27 Kasım 2009 Cuma

pis gokiyür

son 3 osuruğum leş gibi kokuyodu

25 Kasım 2009 Çarşamba

60 yaşıma geldim

gün içinde evlenme programı izleyip, dizilerin aynı bölümünü 26. defa izleyen 60 yaş teyzeleri oldum. ama ossun, esra erolu bile özlemişim.

bi de şu anda televizyonda yaprak dökümü var ki p yi r okuyunca izlemesi daha bi zevkli olan.

evüm evüümm güzel evüüüümmm

lineeennss liiinneeennss



diye bi reklam vardı

23 Kasım 2009 Pazartesi

kırtasiye

normal bir insan kırtasiyeye cetvel almak için gittiğinde ne der?

-bi cetvel alabilir miyim?


peki benim gibi histolojiden beyni sulanmış biri ne der?

-diş hekimliği birinc... cetvel alıcaktım.



nice genç canları heba ettin ey mikrotübülüs.

22 Kasım 2009 Pazar

bi hediye alanım yok lan

bugün 22 kasım diş hekimliği günü ve kimse hediye almadı blog.
ya da bırak hediyeyi, bir kişi bilemne kutlamadı ya ona yanarım.

21 Kasım 2009 Cumartesi

aya giden ilk türk olabilirdim

bi gün yine anatomi laba geç kaldım, hastanede koşturuyom deli gibi.
tam böyle son bi dönüş var, ordan dönünce 5-6 mt sonra kapı çıkıyo, giriyon işte laba.
neyse işte tam o köşede bi kolon var, kolonla köşe arasında yaklaşık 50 cm lik bi ara var, orda da çanta duruyo. öörenci çantası bildiin. koşturuyom zaten, atladım üzerinden.
arkamdan adamlar "hlahlkasflsklasdghsag" diye bağırmaya başladılar. zaten geç kalmışım, dönüp "naapiiim derse koşuasfoasfas" dedim koşmaya devam ettim.


daha sonradan öğrendiğime göre o çantada bomba şüphesi varmış.


aha grafiksel anlatım

alçı tozu + lens = valalleleeğğyyy

bidaha alçıyla çalışırken lens takarsam var ya.
yandu lan gözlerim.

20 Kasım 2009 Cuma

mantıksızlık zinciri

bi gün diksiyon dersindeyiz. bu diksiyon dersinin olduğu gün 8 saat ders var zaten, bi de gidip diksiyon seçtik. neyse efendim diyeceğim bu değil. ders bitti ve biz çıkıyoruz.
bi kızın çantası düştü ve hocadan özür diledi. manyak mısın arkadaşım? hocanın çantasını mı düşürdün, senin çantan.
2 mantıksızlık kızın salakça gülmesiydi
3. mantıksızlık da başka bi kızın "nazar nazar" açıklamasıydı. ama böyle 60 yaşını aşmış kadın "nazar nazar" deyişi.

halbuki düştü di mi? al ve git.

18 Kasım 2009 Çarşamba

2 liraya ne yiyebilirsiniz?

hemmen söylüyorum. bugünkü akşam yemeğini yiyebilirsiniz.
peki ve var bu akşam yemeğinde?

1)bir kase ezogelin çorbası
2)yarım tabak ıspanak+yarım tabak(yaklaşık 0,5 kg) yoğurt
3)orta bir dilim peynirli börek
4)bir tabak makarna
5)bir kase kayısı kompotosu
6)istediğiniz kadar su, ekmek

tüm bunlar 2 lira. peki bunları dışarda yemeye çalışsanız negadder verirsiniz? hemmen yaklaşık olarak hesaplayıveriyoruz.
1) 2 lira
2) 4 lira+2 lira
3) 3 lira
4) 2 lira
5) 1.5 lira
6) 50 kuruş
toplamda 15 lira eder.

vay canısını yaa.

17 Kasım 2009 Salı

petito


eriyip tekrar dondurulmuş bir petito pandası.
hoşçakal panda.

15 Kasım 2009 Pazar

direksiyon kursu

direksiyon kursundan aradılar, yarın 15:30da direksiyon eğitimin var diye. erken erken aradılar sağolsunlar. hayır ertesi güne 2 diş yetişmesi lazım. birini yaptım ama kalan dişi hiç denemedim. nasıl bir diş bilmiyorum. umarım sçmam.

başarıya giden yoldayım




ölçüleri tutacak şekilde yontulmuş bir diş. biraz da güzel görünüm kazandırıldığında gazet güzel bir diş olabilir. emme kenarından 0.5 mm bile fazla alsam dooooru çöpe.

14 Kasım 2009 Cumartesi

kespır

sevimli hayalet kespır vardı bi zamanlar. evet o sevimliydi ama kespır adlı bilgisayar üreticisi hiç de o kadar sevimli değil. bilgisayar tamire gitmişti, 2 ay sonra gelmiş. ama bizim bilgisayar gelmemiş. yeni bir bilgisayar yollamışlar. çünkü bilgisayarı tamir edememiş akıllılar.

olsun bizim için daha iyi oldu.

babaya messenger kurulumunu anlatmak ne kadar zormuş. hayır o kadar zorlandım ki anlatırken sanki efbiay'ın ofisıl sitesini ele geçirmeye çalışıyoruz. hayır kuramadık ona yanarım. zaten antivirüs de yok, bişi indirmediimiz iyi olmuş. telefonda 11 dakka konuştuk bunun için ayrıca.

bu ne şimdi


uykusuzu skindrik bi alçı yontu için feda ettim. içim acıyor.

12 Kasım 2009 Perşembe

bu kadar ekşını tüm lise hayatında yaşamadım lan

bugün nası bi gün oldu anlatamam blog. ya da anlatırım lan neyini anlatamıcam.
gece saat 01:00 gibi yattım, güya sabah 07:10'da kalkıcam. telefonumun ve saatimin alarmını kurdum ve yattın sabah uyanmak üzere. planladığım gibi saat tam 07:10'da göz kapaklarım yavaş yavaş sesle beraber aralandı. ama beynin kanalları aralanmadığı için iki alarmı da kapatıp yattım tekrar. gözlerimi tekrar yeni güne açtığımda saat 08:41'i gösteriyordu. evet tam 08:41. peki ders kaçta başlıyor? 08:40. bu da demek oluyor ki ben uyandığımda ders başlamıştı. amuğnagoyiim deyip zıpkın gibi fırladım. kitabı aldım, aazıma 2 sakız attım ki kokmasın. dolaptan da önlüğü alıp, telefon, anahtar, cüzdanı da kapıp çıktım. burada bazı eksikler var değil mi? nedir bu eksiklikler?
1)sabah işemeye gitmedim
2)sabah kahvaltı etmedim
3)sabah yüzümü yıkamadım
ve en önemlisi
4)sabah günlük elbiselerimi giymedim.

evet, pijamalarımla çıktım dışarı. alt pijama koştukça düşüyor. onu mu yukarı çekeyim, yoksa saate bakıp gidene kadar yoklama alınmasın diye daha mı hızlı koşayım, elimdeki içindeki kitaplara bakılmadan alınmış torbanın içinde anatomi atlasının olup olmadığını mı kontrol edeyim, dirseğime takılı önlüğü mü düşmeden taşıyayım?
hepsini aynı anda yaptım, anatomi labına girdim ve baktım herkes oturuyo. sordum gruptan birilerine yoklama alındı mı diye, herkes farklı bi şey söylüyo. neyse dedim oturdum alınmamış. bu şekilde günün ilk bokluğunu kazasız belasız atlattım.

sırada 2. boklukvar. anatomi labından sonra maddeler bilgisi dersi var. onda da hoca çok iyi, çok sakin anlatıyo ama arka taraf habire konuşuyo. yoklama kağıdı da bu arada ilerleyerek önlerde oturan bana doğru geliyor. artık hocanın sesten dolayı sabrı taştı ve slaytı kapattı. ders bitmiştir dedi, yoklamayı istedi. yoklmanın bana gelmesine 2 kişi var. neyse hoca konuşup yanımıza gelene kadar yoklama benim elime geldi. tam kağıt ve kalem elimde, hoca yoklamayı istedi. "hocambidakkaimzaliyim" dedim ve normal imzayla tek bir ortak yanı olmayan bir karalama yapıp hocaya verdim. dersi dinleyenlerden olduum için hoca bişey demedi. 2. bokluk da bu şekilde atlatıldı. bitti mi? hayır. sırada 3 var.

ööle arası ve ben odaya gittim, yattım uyudum, çünkü b grubunun histoloji dersi var, bizim lab 2 saat sonra başlıyo. neyse kalktım kahvaltı falan ettim, saate bakmıyorum bu arada. bi baktım 15:32. 15:30'da lab kapısında olmam lazım. yine mi amuğnagoyiim diye bi hışımla çıktım. okulun kapısına geldiimde b grubundan birilerini gördüm. sizinkiler girdi dedi. ben hızımı daha da arttırıp boltu bile geçebilecek hızla koşuyorum ya da bir başka deyişle uçuyorum. neyse laba girdim ama önlük elimde. dedim söylemeden çıkıp giyeyim sonra girerim. tam çıktım önlüü giydim hoca geldi kapıyı tuttu, kapatıyorum kapıyı dedi. hocam girseydim dedim. bi düşündü, gir hadi dedi. içerde geç kalmayın diye de bolca nutuk attı ve acayip kızgın bi hocaymış meğersem. sonra çelışkanlığımı görüp baştaki hatayı unuttu sanırım. 3. bokluğu da bu şekilde atlattım ve çekirge bir sıçrar iki sıçrar üçüncüde bişey bişey olur lafının yanlışlığını ispatladım. üçüncüyü de sıçradım ben.

normal şekilde geçen bir günüm olmadı lan. kalbim daha fazla kaldıramayacak bu koşturmacayı.

10 Kasım 2009 Salı

yine de sakindim aslında

bugün ilk alçıdan dişimi yapmaya çalıştım ama tüm gün tekrar tekrar öldüm onun yüzünden.
başlıyoruz.

gece mumdan kalıpları yaptığım için saat 4:30 gibi uyudum ve 8:40ta laboratuvarda olmam gerekiyo. neyse planlandığı gibi 3 saat sonra 7:30da telefonun ve saatin alarmları çaldı, kapattım. ama uyumuşum tekrar. gözümü açıp saate baktıımda 7:59u gösteriyordu. hayamuğagoyiim diyip zıpkın kibin fırladım. tuvalete girdim, kaavaltı ettim, lensimi taktım, eşyalarımı çantaya koydum, dişimi fırçaladım ve tam saatinde okuldaydım. günün boktan geçeceği burdan belliydi. aslında her şey yeni başlıyordu ve bu hiçbir şeydi.

girmeden söylemişlerdi montlarınızı alın 10 kasım törenine gidicez diye. neyse gittik işte sonra kültür merkezindeki konuşmaya falan da gittik. ne kadar normal hayatımız. laboratuvara girmemizle her şey değişti. önce dişi çizdirdiler, daha sonra demoyu seyrettirdiler ve hadi başlayın dediler. işte tam bu noktada başlandı mmma konmaya. ben gittim güzel güzel önceden hazırladığım kalıbıma alçıyı döktüm, emre abi adlı asistana gösterdim ve tamam bunun kıvamı iyi dedi. aslında o öyle zannediyordu çünkü sulu olmuştu. elime aldığımda hissetmiştim, oymaya başladım ve galon galon su akıyordu etrafa. masa asistanım olan nihal ablaya gösterdim. çok sulu baştan yap dedi. neyse dedim yedek kalıp vardı zaten. he bu arada kalıba alçıyı döküyoruz ama çıkarırken mumdan yapılmış kabı parçalıyoruz. tek kullanımlık yani. 2. yi yapmaya başladım ben.bekledim biraz içeri gidip. bi döndüm. ana üstte su var. iyi karıştırılmamış galiba dedim, biraz da söylendim. bu yakarışlarımı duyan duygu abla -ki asistan olur kendisi- olaya el attı. bu sefer koyu yapacaktık. farklı bir dünyaya yolculuktu bu. neyse alçı beleş diye koydukça koydu, koydukça koydu. nerden bilebilirdim ki aslında koyulanın alçı değil ben olduğumu. taş gibi bişey oldu. neyse dedim gittim alçı bıçaayla kesilmiyo, kıl testeresini denedim. götümden terler aka aka sadece minnacık bi yer alabildim. devreye nihal abla -hatırlarsanız masa asistanımızdı- girdi ve olmamış bu dedi. baştan yap. 4. alçımın da üstünde su vardı, onu da döktüm. en sonunda halime acıyan nihal able geldi ve kendisi yaptı kalıbı. uzunluğun 8.1 cm olması lazım. ölçtüm ve tam 8.1 cm. bi gıdım alsam alçıyı at çöpe direk. dedim nihal ablaya sorun olur mu diye, ben yaptım onu sorun çıkar mı dedi bana. oldu ama gerçekten de . ancak kuruması tam 45 dakka sürdü. normalde 15 dakkada kuruyan alçı 45 dakkada kurudu. neyse dedim başladım oymaya. zaten kalmış bibıçık saat. yaptım yaptım. gösterdim olmuşmu diye. kökünü olması gereken gibi yapmıştım, kronu -tam çeviremiyom ama, dişin diş etinde olmayan, görünen yeri diyebilirim. ama arkası, yanı falan da dahil. kök hariç her yeri işte- az almıştım. baktı uyumsuz. tabi uyumsuz olcak, alınmadı çünkü daha. baştan başlıcan galiba dedi. hocam yine mi ya, 5. zaten bu dedim. aldı eline oymaya başladı. bunu sadece nasıl yapılacağını gör diye yapıyorum dedi, tamam dedim ben de. yaptı işte dişi, adama benzetti. hocam arkasına numaramı yazayım mı, nasılsa atıcam dedim. niye atıyosun dedi bana. demin kendisi demedi mi at diye sayın okurlar. tamam hocam dedim oturdum. bu ablamız diğer 2 asistanın yaptığı alçı kıvamını da beğenmeyip bana yeni alçı yaptırdı bu arada. neyse gün böyle bitti. sıra toplanmaya geldi. ege sait abi diye başka bir asistan süpürgeyi yerine koydu. tam alcam, ne yapıcan dedi. hocam yaparken yere alçı döküldü biraz onları alcam diye karşılık verdim. alma dedi. sen temizlikçi misin oğlum bırak temizlikçiler temizler dedi. acayip şaşırdım çünkü ege abi böyle insanlara değişik davranan, bence çoğu kişinin de yanlış anladığı birisi. çoğu kişi sevmez ama iyiliğimizi düşünüyor. nihal abla da 4 alçımı attırsa da o da benim daha iyisini yapmam için çalışıyor biliyorum. hatta bu asistanlar bizim için ööle tatillerinin bi kısmını kullanmadılar.

neyse işte blog. böyle boktanötesininfevkinde bi gün geçti. daha doorusu gün bana geçirdi. birazdan aşşa inip diş yapıcam, alçı falan aldım.

