30 Mayıs 2010 Pazar

normalde yemek yemeyi pek seven bi insan değilim. protein, karbonhidrat, vitamin falan bunları hapla almak mantıklı geliyo bana. illa zevk almak isteyen gider parmakları yapış yapış olana kadar portakal yer ya da ne bileyim dişleri birbirine değince beyninden sinir kopmuş hissi uyandıracak kadar erik yer.
ama dünya üzerinde karşı gelemiceem tatlar da vardır. mesela elmalı kurabiye. ne kadar hapını yaparsan yap ben o kurabiyeyi yerim. hapını içerim ama kurabiyeyi de yanında yerim. düşündüm de bu kurabiye kullanılarak bana her şey yaptırılabilir.

mesela saygıdeğer arap insanları kuranı yazarken arkadan biri çıkıp hadi şunu da ekleyelim dese kimsenin sesi çıkmazdı.

تم إنشاؤها لا شك فيه انه (الله) بالنسبة لك (العمل الصالح) في السماء ومصدر الأبدية لكعكة التفاح. العالم أن جميع الذين عملوا الصالحات ، وأنه (الشعب) سوف يكافأ مع الكوكيز والتفاح. أكله من كل شيء ، هو احتمال غير محدود من كعكة التفاح.

yani: "şüphesiz ki o (allah), sizler için (salih amel işleyenler için) cennette sonsuz elmalı kurabiye kaynakları yaratmıştır. her kim ki dünyada salih amel işler, işte o (kişi) elmalı kurabiyelerle ödüllendirilir. o her şeyi hakkıyla yedirendir, elmalı kurabiye yaratma gücü sınırsız olandır."

her hafta hacca giderdim.
ama yapmamışlar.
isteyince yapılmıcak bişiy de değil. sonuçta insanlar yazıyolar zaten kitabı, kıyısına köşesine ekleyebilirdin.

Hiç yorum yok: