30 Eylül 2010 Perşembe

13 madde

okulumuzun sayın öörenci işleri askerlik tecilimi yaptırarak beni göt etme şerefine erişti. buradan kendilerine kucak kucak sevgilerimi gönderiyorum.

bu akşam saçlarımı kestirdim (çarşamba candır). berber deişmiş, deişik hareketlerle kesti, saçları havaya attı, havadayken kesti falan. bi ara kulaklar gitçek diye korksam da van gogh olmadan geri döndüm eve.
normalde sayın berberim benim istediim şekilde değil de kendi hoşuna nası gidiyosa öyle kestiinden ben pek istekli diildim saç kesimi konusunda. ama bu adam tek tek tüm isteklerimi dinleyip öyle kesti (şans işte).

tırnaklarım yıllar sonra kesilcek duruma geldi. bugün 2 mm olarak ölçtüm minik kurbaalarımı.

şimdiki kulaklıım da tek tarafı çalışıp öbürü bozuk olan 3. kulaklıım olmaya hak kazandı. tüm çabalarımıza rağmen hastayı kaybettik.

artık tatilin bittiini yavaş yavaş anlamaya başladım. ankaradan eskisi kadar korkmuyorum. eskisi kadar yannız kalmıcaam için olabilir (2 gün bile olsa don't leave me alone).

kendim pizza yapamadan gidicek olmam çok koyuyo. zamanında pizzama koyarım diye biriktirdiim malzemelerin çöpe doğru olan sancılı süreçleri de devam etmekte. en son mısırları da kaybettik.

evin içinde pembe çubuklu lolipop yiyip geziyorum. selam ben murti onyedi yaşındayım... dicek seviyeye gelmek en büyük korkularımdan biri.

5 tane diş kavanozum var. yaklaşık 100 tane falan dişim oldu. bi zamanlar insanları ağrıdan öldüren şeyler kavanozda masum masum öylece duruyo. her biri ayrı bi hikaye anlatır ama dinleyeni sksinler. bana ne lan elin adamının hergün lahmacun yemesinden!! geçen biri gelmiş, abi benim sahibim haftada bir fırçalardı bizi dedi. beter olun diyip koydum yine kavanoza.

evin içinde don't worry, be happy açıp parmak şıklattıımı inkar edicek değilim. düünlerde yapmam ama. orda "fidayda da ankaralım fidaaaydaaa" diyene kadar parmaklar uyuşup şıklatılmıcak seviyeye geliyo.

evrimsel süreçte duyu organlarının nası oluştuunu hala anlayamadım. varlığını bilmedikleri bi şeye adapte oluyo hücreler. okulda hocalara sormayı düşünüyom ama akademik olarak anlatırlarsa bi bok anlamam.

recep ivedik 2yi parça parça da olsa izlemişim (ki bunu zaten biliyosun). bütün sahneleri hatırlıyom haa bak böyle olcak diye. baştan sona otobüste seeretmiş olabilirim. sırada mirrors var.

bu dönem derslerinin daha zor olması sınavlara 1 hafta kala çalışmaya başlamamın önünde bi engel deil. bu yöntemle 13 senedir okuyom, dere geçerken at değiştirilmez. yeni yeni adet çıkarmayın.

serj tankian candır. ikinci albümde sıçmış olsa da candır. gelip beni yerden yere vursa da candır.
telefonumun minnacık hafızasını 2 albümüyle doldursa da kapladığı her baytı hak etmiştir. arz ederim.

Hiç yorum yok: