1 Eylül 2010 Çarşamba

parmaklarımı hissetmiyoum

bugün deli gibi yaamur yaadı lan. tamam deli gibi olmasa da iklimin "oha mnakoyim sonbahara geldik, yaamur yaadırayım bi an önce" diyip kurulu saat gibi 1 eylülde yerleri su içinde bırakmasını pek de hoş karşılamadım.

çoğu kişi bu yaamurlara ve havanın soumasına sevinse de ben yapı itibariyle yazın terlemeyen (koşarsam terlerim) kışın da ısınamayan (4 mont giyince ısınıyorum) bi insan olarak hüzünlü gözler ve hissiz ayak parmalarımla izledim penceremize vuran her bir yaamur damlasının sanki bir hikaye anlatıyormuşças... hava buz gibi lan.

hani böyle evinde her akşam kocasının gelecei umuduyla sofraya 2 tabak koyan yaşlı teyzeler vardır ya resmen onlar gibiyim. şortumla oturuyorum hala. belki güneş açar lan diyorum kendi kendime. çoraplarımı da giymiyorum.

bi de yaamurdan hava kapanınca gerizekalı beynim akşam oldu zannedip uyku moduna geçiyo. aynı gerizekalı gece olduğunda lambalar yanıkken gündüz daha diyip uyutmuyo insanı.

bu gece protez teorik sınavıma girmek için ankaraya gidicem. lan o kadar ders arasında (anatomi, organik, histoloji gibi babalar, fizyoloji, maddeler bilgisi, biyofizik gibi oğullar) protezi bıraktım ya (kutsal ruh) beynimin ayarına sçayım.


ayaklarım üşüdü

Hiç yorum yok: