30 Nisan 2010 Cuma

önlüklü mal

ben böyle bi insan değildim.
mesela son zamanlarda bissürü pislik yaptım.

mesela okulda önlüğümü giymezdim. neden bilmiyorum ama giymezdim onu. öğrenciyim daha, diş hekimi deilimki derdim.
daha sonradan nooldu bilmiyorum önlüğü severek giymeye başladım.
kapıdan geçerken yaşlı yaşlı amcalar yol falan vermeye başladılar. ben ısrar ederek önce onları geçirdim kapıdan. hala normaldim aslında. daha sonradan önlüğüm varken kapıdan ilk geçme hakkını kendimde görmeye başladım. saçma bi düşünce ama hakkaten bu hakkı gördüm kendimde. en sonunda da normal kıyafetlerle yol vermemeye başladım. altımda kot pantolon, üstümde bi t-shirtle kapıdan ilk geçme hakkını görmeye başladım kendimde.

mesela eskiden okulumu, bölümümü söylemezdim hava atmak gibi olur diye. artık hacettepe diş demiyorum . hacettepe üniversitesi diş hekimliğinde okuyorum diyorum. bi göt kalkıklığı gidiyo. hadi bakalım.

yine eskiden kaç paun yaptın diyince 350 yaptım ama soruları sallaya sallaya yaptım o puanı, okula da sondan 3. girdim zaten ehehe diyodum, şimdi 350 yaptım, 8000 bilmemkaçıncı oldum diye mallıklar yapıyorum.

herkese karşı farklı davranmaya başladım. garip bi şekilde çok konuştuğum insanlarla az konuşmaya, az konuştuklarımla konuşmaya, hatta hiç konuşmadıklarıma "bi ara buluşalım" mesajları falan yollamaya başladım.

hayır niye değişiyosun arkadaşım durup dururken. niye götün yerden 2 metre yukarda dolaşıyosun? sınıfta kalcan haberin yok. hacettepe üniversitesi diş hekimliği demekle olmuyo. çapa kolay, bizim dersler hayvan gibi demekle sınıf geçilmiyo.

davranışlarda deişklik sürüyo. normalde etrafta ehiehiehi diye dolaşırken bi ciddiyet geliyo arada. trip mrip atıyorum bazı günler. mal mısın olum sen?

git bi lise hocalarını gör. dersaneye gitmeyi biliyosun. kişnemeye gitmiştim gerçi ama olsun. lisedekilerin hiç mi emeği yok. götünü indir biraz da git.

sinir bastı.

29 Nisan 2010 Perşembe

2 haftaya kadar normalde 5-6 saat arası uyuyan bi insandım.
şu anda 10 saatten az uyumuyorum. aslında uyanıyorum ama yataktan kalkasım gelmiyo lan.
alarmı 15 dakka ileri alıp yatıyorum, sonra tekrar 15 dakka, tekrar tekrar. en sonunda alarmı tamamen kapatıp yatıyorum.

sanırım şu sıralar beni en çok mutlu edebilen şey burun fısfısım. kokusuna gurban.


tıbbi biyolojinin sadece bi dersine girdim, onda da hikaye kısmı anlatıldı.
slaytlardan, kaset notlarından, sınıfta tutlan notlardan çalışıyorum şimdi. gerçi derse girseydim yine aklımda kalmazdı. o da var.

28 Nisan 2010 Çarşamba

burun fısfısını koklayınca bi mutluluk geliyo içime.
her bahar günde bir kere burnuma soktuğum için o aleti, baharla özdeşleştirdim.

evet, özdeşleştirmek.

Mamungkukumpurangkuntjunya

böyle bi tepe varmış güney avustralyada.

mnagoyiim yerine iyi bi alternatif aslında.

26 Nisan 2010 Pazartesi

son zamanlarda yaptıklarıma ben de şaşırıyorum sanırım.

22 Nisan 2010 Perşembe

gebzeye dönücem.

ne hoş.

evet, sıkılıyorum şu anda.

19 Nisan 2010 Pazartesi

eskiden msni haftada bir açan bi insandım.

18 Nisan 2010 Pazar

deişsin artık lan

hayatımın biraz daha deişmesini istiyorum. aslında eskisi daha da iyiydi belki. mesela takdiri tek puanla kaçırmak bile zevkli yazın gireceğin bütünleme sınavlarını düşününce. ya da lisedeki dil bilgisi sınavında 30 puanlık soruyu yanlış yapmak organiğin 2. sınavından 30 almaya çalışmaktan daha iyi.

ama deişiklik güzel bence. deişiyosun.
tek kalınca daha ciddi bi insan olabilmenin kolay olduğunu anladım. bissürü kişiyi özleyebileceğimi de gördüm.
atıyorum gebzede yılda 2-3 kere gördüğüm babamın halasının bile hayatımda bi yeri olduğunu gördüm.

ne kadar deişik di mi?
okula geldim, ailemden ayrıldım. okul biticek, sonra çalışmaya başlıcam işte. babamın değil kendi emeğimin karşılığıyla bi şeyler yapıcam. askere gidicem, orda da yalnız kalıcam. daha sonra evlenirim heralde, ya da bi süre tek de yaşayabilirim. sonra yaşlancam. eğer çocuğum olursa belki torunum da olur. bayramda elimi öptüğünde gelmeden önce yediği sarımsağın kokusuyla bana acı çektiren hastama yaptığım dolgudan kazandığım parayı onunla paylaşıcam. siklemicek belki beni. alzheimer olursam yan odada gülecek belki de.

deişiklik güzeldir.

16 Nisan 2010 Cuma

16.04.2010 1:38-10:03 arası

bugün ilk defa sabahladım. 40 sene düşünsem aklıma gelmezdi falan demicem gelirdi ama götüm yemezdi sabaha kadar ders çalışmayı. nası bi okulumuz var ki impossible is nothing dedirtiyor insana. aslına perşembe normal geçmişti benim için. organikten çıkmıştım ve fizyolojinin çıkmış sorularına baktığımda (sadece ilk sayfasına) soruların çok kolay olduğunu, toplamda 580, evet 580 slayt sayfası ve 2 aydan fazla sürede anlatılan tüm derslerin ses kayıtlarını (yaklaşık 150 koca sayfa) çabucak okuyabiliceemi düşünmüştüm. öyle de oldu. slaytları her sayfaya birer saniye bakarak önemsiz diye geçiyordum ve bitirmiştim slaytları. kaset notuna bakmayaysa gerek görmemiştim. çıkmış sınav sorularının 2. ve daha sonraki sayfalarına bakmaksa anca birbuçuk gibi yatağa girdikten sonra aklıma gelmişti. bakmaz olaydım. ilk sayfadaki sorular diğerlerinin yanında lise (1-2) soruları gibi duruyor. temiz bir hassiktir çekip günün ilk ışıklarına kadar, en azından saat dörde kadar çalışmaya karar verdim. bu sefer slaytlara saniyelik bakmıcaktım, anlayarak gidicektim.

başlıyoruz.

01.38
çıkmış soruları tam olarak yapamadığım için yeni yeni telaş yapmaya başladım. şimdi yatağımdan inip fizyoloji çalışmaya başlıyorum.

01.55
uykum şimdiden gelmeye başladı. taha da sınav çalışıyor. eren uyuor. kemal odaya geldi, iğne iplik arıyor.

02.02
akçayda duyduğum tütsü kokusunu alıyorum. ayin var galiba bi odada. pantolonu falan çıkartıp eşofmanlarımı giydim. bir saat yazmıcam lan!

02.16
yamuk yatınca gözlerim kapanıyo. hani yatınca gözü kapanan oyuncak bebekler var ya aynı onlar gibiyim. vitamin iççem belki işe yarar diye. çay da seçeneklerim arsında. banyo yapasım da var ama çıkar çıkmaz kesin uyurum. kokmayı tercih ediyorum.

02.46
normalde bir kupaya bir poşet konuşan neskafelerden 3 adet koydum. 15 dakikadan sonra istesem de gözlerimi kapatamıyorum. yanımda ders çalışan taha kaavesinin içine benim bir aylık sütümü koydu. umarım sınavım öncesi ölmez. öss hazırlık günlerim geldi aklıma. okulda içerdim lan böyle kahveyi.

03.28
taha uyudu. yurtta ses seviyesi 0. minibarın sesini duyabiliyorum. demin suratım uyuştu. aha valla biri yürüyo koridorda, kapı açılıp kapandı. demek ki uyumayan başka canlı organizmalar varmış.

04.02
aşşaada güvenlik görevlisi telefonuyla bişiler yapıyo. kapattı şimdi. acaba naaptı lan? mesaj desem gecenin dördünde kim mesaj atıcak? oyun desem kısa sürede bıraktı telefonu. merak ettim bak. şu anda sınırdayım. yurtta 4 sınırını hiç geçmemiştim. sadece ilk alçı işimiz yapıcaamız zaman uyanık kalmıştım. hala uykum yok. gelmesin de uzunca bi süre.

04.23
sandalyeme yan oturup dirseğimi de sırt koyma yerinin üstüne koydum. gözlerimi 5 saniyeliğine falan kapatıp açıyorum. sağ burnum akmaya başladı. eren uykusunda konuşuyo.

04.40
uyku hafiften geliyor. aklıma nefes filmindeki komutan geldi. arkamdan baarıyor: "uyursan kalırsın!". 4 fotokopi kaldı, daha sonra kaset kayıtlarına geçicem. asıl insanı öldüren kaset kayıtları zaten. resim mesim yok. sıkıcı geliyo bomboş okumak.

04.44
4 dakka arayla yine ben. gidip yüzümü yıkadım.burnumun akmasının sebebi kısa kollu tişörtümle ve çorapsız oturmam olabilir diye düşünüp hırkayla çorap giydim.

05.02
güvenlik görevlisi elinde tabak bardakla kulübeden çıktı. yurt 20 saniyeliğine savunmasız kaldı ama herhangi bir saldırı yaşanmadı. adam her baktığımda bir şeyle uğraşıyo lan. ezan okunuyo. gebzede korkardım sabah ezanından. ama hakkaten deişik bi okunuşu var.

05.18
fotokopiler bitti. kaset notlarına geçicem. midem bulanıyo hafif, başım aarıyo. bişiler yesem geçer heralde. bi aşşaa inip bakıcam çalışma salonunda kimse var mı diye. geçen dönem histoloji için indiimde kimse yoktu. bakalım şimdi tıpçılar orda mı. hem yürürüm deişiklik olur.

05.22
oha, tıpçılar yine yok. hava hala aydınlanmadı. ya da sarı lambaların aşırı parlak ışığından öyle zannediyorum.

05.35
camın kenarında notlarıma bakarken orta yaşlarda bi adamla kadın geçti. görevliden sonra gördüğüm uyumayan ilk canlılar. bazı soruları hala yapamıyorum. ayrıca kalkınca dengede duramıyorum. hemen bişiler yemeliyim.

05.44
günaydın putin, iyi geceler obama! kendimden beklediğim davranışı sergiledim ve cozutarak bilgisayarı açtım.

05.54
hava bildiin aydınlandı. sıçtın mavisi ortadan kalktı, kuşlar da ötmeye başladı. can sıkıntısından yazılar arasındaki süre 10 dakkaya kadar indi.

06.07
sabah oldu lan. saat 5ten sonra zaman geçmiyor yalnız.

06.11
en mal şeylere bile gülebiliyorum. oha, sadece 4 dakka geçmiş. yarım saat gibi geldi bana. hava hızlı aydınlanıyo ya ondan galiba.

06.13
gözümden yaş aka aka ekşi sözlükteki 'çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu tamam mı' başlığındaki yazılara gülüyom lan. düşün halimi.

