28 Aralık 2009 Pazartesi

öleyazıyorum

yarın 18:30 otobüsüyle gebzeye doğru yola çıkıcam blog.

ama şu anda ogadder skik durumdayım ki anlatamam.
ulan gerizekalı, gitmeden proteze bak, anatomiye bak, biiki diş yap. yok.

protez notlarını da alamadım zaten, yarın alıcam.
ne ara alıcam bilmiyorum ama alıcam.

çok skik durumdayım.

serj tankian adlı şahsın baby isimli şarkısı var.
dinlemeyeni dövüyorum burda.
dinle.

26 Aralık 2009 Cumartesi

aylarca uyuyabilirdim aslında

bu hafta canım çıktı blog. ya da düzelteyim, canım çıktı hafif kalır. canım skildi.

salı günü yarım günde bir diş yetiştirmeye çalışınca bir daha kendime gelemedim zaten. ardından da maddeler bilgisi sınavı olunca iyice bi afalladım.

cuma günü de yılda sadece birkaç kere yaptığım bir şeyi yaptım ve gündüz uyudum.
yazın bile evde herkes uyurken ben pıtır pıtır dolaşırdım evin içinde. mıyışamıyorum.

uyumak istiyorum.

saçmalamamdan belli sanırım.

25 Aralık 2009 Cuma

2009 hemi de

ehliyet aldım bugün blog.
2009 yazıyor üstünde.

sınıf: B kısmı hafif okunmuyor, sorun çıkmayacağını umuyorum.

ehliyetliyim lan.

24 Aralık 2009 Perşembe

ahlakım bozulcak ondan korkuyom

yurttaki odamda çok terbiyesiz sözler söyleniyor blog.

X kişisi bilgisayarını pilini çıkartıp direk fişe takarak kullanıyor. Y kişisi de kendi bilgisayarının fişini takacaktı, X in fişini çıkardı, doğal olarak X'in bilgisayarı kapandı.

buraya kadar bir sorun yok. asıl sorun bilgisayarını açtıktan sonra X kişisinin bilgisayarının internete bağlanamamasıydı. yarım saat süren denemelerin ardından interneti giden X ve fişi çeken Y arasında geçen konuşma:

Y:bişey olmaz amuğagoyiim
X:yarak amınagoyiim
y:olmaz amuğagoyiim

valla terbiyem kalmıyor.

21 Aralık 2009 Pazartesi

geçerim lan bu sınıfı

ilk defa bi sınavdan geçer not aldım blog.
inanabiliyor musun 60'ı geçtim?

okula bi gittim, millet panonun etrafında toplanmış, hasskym açıklanmış herhal birisi didim ve haldurhuldur kalabalığa koşturdum, insanları yardım ve işte oradaydı. ta-ta-ta-taaammm anatomi notları. bi baktım, 48. içimden hayamuagoyiim 50 alıyodum dedim ve bir de ne göriim? proez notlarının yanında histoloji notları da var. ondan 50 bile beklemiyodum. gözümü kısıp baktım, küfüre hazırdım. ana, 69. çüş amuğagoyiim çektim bi içimden, sonra sınıfa gittim, protez vardı işte.

20 Aralık 2009 Pazar

evrim geçirttiririm lan sana

bi poka benzemeyen alt küçük azı yaptım. benzemiyo lan.

boyu biraz daha uzun olsa alt yan kesiciye çevircem da kısa kalıyo. geri.

19 Aralık 2009 Cumartesi

bu muydu yani?

4 ay önce ne kadar mutluydum halbuki. hacettepe dişi kazanmıştım. okulla ilgili işleri yapmak için falan halamlara gelmiştik. o kadar mutluydum ki, okula gidip gezmeyi çok seviyordum. büyüktü, bahçesi vardı, insanlar vardı. hatta yurt ilk çıktığında 2 gün önceden gidip kalmıştım. yapacak hiçbir şey yoktu ama mutluydum.

ve okul başladı. ilk zamanlar okula güle oynaya gidiyordum. okuluma yürüyerek 5 dakikade gitmek bile eğlendiriyordu. kaıdaki güvenliğe kimliğim göstermek, o kimlikle her binaya girebilmek bile zevkliydi.

daha sonradan dersler ağırlaştı. son gece 2 diş yetiştirdiğim, anatomi sınavı için kütüphanede akşam 11de otururup ders çalıştığım zamanlar geldi. bir zamanlar çalan saatten önce kalkarken, çalan saati kapatıp derse geç kaldığım günler oldu. ve tüm bunların sadece 3 ay içinde oluyor olması 5 senenin nasıl geçeceği konusunda karamsarlık oluşturdu.


ne kadar iç karartıcı değil mi?
birkaç saat öncesine kadar öyleydi. ancak düşündüm de aslında hiç de öyle değil

okul hala güzel, hala histoloji labında mikroskopla preparat inceliyoruz. anatomide kadavrayı gıdıklıyoruz, protez labında muslukların orda milletin dişine yorum yapıyoruz.

sanırım seçebileceğim en güzel bölümü seçmişim.

16 Aralık 2009 Çarşamba

üst düzey konuşuyolar

demin koridordan sesler yükseliyordu. tıpçılar kendilerine haksızlık yapıldığını düşünüp "amele miyiz lan biz? ya öğleden sonra çalışalım ya da öğlene kadar çalışalım" diyorlardı. lan sen ilk 100e girip gelmişsin çalışacan tabi.

tam bunu yazarken oda arkadaşım kapıyı açtı ve açar açmaz genel ses: "skerim sizi yavşaklar!" ayıp lan, ilk 100sün sen.

not: bana demedi yavşak diye. hele bi desin, mum spatülümle atlarım üstüne.

14 Aralık 2009 Pazartesi

böyle sınav mı olur lan


anatomiden pratik sınavı olduk la. çok garip bişi la, zilli milli böyle.
önce herkes önce bekleme salonuna giriyo defterden falan arınıp. herkes girince kapılar kilitleniyo ve bir daha çıkış yok, sınav bittiğinde çıkabilirsin.
odalar aha şöyle:




1:sınav salonu
2:bekleme salonu
3:montlar falan var


bekleme salonundayız ve sınav salonuna giricez. şimdi bi zil çalıyo, iki kişi olarak sınav salonuna giriliyo, sonra tekrar zil çalıyo, diğer bi grup giriyo sınav salonuna. her zil arasında bir dakika var. sınav salonunun görüntüsü de aşağıda.


biz 10. grup falandık işte. şimdi buraya sağ alttan geldik, ben sol tarafa gittim, sağ ile işim kalmadı. ilk zil çalışta içeri girip sol alttaki üstünde kırmızı olmayan masaya geldim.burda bi kağıt vardı, önüne adımı numaramı falan yazdım, arkasına da birazdan göreceğim yapıların adını yazıcam.
5 masada ikişer maket var, toplamda 10 maket. bu maketlerin bi yerinde üzerinde numara olan işaretler takılmış, o numara hangi yapıdaysa o yapının adını yazıyosun. 2. zil çalışta ben koştura koştura ilk masama gittim, orda yapıları falan inceledimi, adlarını yazdım. her masada 1 dakikam var. ikinci zil çalışta hiç beklemden kağıdı alıp öbür masaya geçiyosun. geriye dönmek yasak. sağa sola bakmak yasak, maketlere dokunmak yasak, sadece bakıyosun. neyse işte tüm maketleri inceleyince son, üstünde maket olmayan masaya geliyosun, orda da 1 dakikalık zamanın var, orada düzeltmelerini yapıyosun ya da yazamadıkalrını tamamlıyosun. zil bir daha çaldığında sınavın bitiyor ve salondan çıkıyorsun.

yeni odada montlar falan var, onalrı alıp gidiyosun evine.
şimdiiii, orda insanlar toplanıp bekleme salonundaki arkadaşlarına mesaj atıp içerdeki maketleri söyleyemezler mi?
söyleyemezler.
bekleme odasında jammer var. evet jammer. hani şu sinyalleri bozup telefonu çektirmeyen. bekleme odasında bu alet yüzünden telefon çekmiyor. iyi düşünmüşler.

değişik bi sınav ama gerçekten eğlenceli.

10 Aralık 2009 Perşembe

güzel lan

video

izlemessen ağlarım bak. o derece.

http://www.youtube.com/watch?v=WvQSJJ0DL1Q

al bu da linki. görüntü daha güzel.

7 Aralık 2009 Pazartesi

anatomi

perşembe anatomi sınavım var. var da çalışasım yok blog. musculus levator labii superiores alaque nasinin küççücük bi kas olduğunu bilen kimse istemez çalışmayı.

direksiyon sınavıdan geçmişim. hem de 80 almıım halbuki 2 kere stop ettirmiştim, ayarlı aynayı bozup bi daha düzeltememiştim, hız sınırını aşmıştım, önümdeki adama çemkirmiştim, hocayla muhabbete dalmıştım, vites değiştirirken vitese bakmıştım, arkadaki gözlemciye dikiz aynasından 4 saniye bakmıştım.

ossun, versinler.

6 Aralık 2009 Pazar

ne yapıcam lan ben ilerde?

2 Aralık 2009 Çarşamba

gözlerim görmüyor

izleyemiyorum kimseyi, kimse de beni izlemiyor.
blog ar yu oukey

(not: yazılışı 'okay'dır, okey diye yazmayın, o bi oyun adı)

bu ne lan şimdi, aynı mı?










































bu ne şimdi?
üstteki mikroskop görüntüsü, alttaki çizmemiz gereken grafik.
buyrun aradaki 4 ortak noktayı bulunuz.

hayatımda böyle cümle kurmamıştım lan ben

boş duraklardan geçince, melankolik rüzgarlar estirerek yol alıyor metro karanlık tünellerde.



işte histoloji çalışmanın insanın beynini ne kadar sulandırdığına bir örnek. böyle şeyler demem ben. gülerim genelde.

27 Kasım 2009 Cuma

pis gokiyür

son 3 osuruğum leş gibi kokuyodu

25 Kasım 2009 Çarşamba

60 yaşıma geldim

gün içinde evlenme programı izleyip, dizilerin aynı bölümünü 26. defa izleyen 60 yaş teyzeleri oldum. ama ossun, esra erolu bile özlemişim.

bi de şu anda televizyonda yaprak dökümü var ki p yi r okuyunca izlemesi daha bi zevkli olan.

evüm evüümm güzel evüüüümmm

lineeennss liiinneeennss



diye bi reklam vardı

23 Kasım 2009 Pazartesi

kırtasiye

normal bir insan kırtasiyeye cetvel almak için gittiğinde ne der?

-bi cetvel alabilir miyim?


peki benim gibi histolojiden beyni sulanmış biri ne der?

-diş hekimliği birinc... cetvel alıcaktım.



nice genç canları heba ettin ey mikrotübülüs.

22 Kasım 2009 Pazar

bi hediye alanım yok lan

bugün 22 kasım diş hekimliği günü ve kimse hediye almadı blog.
ya da bırak hediyeyi, bir kişi bilemne kutlamadı ya ona yanarım.

21 Kasım 2009 Cumartesi

aya giden ilk türk olabilirdim

bi gün yine anatomi laba geç kaldım, hastanede koşturuyom deli gibi.
tam böyle son bi dönüş var, ordan dönünce 5-6 mt sonra kapı çıkıyo, giriyon işte laba.
neyse işte tam o köşede bi kolon var, kolonla köşe arasında yaklaşık 50 cm lik bi ara var, orda da çanta duruyo. öörenci çantası bildiin. koşturuyom zaten, atladım üzerinden.
arkamdan adamlar "hlahlkasflsklasdghsag" diye bağırmaya başladılar. zaten geç kalmışım, dönüp "naapiiim derse koşuasfoasfas" dedim koşmaya devam ettim.


daha sonradan öğrendiğime göre o çantada bomba şüphesi varmış.


aha grafiksel anlatım

alçı tozu + lens = valalleleeğğyyy

bidaha alçıyla çalışırken lens takarsam var ya.
yandu lan gözlerim.

20 Kasım 2009 Cuma

mantıksızlık zinciri

bi gün diksiyon dersindeyiz. bu diksiyon dersinin olduğu gün 8 saat ders var zaten, bi de gidip diksiyon seçtik. neyse efendim diyeceğim bu değil. ders bitti ve biz çıkıyoruz.
bi kızın çantası düştü ve hocadan özür diledi. manyak mısın arkadaşım? hocanın çantasını mı düşürdün, senin çantan.
2 mantıksızlık kızın salakça gülmesiydi
3. mantıksızlık da başka bi kızın "nazar nazar" açıklamasıydı. ama böyle 60 yaşını aşmış kadın "nazar nazar" deyişi.

halbuki düştü di mi? al ve git.

18 Kasım 2009 Çarşamba

2 liraya ne yiyebilirsiniz?

hemmen söylüyorum. bugünkü akşam yemeğini yiyebilirsiniz.
peki ve var bu akşam yemeğinde?

1)bir kase ezogelin çorbası
2)yarım tabak ıspanak+yarım tabak(yaklaşık 0,5 kg) yoğurt
3)orta bir dilim peynirli börek
4)bir tabak makarna
5)bir kase kayısı kompotosu
6)istediğiniz kadar su, ekmek

tüm bunlar 2 lira. peki bunları dışarda yemeye çalışsanız negadder verirsiniz? hemmen yaklaşık olarak hesaplayıveriyoruz.
1) 2 lira
2) 4 lira+2 lira
3) 3 lira
4) 2 lira
5) 1.5 lira
6) 50 kuruş
toplamda 15 lira eder.

vay canısını yaa.

17 Kasım 2009 Salı

petito


eriyip tekrar dondurulmuş bir petito pandası.
hoşçakal panda.

15 Kasım 2009 Pazar

direksiyon kursu

direksiyon kursundan aradılar, yarın 15:30da direksiyon eğitimin var diye. erken erken aradılar sağolsunlar. hayır ertesi güne 2 diş yetişmesi lazım. birini yaptım ama kalan dişi hiç denemedim. nasıl bir diş bilmiyorum. umarım sçmam.

başarıya giden yoldayım




ölçüleri tutacak şekilde yontulmuş bir diş. biraz da güzel görünüm kazandırıldığında gazet güzel bir diş olabilir. emme kenarından 0.5 mm bile fazla alsam dooooru çöpe.

14 Kasım 2009 Cumartesi

kespır

sevimli hayalet kespır vardı bi zamanlar. evet o sevimliydi ama kespır adlı bilgisayar üreticisi hiç de o kadar sevimli değil. bilgisayar tamire gitmişti, 2 ay sonra gelmiş. ama bizim bilgisayar gelmemiş. yeni bir bilgisayar yollamışlar. çünkü bilgisayarı tamir edememiş akıllılar.

olsun bizim için daha iyi oldu.

babaya messenger kurulumunu anlatmak ne kadar zormuş. hayır o kadar zorlandım ki anlatırken sanki efbiay'ın ofisıl sitesini ele geçirmeye çalışıyoruz. hayır kuramadık ona yanarım. zaten antivirüs de yok, bişi indirmediimiz iyi olmuş. telefonda 11 dakka konuştuk bunun için ayrıca.

bu ne şimdi


uykusuzu skindrik bi alçı yontu için feda ettim. içim acıyor.

12 Kasım 2009 Perşembe

bu kadar ekşını tüm lise hayatında yaşamadım lan

bugün nası bi gün oldu anlatamam blog. ya da anlatırım lan neyini anlatamıcam.
gece saat 01:00 gibi yattım, güya sabah 07:10'da kalkıcam. telefonumun ve saatimin alarmını kurdum ve yattın sabah uyanmak üzere. planladığım gibi saat tam 07:10'da göz kapaklarım yavaş yavaş sesle beraber aralandı. ama beynin kanalları aralanmadığı için iki alarmı da kapatıp yattım tekrar. gözlerimi tekrar yeni güne açtığımda saat 08:41'i gösteriyordu. evet tam 08:41. peki ders kaçta başlıyor? 08:40. bu da demek oluyor ki ben uyandığımda ders başlamıştı. amuğnagoyiim deyip zıpkın gibi fırladım. kitabı aldım, aazıma 2 sakız attım ki kokmasın. dolaptan da önlüğü alıp, telefon, anahtar, cüzdanı da kapıp çıktım. burada bazı eksikler var değil mi? nedir bu eksiklikler?
1)sabah işemeye gitmedim
2)sabah kahvaltı etmedim
3)sabah yüzümü yıkamadım
ve en önemlisi
4)sabah günlük elbiselerimi giymedim.

evet, pijamalarımla çıktım dışarı. alt pijama koştukça düşüyor. onu mu yukarı çekeyim, yoksa saate bakıp gidene kadar yoklama alınmasın diye daha mı hızlı koşayım, elimdeki içindeki kitaplara bakılmadan alınmış torbanın içinde anatomi atlasının olup olmadığını mı kontrol edeyim, dirseğime takılı önlüğü mü düşmeden taşıyayım?
hepsini aynı anda yaptım, anatomi labına girdim ve baktım herkes oturuyo. sordum gruptan birilerine yoklama alındı mı diye, herkes farklı bi şey söylüyo. neyse dedim oturdum alınmamış. bu şekilde günün ilk bokluğunu kazasız belasız atlattım.

sırada 2. boklukvar. anatomi labından sonra maddeler bilgisi dersi var. onda da hoca çok iyi, çok sakin anlatıyo ama arka taraf habire konuşuyo. yoklama kağıdı da bu arada ilerleyerek önlerde oturan bana doğru geliyor. artık hocanın sesten dolayı sabrı taştı ve slaytı kapattı. ders bitmiştir dedi, yoklamayı istedi. yoklmanın bana gelmesine 2 kişi var. neyse hoca konuşup yanımıza gelene kadar yoklama benim elime geldi. tam kağıt ve kalem elimde, hoca yoklamayı istedi. "hocambidakkaimzaliyim" dedim ve normal imzayla tek bir ortak yanı olmayan bir karalama yapıp hocaya verdim. dersi dinleyenlerden olduum için hoca bişey demedi. 2. bokluk da bu şekilde atlatıldı. bitti mi? hayır. sırada 3 var.

ööle arası ve ben odaya gittim, yattım uyudum, çünkü b grubunun histoloji dersi var, bizim lab 2 saat sonra başlıyo. neyse kalktım kahvaltı falan ettim, saate bakmıyorum bu arada. bi baktım 15:32. 15:30'da lab kapısında olmam lazım. yine mi amuğnagoyiim diye bi hışımla çıktım. okulun kapısına geldiimde b grubundan birilerini gördüm. sizinkiler girdi dedi. ben hızımı daha da arttırıp boltu bile geçebilecek hızla koşuyorum ya da bir başka deyişle uçuyorum. neyse laba girdim ama önlük elimde. dedim söylemeden çıkıp giyeyim sonra girerim. tam çıktım önlüü giydim hoca geldi kapıyı tuttu, kapatıyorum kapıyı dedi. hocam girseydim dedim. bi düşündü, gir hadi dedi. içerde geç kalmayın diye de bolca nutuk attı ve acayip kızgın bi hocaymış meğersem. sonra çelışkanlığımı görüp baştaki hatayı unuttu sanırım. 3. bokluğu da bu şekilde atlattım ve çekirge bir sıçrar iki sıçrar üçüncüde bişey bişey olur lafının yanlışlığını ispatladım. üçüncüyü de sıçradım ben.

normal şekilde geçen bir günüm olmadı lan. kalbim daha fazla kaldıramayacak bu koşturmacayı.

10 Kasım 2009 Salı

yine de sakindim aslında

bugün ilk alçıdan dişimi yapmaya çalıştım ama tüm gün tekrar tekrar öldüm onun yüzünden.
başlıyoruz.

gece mumdan kalıpları yaptığım için saat 4:30 gibi uyudum ve 8:40ta laboratuvarda olmam gerekiyo. neyse planlandığı gibi 3 saat sonra 7:30da telefonun ve saatin alarmları çaldı, kapattım. ama uyumuşum tekrar. gözümü açıp saate baktıımda 7:59u gösteriyordu. hayamuğagoyiim diyip zıpkın kibin fırladım. tuvalete girdim, kaavaltı ettim, lensimi taktım, eşyalarımı çantaya koydum, dişimi fırçaladım ve tam saatinde okuldaydım. günün boktan geçeceği burdan belliydi. aslında her şey yeni başlıyordu ve bu hiçbir şeydi.

