20 Ocak 2010 Çarşamba

kalmıyım lan ben

bugün protez pratikte öldüm bittim eridim ben.

bu güne kadarki en boktan dişimi yaptım. tam da vizede.

maddelerden de 50 almışım, 65 bekliyodum. 70 lazım kurtarmak için de, alınır o. zor değil yani.


protez pratik de 3 vize 1 finalmiş. mutlu oldum. yaklaşık %17 değeri vardı bu vizenin.
köke kadar güzel gelmiştim aslında ama alçı sertleştiğinden hatalar oldu, bunun sonucunda elimde normalinden 5 mm kısa bi diş vardı. diğer tarafları da küçülttüm, oranlı oldu. ama yine de küçük.

kalma tehlikesini götümün 5 mm ötesinde hissediyorum.

15 Ocak 2010 Cuma

korkudan sıçtırdım

oda arkadaşımı korkudan altına ettirebilirdim.

kendisi duş almaya gitti. hatırlarsanız 2-3 gün önce kapıda kalmıştı ya biri, yine aynı kişi.

dedim yine yapayım bunu. o gidince kapıyı kilitledim, içerde diş yapmaya başladım. 10 dakka sonra kapının kolu oynamaya başladı. ilk denemede olmayınca daha da bi şiddetlendi.

hemen ardından koridoru inleten sesi geldi: "GÖKAN SENİN AMUĞA GOYİİM"

kapıyı açtığımdaki tipi anlatılmaz yaşanırdı. havlularla, kafasına yapışmış saçlarıyla karşımdaydı. gülsem mi kızsam mı anlamadı. gülüp girdi içeri.
ama renk menk gitmişti yani.
telefon da yok, haber de veremez. isterse aşşaa insin havluyla. koridorda kalacak. o zaman da kesin hasta olur.

uff hakkaten zor durumda kalmış be.

üçleme yaptım

bu akşam salaklığım tavan yaptı.

yurttayım, aşşaa histoloji çalışmaya inicem, çalışma salonuna. didim bi işiyim de öyle iniyim rahat olurum hem.

neyse notları yataan üzerine koyup gittim. çıkışta da anahtarı telefonu falan alıp indim aşşaa.

inince farkettim ki çıkmış soru kaadım yok. neyse çıktım yukarı kaadı almaya.
salaklık 1: anatharım yok, kapı kilitli.

indim, anatharımı aldım, tekrar yukarı çıktım.
salaklık 2: histoloji sınavları test olur, çıkmış soru kaadı olmaz. bunu unuttum.

yine indim aşşa. dedim çalışmaya başlayayım.
salaklık 3: yataan üzerine koyduğum fotokopileri almayı unuttum.

tekrar yukarı çıktım. fotokopileri aldım, indim aşşaa yine, bu sefer de çalışasım kaçtı, 1 sayfa okuyup odaya döndüm.

12 Ocak 2010 Salı

valla deli çıkcam burdan

oda arkadaşımın demin yaptığı yorumla kendimden geçtim.
"ezan okunuyo amuğagoyiim". amuğagoyiim nokta olarak kullanılıyor burada. gel amuğagoyiim, çalışıyom amuğagoyiim gibi.

bir düğer güzellikse dün akşam yaşandı. ders çalışmak için kütüpaaneye giderken yemek yemek aklıma geldi, didim yemek yiyim. yirken telefon çalıyo. başka bi oda arkadaşım.. "gökan gel dışarda kaldım". zeki insan anahtarını almayı unutmuş. uyuyodum ben, aşşaa bilgisayar odasına inmiş. e tabi ben de kalktım, kapıyı kitleyip gittim. allaan souğunda beni yurda çaarıyo. gelemem dedim, kütüpaaneye gittim. bir saat soora falan yine telefon. hala dışarda kendisi. yok gelemem dedim yine. onu çaardım kütüpaaneye. yok diyo altımda şortum var. tamam dedim yaklaşık bir saat soora falan yurda gittim. bu hala dışarda.


deil çıkıcam.

7 Ocak 2010 Perşembe

gerzek miyim lan ben

normale bugün ööleden sonra lab vardı, konular bittiği için artık işlenmicekmiş. ben de didim bari ders çalışayım. ama yok. uykum var. neyse dedim bi yedi buçuğa kadar uyuyayım sonra çalışırım.
lan göt. ne yedibıçığı? 17:40'ta diksiyon dersin var.

gözlerimi açıp saate baktığımda 17:39'u gösteriyordu. mhhfsss diyip uyuyacaktım-ki amuğafanjkasf diye fırladım. bunu ilk yapışım değil. neyse, altımda kotla uyumuştum giyinme dersim olmadı, cüzdan cepteydi, yeterdi bu. yurttan çıkışta kartı okutup çıkıyn, cüzdansız dışarı çıkılmaz. çoraplarımı bile giymeden direk ayakkabımı giyip koşmaya başladım. normalde 10 dakikalık yolu 3 dakikada koştum ve sınıfa baktım, hoca yoktu. 17:43'te ben sınıftayım ama hoca yok. neyse 17:47'de geldiler kendileri.

bir sorun yokmuş gibi değil mi? ama var. direk uyanıp soğukta koşunca ciğerler kendinden geçiyor. şu anda göğsümde hafif bir ağrı var.
sanırım ciğerlerim göz göz oldu.