9 Kasım 2009 Pazartesi

sçtım sçtın sçtı sçtık sçtınız sçtılar

bi hafta soora protetik sınavı var. tek bi dişin sadece dış özellikleri 15 sayfa. tırsıyorum. yarın da protetikte alçı yontu var. köpek dişi yapacağz. bak farkındaysan maksiller kanin deyip ukalalık yapmadım. istesem yapamaz mıydım? yapardım.

bugün yemekağnede mantı vardı, bi heyecanla gittim. tamam sosu var, yourdu var, nanesi var ama dibinde su var. lan kuru olacak o, sulu sulu ne lan o. ne mantı, ne de kulak çorbası.

kulak çorbası dediğim mantının sulusu. kulak kesip atmıyoruz içine.

8 Kasım 2009 Pazar

küfür edilcek biri bana gelsin

küfür edesim var blog birilerine. küfür savurmasam sinir küpü olucam. arada 21-1'de ediyom küfür. batakta mesela çok renkli gelirse "kraliyet skişiyo", "kraliyet grup yaptı", "kraliyetler birbirinin elineviriyo" gibi hiç de hoş olmayan laflar sarfediyorum. utanıyor muyum? hayır. ama küfretçek başka ortam olmayınca da önüme gelen şeye sayıyorum. mesela;

banyoda su bi anda sıcaklık değiştirince suya annskiim diye küfür ettim o da çok taktı beni. sonra da çamaşırımı banyoda kapıya asmıştım. dengesi bozulup düşerken de kendisine mnagodumunun dursana diye hakaretler savurdum. kapının kilidini açamayınca da açıl sktminin kapısı diye laf yapıştırdım sktiminin kapısına.

ama kapı cidden çok boktan. kilitte bi nokta var tutturmassan açamıyosun. kilitlerken de aynı şekilde tutturman gerekiyo orasını.

çürüyeni de var

ekmek çürümüş. yaklaşık 2 haftalık olduğunu tahmin ediyorum. böyle rengi falan yeşillenmiş.

bikeresinde ananemlerde torbada ekmek gördüm. böyle yeşilli kırmızılı falan. tam domatesli, hıyarlı ekmek diye yicektim ki durdurmuşlardı beni. halbuki mis gibi küf. antibiyotik sanırım. evet, her sakallı benim dedem.

az daha çürüceklerdi

havlumla nevresimimi halamlara getirdim blog. yıkansınlar birazcuk. ne zamandır yıkanmadılar çürümeye başlıcaklardı yakında. halısaha maçı adlı etkinlikte ilk defa bi arkadaşıma bağırdım. "nası tutayım topu, 50 metre uzaktan geçiyo" diye. ha eskiden de baarmıştım ama onda küfür de vardı. telefonda cidden kızgın bi şekilde "aazına sıçayım" demiştim. sonradan öörenmiştim ki bi suçu yokmuş. üzülmemiştim, orası ayrı.
yemekhanede içli köfte var zannedip koştura koştura sıraya girdim, kadınbuduymuş.

5 Kasım 2009 Perşembe

kafatası

kafatası maketi almayı düşünüyorum blog.

2 boyuta basmıyo kafam. atlas + kitap+ sözlük kullanmama rağmen anlamıyorum. almıyo mnsktmnn beyni. 3 boyutta daha rahat anlar umarım. 300 liralıkları görünce accuk irkildim ama 100 liralık da gördüm. 50 liralık bulsam orda alırım lan.

bugün anatomi labda kadavranın gözünü aççaktım, tırstım. düşünsene bööle içeri çökmüş, siyahı grileşmiş, beyaı koyu krem bi renk almış... yok yok iyiki açmamışım. 3 hafta boyunca uykumda altıma sçardım.

3 Kasım 2009 Salı

.

Lan bugün güya b grubunun dersi vardı. Sabah ben yine gittim okula. Sabah 8:30’da kapının önünde olmamız gerekiyo, ben o saatte yataktan kalktım. ama sonuçta kalktım yani. Zaten erkenden gitmeme gerek yok, dersim yok nasılsa. Çizimleri gidip asistana vericem. Neyse gittim kapıda önlümü giydim, içeri girdim, asistanımı da buldum . hocam gideyim mi dedim, sen bunu en iyisi haftaya ver dedi bağa. Ama bişeyim için teşekkür de etti. Hassasiyetimdi sanırsam. Halbuki önceki hafta haftaya verirsin demişti. Neyse dedim gittim 2. Defa kaavaltımı ettim. Haşlanmış yumurta vardı almadım ama onu. Gözleme aldım onun yerine. Hayır gözleme dedin normalde ince bişey olur, bunlarınki iki parmak kalınlıında bi ‘hamur’.

Bi internetteyim bi kelle anatomisi çalışıyom. Bi bi internetteyim bi kelle çalışıyom. Bi internet bi kelle gidiyom öyle. Ama almıyo beynim. En son akşam anladım kemiklerin yerlerini falan. Daha bunların eklemleri falan da var. En zor kısmı bitti ama. Os frontale, os ethmoidale, os zygomaticum, os occuputale falan hepsini biliyom artık. Hatta os ethmoidalenin büyük bi kelebeğe, os syphenoidalenin de kanatlı bişeye benzedini biliyom artık. He aralarındaki fark ne? Şu anda benim için sadece ethmoidalenin daha uzun oldu. Halbuki benzer yanları yoktur aslında :D bi de os temporalenin içinden kulakla ilgili bi kanalın geçtiini biliyom.

2 Kasım 2009 Pazartesi

yemekağne yemekleri

http://www.sksdb.hacettepe.edu.tr/yemeklistesi.php

listesi var la yemeklerin. yarın ne yiceeni biliyosun. evde ne güzel bi heyecan oluyo. bazen yemek yetişmiyo, batitis kızartması falan yiyon. yarın güzel yemekler varmış ama okulda olmucam. b grubunun dersi var bütün gün protetikte. ama sabahtan gidip çizimleri vericem asistana.

Minestrone Çorba
Hindi Külbastı(elma dilimli patates)
Beyaz Lahana Salata
Revani

öölen gidip yiyebilirim aslında. tatlı pek hoş deil ama 1319 kalori var.

asıl haftaya cuma güzel yemek var. o gün de yurtta olmuyom mnskm.
hep ben yokken yapıyolar iyi yemekleri. ben gidince brokoli çorbası, buz gibi yemekler çıkıyo.

hele bi gün anatomi labdan çıkıp gittik. kadavradan sonra soğuk fırında makarna insanda değişik duygular uyandırıyo.

burnumdaki sümük dondu

lan bu sabah camı açıp kafamı dışarı uzattım. ana o ne souk öyle.

neyse dedim atlet+yünlü bişey+yünlü bişey daha giyip okula gittim. normalde bizi ön kapıdan almıyolardı. edim girsem şimdi aslında, üşüyom çok pis. soora vazcaydım kurallara uyan insanım ben.

yemekte de iirenç yemekler vardı. bi çorba güzeldi. zaten çorbaları çok güzel yapıyolar. mısır çorbasıymış, içinde mısır parçaları vardı. haşlanmış mısır gibiydi, tadı da güzeldi. şu ana kadar sadece brokoli çorbası adlı sıvıyı sevmedim. türlü vardı, taze fasülyelerini bile yayemedim, gittim kuşçükü etle patatesini yedim. bi de bulgur pilavı vardı, soğuktu bi de turundu diildi onu da yemedim. salatanın da domatesiyle hıyarından yedim biraz. salatada ceviz görüntünün amuğagoyuyo.

bilgisayarım var lan benim

diğer bilgisayar casper servisine 2. defa gidine artık ondan umudu kesip yeni bi bilgisayar aldık. güzel bişey. acer ama hacêr diye isim taktım kendisine. o e harfi şahbaz e'si olarak söyleniyo.

normalde evdeki internet kotalıydı. koca ayda 4 gb kullanabiliyodum. dün saat beşten onbire keder 4 gb kullandım. bi de hızlı. normalde evde indirme hızım 100 kb'ı bulmazken burda 3 mb'a kadar çıktı.

mutlulanmaya uğraşıyorum.