06.16
gülmemle ereni uyandırdım lan

06.30
ne zaman aşşaa baksam olay var. bi güvenlik görevlisi 'hacettepe üniversitesi merkez öğrenci yurtları' tabelasına yaslanıp fotooraf çektiriyo. kapıdan giren ilk idareciyi gördüüm anda aşşaa koşturup alnından öpçem.

06.34
elinde simit sepeti olan bi adam içeri girdi. oha lan, idare mi yiyo o kadar simiti? odanın lambasını söndürdüm artık.

06.39
güvercinin biri yürüyerek kapıdan içeri girdi. sıkıldım lan resmen.

07.09
bir kuş türü (adını bilmiyorum) akçaydaki gibi ötüyo. gu-guuğ-gu gu-guuğ-gu diye öten var ya, o işte.

09.01
şimdi uyandım. yaklaşık 07:45 gibi yattım sanırım. kaavenin etkisi geçince ayakta durmak mümkün diil. kaaveler tahanın olunca alamıyom da, karıştırılmaz insanların çekmeceleri.

09.11
tahanın yatakta çırpındığını gördüm. aha, gece içtiği bozuk ötesi süt etkisini göstermeye başladı dicektim ki yorganı düzeltmeye çalışıyomuş.

10.03
birazdan hazırlanıp sınava gidicem ne hoş.

15 Nisan 2010 Perşembe

anlatımıma sıçiim

labı nası anlatmışım lan öyle.
yazıyım da bitsin der gibi olmuş.
unuttuklarım:
kurbaanın beyicik ilk hamlede kesilemedi, değişik hareketler yaptı
omurilikte medulla spinalis tahrip edilirken azer bülbül gibi titredi
kafa gitmesine raamen hala canlıydı (bkz: deri solunumu)


bidaakine ses kaydı yapçam lan, yazınca anlatamıyom.

organik, fizyoloji falan

bugün organik sınavı götüme girdi girdi. beklediğimden az girdi ama. 50 falan alırım sanırsam.
tıbbiden 56 almışım. 52 bekliyodum, bi doorum daha varmış, eyvallah dedim.
protez pratiği başka bi yazıda anlatçam, o zevkliydi bak.

şimdi de asıl konu. fizyoloji.
fizyoloji labları tıp binasında yapılıyo. hani şu sınavda 2 yanlış yapanların giremediği bina. 6 gruba mı ne ayırmışlar bizi. gittik girdik işte labımıza, masanın etraafında toplaştık. metal bi kutu var, üstü delik falan. ona yakın oturuyom ben.
hoca geldi işte masa başına, kurbaaları getirin dedi. bi anda bakışlar hemen yanımdaki kutuya yöneldi. delikten içeri baktığımda 2 adet kurbaayla karşılaştım. deminden beri canlı kanlı yanımda duruyolarmış şerefsizler.
kurbaaların birini çıkardılar, ayaandan iple baalı. birine verdiler ipi, kafasını kestiimizde eğer beyincik gitmesse sağa sola kaçar, ipi sakın bırakma dediler. insan daha çok korkuyo lan böyle uyarılınca. herneyse, biri aldı kurbaayı, makası da aldı. gözünün arkasından kesmeye çalıştı ama ilk hamlede olmadı. kurbaadan çıkan khhhhss sesiyle tiken tiken olan tüylerim ikinci makas darbesiyle odun kıvamına geldi. tüylerim odun odun oldu resmen. kafa gitti kurbaanın, ayak derisi soyuldu, kasa elektrik falan verildi, izliyoruz nası elektrik verildiini işte. birisi hocam çıkabilir miyim dedi, izin verdi hoca da.
ders bitti kız hala yok. merak etti hoca, birini yolladı peşinden. bayılmış kız. ambulansa falan almışlar. lan göt zaten hastaneyle arasında 20 metre falan var. sedye getirsene. hastanenin içinde ambulans dolaştırıyolar. hastaneye kaldırmışlar, iyileşmiş.
hoca tekrar geldi laba, hadi şimdi de kalbine bakalım dedi. önce göğüs derisini aldık, daha soora içindeki tabakayı. bi baktık kaaverengili, sarılı bişiyler. bize normal geldiyse de hoca durdurdu işlemi. içindekiler yumurtaymış. mal tıpçılar hamile kurbaa kesmişler. kalbini çıkarmadan kalbine makası saplayıp çöpe attık.
başka bi grup kalbi çıkarmış, atıyodu böyle masanın üstünde.

