22 Eylül 2010 Çarşamba

otobos

küçükken hayallerim arasında ankara-gebze arasında otübüs koltuğunda yaşlanma gibi bişiy yoktu. ama gel gör beni okul neyledi.
şu 5 senede otübüste ölmessem bidaa ölceemi sanmıyorum.
mesela ankara-gebze arasında otübüs yolculuu mu yapçan, hiç bütün firmaların saatlerine tek tek bakıp zaman harcama. sor bana, bütün firmaların kalkış saatini, aşti peronunu, yolculuk süresince ikram sayısını ve neli meyve suyu verdiklerini, mola yerini, koltuk genişliini sayarım sana.

mesela efe turda 26 numara mı verdiler? normalde cam kenarı di mi. ama büyük otübüsünde orta kapıda numara ters döner, hooop koridor tarafına geliverirsin. böyle küçük oyunlarına inanma. ben mal gibi pencere kenarı benim diye koşturup bindim otübüse, koridor geliverdi. efe turda eti verirler.

istanbul seyahatle gebzeden binince sıcak soğuk bişiy içer misiniz sorusuna yok deme, çünkü kaynaşlı bozbey dinlenme tesisinde 20 dakka ihtiyaç molası verdikten sonra yapılıyo ancak 2. servis. ne verirlerse al, karnın toksa evde yersin. bi de suyu yanında götür. hamidiye su var çünkü. büsküütleri ülker.

kent turizm mi ne, onunla yapıcaan en iyi seyahat hiç başlamayandır. üzerine para verelim, binin derlerse tamam de. parayı al ama binme. ben bunla gittiimde yicek bişiy vermemişlerdi. içecek olarak da sudan başka bi alternatif yoktu.

es turizmin bissürü saati vardır ama hiçbiri düzgün saat diildir. ya erken, ya geç bi saattir her zaman. bi kere bindim, unuttum onun özelliini.

kendini önemsiz hissetmek istiyosan metroya bin. çünkü mola yerinde 80 tane daha metro oluyo, vay canısını, ne kadar sıradanmışım diyosun. öyle ruhunu terbiye için uzak doğuda bi manastırda kendini hapsetmeye gerek yok, bin metroya, önemsizliğini anlar, nefsini terbiye edersin.

en son mermerler diye bi şirketle geldim. kimse isteyerek mermerleri seçmemiş. herkes başka bi firmanın yönlendirmesiyle gelmiş.



sonuçta; efe tur birdir ve istanbul seyahat onun kulu ve elçisidir.
efe döver.

Hiç yorum yok: