimdi okulu

bi okul ne kadar mal davranışlarda bulunabilir?

pazartesiden perşembeye pek sevgili okulumuzun yaptıkları:

1- harç parasını önce 306 lira olarak ilan edip daha sonra 296 lira demeleri. sezon sonu indirimi yapıyolar sanki.

2- anatomi labının olduunu hocanın "evet arkadaşlar, şu bi saatte dersimizi işleyelim, sonraki 2 saat labdasınız zaten" lafıyla öörenmemiz. ama önceden duyurulmadıı için yapılmadı tabi.

3- sadece 10 dakka aramız olduunu bile bile öörenci işlerinin ara başlar başlamaz sınıfa dalıp 9 dakika boyunca hepatit b aşısı olmamız gerektiini anlatıp 1 dakkalık dinlenme süresi bırakması. evet, sizi seviyoruz.

4- yine bu öğrenci işlerinin 133 mevcutlu sınıfı 100 kişi kapasiteli amfiye koyması. kucak kucaa oturmamızı bekliyolar sanırım. ilk gün taburede oturanlar oldu zaten.

5- akademik takvimde 1 haftalık final çalışma haftasını 2 haftaya çıkarıp finalden sonra yapılan final tatilini kaldırmaları.
anlaşılmadıysa şöyle anlatayım

1 hafta final çalışma haftası
2 hafta final haftası
2 hafta yarıyıl tatili
şeklinde olan programı bi anda

2 hafta final çalışma haftası
2 hafta final haftası
olarak değiştirip hemen finallerin ardından öbür yarıyılı başlatmaları. durmak yok, yola devam.



zaten okulun sınavda yerleştirmede sıralaması düşmüş, çapa yaklaşmış hacettepe.
çok iyi olmuş, bu şekilde giderse tek tek istanbul, ege, ankaranın bizi geçmesini seyretçez.
neymiş?
Daha İleriye... En İyiye...

tabi.

6 Ekim 2010 Çarşamba

3°C

ankarada hava sıcaklıı 3°C ve ben birazdan okula gidicem.
bozkırın ortasına okul mu kurulur lan!!

2 Ekim 2010 Cumartesi

yerim yurdum var artık

yeni odama yerleşmenin mutluluunu yaşıyorum.
bok.
ne yaşıcam lan!!

depodan eşyalarımın bi kısmını alamadım ne mutluluu?
internet kablom yok, hangi mutluluktan bahsediyon?

2 oda arkadaşımı gördüm. 3. sınıf tıp. doğrusunu söylemek gerekirse (ki yalan söylemem için bi neden yok) aşşırı ders aşkları beni biraz korkuttu.
tamam, ben de ders çalışayım biraz diye odada tıpçı istemiş olabilirim ama bu kadar olcaanı düşünmemiştim. gerçi öncekiler de haftada toplamda 2 saatlik ders çalışmalarıyla zaten olmayan isteimi alıp götürüyolardı. böylesi daha iyi sanki.

1 Ekim 2010 Cuma

bilgisayarlarımda özel hisler olduunu düşünüyorum. böyle yolculuk öncesi sorun çıkarıyolar.
bundan önce bi tanesi akçaya gitmeden iki gün önce falan problem çıkardı, açılmadı. formatlanıp 0 gibi gitti. can sıkıntısına sebep oldu orda bütün gün.
bu da öyle yaptı. tam ankaraya gitçeem gece uyku tutmayıp açttımda jet motoru gibi çalışmaya başladı. ha dersen ki lan ömründe kaç kere jet motorunun sesini duydun, cevap veremem. ama hayvan gibi çalıştıı açık.
insanın içine durup dururken sinir bastırdı.

yaşasın konu bütünlüü

oturup feysbukta saçma sapan vidyoların olduu gruplara girip ordaki vidyoları seeretmenin o anki en büyük eelencem olduunu inkar etçek diilim. yaptım, yine olsa yine yaparım. yok lan, yapmam. malca bi aktivite olduunu düşünüyorum. ama hayatımın yaklaşık 15 dakkalık bölümünü ayırdım.

yarın ankaraya gidicem lan. hayvan gibi bi dönem beni bekliyo orda. arabanın ön tamponunun aazına ettikten sooraki ilk sürüşümü yapçam ankara yollarında.

odam yine boş kalıyo. evdeki varlığımı odama konulcak elbise askısına, ütü masasına ve rulo yapılmış halılara bırakıyorum. varlığım olay, yokluğum koyar gibi kendimden tiksindirtçek bi laf söylemicem tabi ama hayatımın son 15 dakikasında yaptığım vidyo izleme aktivitesi bunu yapmamı gerektiriyo. sonuçta bu yaşama adım attım artık bi kere. gEri DönÜsHü yOkKKkK, biSsS böYlEyİssSSs.
dalga geçme. yaşam tarzı sonuçta, saygı duymalısın diyen ilk kişiye kafa göz dalarım. yok öyle bi tarz. varsa da tanımıyom ben.



konudan tamamen bağımsız.
hani hep anlatılırdı; almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık. neresinden tutsan elinde kalan bi cümle. çarpıklıklar:
1-biz karışıklığı (uzun uzun değincem)
2-.yenilen almanya değil, alman imparatorluğudur.
3-yenilen türkiye cumhuriyeti değil, osmanlı devletidir
4-alman imparatorluğunun imzaladıı versay anlaşmasında osmanlı devletiyle alakalı bi madde yoktu. osmanlı devleti almanlar savaşı kaybettiği için yenik sayılmamışlar, kendileri yenilmişlerdir. ama gelin görün ki tarih ööretmenlerimiz hep yenilgiyi almanlara yıkmışlardı.


şimdi de 3. maddeye değincem. ...'biz' de yenilmiş sayıldık. yenilen osmanlı devletidir, halkı osmanlı tebaasıdır, ona 'biz' denmez.
gerçek 'biz' ülke olarak da 1. dünya savaşına girmedik, girmediğimiz bi savaşta yenilmemiz mümkün değildir. hatta 'biz'im ülkemiz savaşın bitiminden 4 yıl sonra kurulmuştur. farkındaysanız kimliklerde türkiye cumhuriyeti yazar, devlet-i aliyye-yi osmaniyye değil.

evet, gökanla bi tarih dersinin daha sonuna geldiniz. bidaaki dersimizde istanbulun fethinin nası abartıldıını anlatçam.