4 Ağustos 2010 Çarşamba

ilk defa bi yaz tatilinde bu kadar gezdim lan.
hatta daha da güneye inicektik, bi tekne turu için ta 2 saat yol gitmeyelim dedim, didimde çıktık tura.
gitsek de olurdu. akçaya bi gün geç gelirdik belki. bildiin tatil yeri akçay, ama gelmek istemiyorum. pislik bi insan olduumdan sevemedim akçayı.

özellikle denizinden nefret ediyorum. denizin içinde bulunma sürem 5 dakika bile yoktur. su acayip souk olunca hadi ben üşüdüm diyip çıkıyorum. diğer zamanlarda da kumda oturmaktansa botumda sahili izliyorum miyop gözlerimle.

bi de kordonu çok kalabalık. mümkünse en yakın insanın bana 2 mt uzakta olduğu yerleri seviyorum.


lan, didim dönüşü efese gittik.
antik yunan ve roma cumhuriyeti-imparatorluğu dönemlerine olan hayranlıım dolayısıyla bir yıldır içimde sakladıım enerjiyi kullandım. o taşlara ölürüm ben diyebilirdim. ama bazı heykellerin asıllarının başka müzelerde olması moralimi bozdu. hele kütüpaanenin önündeki 4 heykele çok üzüldüm. asılları avusturyadaymış. zaten kaşifler de avusturyalı. mnızagoyim.
düşünsene lan, insanlar yaşıyodu bi zamanlar öyle yerlerde. bööle mermer mermer yapılar, deişik giyimli insanlar falan.


sabah arabanın sol arka tekeri inmiş. ilk önce yolda hunharca (ve aynı zamanda malca) üzerinden geçtiğim pet şişeden olduunu düşündüm ama çivi girmiş. dedim ben yoldayken soldan ses geliyo diye, dinleyen olmadı. yedek lastiği takma ve lastikçiye gitme işlemlerinde üzerimde bembeyaz tişörtüm vardı. bildiğin malım. leş gibi oldu.
ama harbi harbi beyaz tişörtleri çok seviyom lan.

Hiç yorum yok: