19 Eylül 2010 Pazar

mimektup

normalde her iş gibi mektup işini de beceremem. yeteneğim olan bi noktayı bulsam fil kesicem zaten.
beceriksizliğimi tüm insanlığa yayma amacındaki sena tarafından (yalan, yazayım mı dedi, yaz dedim ben de) mektup alınca seriyi bozan gerizekalı olmamak için hayatımdaki 2. mektubu yazıcam. bu sefer telefon edip mektubum geldi mi diye sormama gerek yok.
sıradaki mektubu başta damla olmak üzere tüm dinleyicilerimize armağan ediyorum. damla niye başta? çünkü ona yazıcam.


meraba damla.
benim gibi bi götle 4 sene boyunca aynı sınıfı paylaşman da, hatta özellikle son senemizin auhauhaau diye geçmesi de konuşmaları goygoya baaladıım gerçeğini deiştirmiyo.
evet, goygoya baaladım, çünkü yaparım ben öyle. her insan yapar, ama ben bayrağı taşırım.

aslında slm nbr jnm bnm diye de başlayabilirdim konuşmaya ama başlamadım. silip düzeltmiyorum. herhangi bi konuyu bağlama çabası olmadan direk ankaradan girmek istiyorum konuya. la ankaraya gelince ne pis hesap gelmişti lan. 9 liralık içilen şeye önce 30 küsür lira, daha sonra da 13,5 liralık hesap gelmesinden bahsediyorum, en sonunda 9 lira verip gitmiştik. istesek vermeyebilirdik. soora ne biçim kaybolmuştuk kızılayda, aynı inşaatın önünden 4 kere geçmiştik. benim çok güzel lan burda pizzalar dediğim yerde ne biçim yicek bişi bulamamıştın. ama sucuklusu hakkaten güzel oranın.

soora istanbula gittik sıkça. her dönüşte bidaa binmem gebzeareme dedikten soora her seferinde yine aynı ulaşım türünü tercih ettik. aslında ettirildik. çünkü istanbula yürüyerek gitmekten daha mantıklıydı. eyvallah babuş, kıllı çatal... bunların hepsi gebzearemin ülkemize kazandırdığı değerlerdi. tuzlada trende (banliyö demem ben) gerçek küfürü kulağımızda beraber hissettik.

okulda aalayan insanlara ısı ısı ısı diye bıyıkaltından güldük. nietzsche olsa o da gülerdi bıyıkaltından.

başka nooldu? mesela ideolojimi satmam arkadaş diyip kumpir yememiştin sınıfta, ama ben öküz gibi kaşıklamıştım. yeri gelir satarım böyle.
doumgünümde elmasız elmalı kurabiye yapmıştın. aslında elma vardı ama zaten yarısına gelene kadar kurabiye kısmı insanı doyurduğundan elmalı kısmı yicek yer kalmıyodu midemde.
ankarada taaa en sondaki duraa bulmak için ters istikametten durak aramaya başlamıştık. ordaki inşaatımsı yerden sonra bulamıcaamıza inanmıştım ben aslında.


ne biçim yazdım öyle. niye öyle oldu? çünkü ben mektup yazamam.
öyle işte. hadi görüşürüz.


(kısa bitiriş forevır)

1 yorum:

Damla dedi ki...

Olm o sallama lanı ben işaretledim de, sor bana neden işaretledim. O "ideolojimi satmam ben aga" mbcden birinin doğumgünü pastası için yaşanmıştı. Ondan sen de yememiştin. Hıyar gibi kolaya abanmıştık beraber. Kumpir ben sevmem. Zaten mbc önderliğinde olunca daha da tiksindiğimden kelli yememiştim ben onu. Oha o elmesız elmalı kurabiyelerin eppek bölümleri çoktu harbiden. Nedeni de evde yaparken içinin yarısını "elma aşkım" yüzünden bitirmiş olmamdı. Bu da böyle itiraflı ossun bari.