fizyoloji labları zevkli ya, seviyorum.
he bu arada lab kas konusuyla alakalıydı, kasın tek bi dersine dahi girmeden laba girdim. yarın da fizyoloji sınavı var. hiç çalışmadan çıkmış sorulara baktım, 60 puan yaptım. sallarayarak 70 falan yapabiliceemi umuyorum.
hadi bakalım.

8 Nisan 2010 Perşembe

sınav öncesi

sınav öncesi sistemi eleştiricem.

lisede okulda bölümler var. sayısal, eşit aarlık, sözel, dil falan.

mesela diş bölümüne sayısaldan giriliyo. giriyo da da orada + ve - işaretleri bi kere kullanılmıyo. deli gibi ezber yaptırıyolar yavrucağızlara. mnagoyiim aç bi bölüm daha lisede. sağlık bölümü aç. sağlık üzerine lise değil efendim, o var sanırım. lisede say, ea, söz gibi sağ da olsun. orda anatomi yavaş yavaş enjekte edilsin götümüze. daha soora da sağlıkla ilgili bölümlere yollasınlar.

hayatının bi evresinde doppler kayması kullanmıcak insanlara kaymasın modern fizik. ya da bağa ne tepe tepe çukur çukurdan, bağa ne dalga katarından.

itirazım var efenim.

hele bi de organik sınavı bi hafta soora giricek ya bi yerlerime, isyanım kat kat artmış vaziyette.

7 Nisan 2010 Çarşamba

azmine gurban

yurdun karşısında bi amca var, bi de arabası. minnacık. 60 cm'e 1 mt falan. küçücük bişiy.

ama amcanın para kazanma çabası beni benden alıyo.

kışın kestane satıyodu, geçenlerde de çağla vardı tezgahında. bugün baktım camdan, erik satıyo. küçük küçük kese kağıtlarına koyuyo ama böyle gramı gramına. tek bi erik tanesi eksik koymuyo. üçer beşer erik koyuyo kese kağıdına, eksik gelirse tek tek ekliyo üstüne.

akşam soğuk olursa da yurdun güvenlik kulübesine girip orda bekliyo.
azmine gurban.




organik sınavım var 9 gün sonra. pis giricek.

5 Nisan 2010 Pazartesi

bıngıl bıngıl lan, bi sabit durmuyo

minik minik diş yapımına geçtik.

göğya sağlam dişi küçültüp onu mumla kaplayarak eğleneceğiz.
yok lan eelenmicez aslında. ama küçültmek zevkli bi iş. elinde motor zviiiiiii diye oyup duruyosun.

okulda şu 650 liraya aldıımız motoru kullanıyoruz, yurtta da 140 liralık olanı.
okulda kullandıımız mikro motor hafif, kafası eğik çok kullanışlı bişiy. yurtta kullandıım asma motorsa dvauiiiiii diye ses çıkaran hayvani bi alet. mikro motor hava sayesinde frezi döndürürken asma motor mekanik çalışıyo.

duşta kullandıımız şu kafamızı yıkadıımız şey var ya, adını bilmiyorum. metal bi hortumu var. heh işte onun kafasını biraz küçült, al sana asma motor. 34 kilo mu yoksa 35 kilo mu çözemedim henüz. insanın elini kopartıyo.

aslında konu bu diildi. mumdu.


şimdi aşşaa inip mum dökücem küçültüüm yere. bundan önceki tüm denemelerimde mum oynadı. sinir oldum, umarım bunda oynamaz.

1 Nisan 2010 Perşembe

1988 lan

bugün 23 yaşındaki oda arkadaşım kulaan yere düşmüş diye 'birnisanşakası' yaptı.

kusmadım ama.