6 Ocak 2010 Çarşamba

30 cm

14.01.10 tarihinde anatomi vizesi var mnagoyiim. ik vize 48, buna çalışayım diyorum, çalışamıyorum bi türlü. sinir olmak böyle bir şey.
mucsulus levator labii superiores alaque nasiyi arar oldum sternocleidomastoideusu görünce. ayırma zahmetine bile girmemişler. öbürü en azından ayrıktı.

30 cm girecek, bunu biliyorum.

eskiden ne güzeldi oysa

bazen eski günlerimi özlüyorum derslerde. şimdi yapıların isimleri değiştirilip değiştirilip veriliyor. daha kendini beğenmiş, havalı olup geliyorlar.

FSH vardır, bir hormon. eskiden ona yazıldığı gibi "fe se haş" derdik. bizden biriydi o zamanlar. bugün histolojide hoca "ef es eyç" dedi, soğudum bir anda. halbuki ne kadar içtendi fe se haş iken.

hücre zarı var ondan sonra. o gitti yerine yabancı bir 'hücre membranı' geldi. gelirken zarsız organelleri götürüp 'nonmembranöz organeller'i getirdi.

sonra kalpte karıncık vardı, kulakçık vardı. karın altta, kulak üstteydi. her zaman olduğu gibi. kulakçık 'atrium'a, karıncık da 'ventrikül'e yenik düştü.

akciğer atardamarı. hemen görevini anlıyordun, akciğere kan pompalıyor. peki onun yerine ne geldi? 'turuncus pulmonaris'. gizli, bildiğini saklayan biri geldi.

eritrositler vardı bir de. bildiğimiz kan hücreleri. renkleri kırmızı denmişti bize. hemen öğrenmiştik. kan kırmızı renkte ne de olsa. o bilgi gitti, yerine 'eritrosit tekse sarı, çoklarsa kırmızı' gibi kesin olmayan bilgi geldi.

endoplazmik retikulumu aldılar bizden. endoplazma retikulumu diye modifiye edip geri verdiler. benimsemedim ama. endoplazmik retikulum hala içimde yaşar benim.




Çocukluğum, çocukluğum...
Uzakta kalan bahçeler
O sabahlar, o geceler,
Gelmez günler çocukluğum.

3 Ocak 2010 Pazar

noolur o olmasın noolur noolur noolur

bi otübüsün motorları çalıştı. noolur baalandıım otübüs olmasın. ne diyo lan bu salak diyosan eğer, önceki mesajda açıkladım durumu.

ne bktan firmaymış lan

lan otübüsümde kablosuz bağlantı hizmeti yok.
dinlenme tesisinde yanımızda duran diğer otübüsünkünden bağlanıyorum. bi gitse baalantı da gidicek.

aynı bileti 2 kişiye vermişler mallar. bi de kadın bana aşşa iner misiniz dedi, inmedim.
daha önde cam kenarından yer verdi.

valla sinir oldum. sadece tek çeşit yiyecek vardı, seçim şansımı elimdne aldıkları için de kızgınım ayrıca.

2 Ocak 2010 Cumartesi

hangi yıldayım, zaman kavramım kayboldu

yılbaşında hastaydım blog.
ilaç içerek girdim, yeterince de eğlenememiş oldum.

ayrıcanaktan uyandığımda geri sayım başlamıştı. yüzümü yıkayana kadar millet içerde birbiriyle öpüşüp koklaşıyodu bile.
sonradan gittim, bikaç kişiyi öptüm ve dönüp yattım.

tombalanın başını falan biliyorum. her kart 1 liraydı. başka da bi bilgim yok.

1 liraya kart mı olur be.


yeni yıla uyuyarak girmiş oldum.
2 sene önce de bilgisayarda oyun oynarken girmiştim.

60 yaşında insanlara döndüm.

valla gebertirdim

randy orton adlı haysiyet yoksunu şahsın (bak ne kadar terbiyeliyim) undertaker'a yaptığı oyundan sonra kendimden geçtim lan.

legacy denen oluşumu zaten sevmezdim, daha da nefret ettim.
uyuyamam da onların yüzünden ben.