girmeden söylemişlerdi montlarınızı alın 10 kasım törenine gidicez diye. neyse gittik işte sonra kültür merkezindeki konuşmaya falan da gittik. ne kadar normal hayatımız. laboratuvara girmemizle her şey değişti. önce dişi çizdirdiler, daha sonra demoyu seyrettirdiler ve hadi başlayın dediler. işte tam bu noktada başlandı mmma konmaya. ben gittim güzel güzel önceden hazırladığım kalıbıma alçıyı döktüm, emre abi adlı asistana gösterdim ve tamam bunun kıvamı iyi dedi. aslında o öyle zannediyordu çünkü sulu olmuştu. elime aldığımda hissetmiştim, oymaya başladım ve galon galon su akıyordu etrafa. masa asistanım olan nihal ablaya gösterdim. çok sulu baştan yap dedi. neyse dedim yedek kalıp vardı zaten. he bu arada kalıba alçıyı döküyoruz ama çıkarırken mumdan yapılmış kabı parçalıyoruz. tek kullanımlık yani. 2. yi yapmaya başladım ben.bekledim biraz içeri gidip. bi döndüm. ana üstte su var. iyi karıştırılmamış galiba dedim, biraz da söylendim. bu yakarışlarımı duyan duygu abla -ki asistan olur kendisi- olaya el attı. bu sefer koyu yapacaktık. farklı bir dünyaya yolculuktu bu. neyse alçı beleş diye koydukça koydu, koydukça koydu. nerden bilebilirdim ki aslında koyulanın alçı değil ben olduğumu. taş gibi bişey oldu. neyse dedim gittim alçı bıçaayla kesilmiyo, kıl testeresini denedim. götümden terler aka aka sadece minnacık bi yer alabildim. devreye nihal abla -hatırlarsanız masa asistanımızdı- girdi ve olmamış bu dedi. baştan yap. 4. alçımın da üstünde su vardı, onu da döktüm. en sonunda halime acıyan nihal able geldi ve kendisi yaptı kalıbı. uzunluğun 8.1 cm olması lazım. ölçtüm ve tam 8.1 cm. bi gıdım alsam alçıyı at çöpe direk. dedim nihal ablaya sorun olur mu diye, ben yaptım onu sorun çıkar mı dedi bana. oldu ama gerçekten de . ancak kuruması tam 45 dakka sürdü. normalde 15 dakkada kuruyan alçı 45 dakkada kurudu. neyse dedim başladım oymaya. zaten kalmış bibıçık saat. yaptım yaptım. gösterdim olmuşmu diye. kökünü olması gereken gibi yapmıştım, kronu -tam çeviremiyom ama, dişin diş etinde olmayan, görünen yeri diyebilirim. ama arkası, yanı falan da dahil. kök hariç her yeri işte- az almıştım. baktı uyumsuz. tabi uyumsuz olcak, alınmadı çünkü daha. baştan başlıcan galiba dedi. hocam yine mi ya, 5. zaten bu dedim. aldı eline oymaya başladı. bunu sadece nasıl yapılacağını gör diye yapıyorum dedi, tamam dedim ben de. yaptı işte dişi, adama benzetti. hocam arkasına numaramı yazayım mı, nasılsa atıcam dedim. niye atıyosun dedi bana. demin kendisi demedi mi at diye sayın okurlar. tamam hocam dedim oturdum. bu ablamız diğer 2 asistanın yaptığı alçı kıvamını da beğenmeyip bana yeni alçı yaptırdı bu arada. neyse gün böyle bitti. sıra toplanmaya geldi. ege sait abi diye başka bir asistan süpürgeyi yerine koydu. tam alcam, ne yapıcan dedi. hocam yaparken yere alçı döküldü biraz onları alcam diye karşılık verdim. alma dedi. sen temizlikçi misin oğlum bırak temizlikçiler temizler dedi. acayip şaşırdım çünkü ege abi böyle insanlara değişik davranan, bence çoğu kişinin de yanlış anladığı birisi. çoğu kişi sevmez ama iyiliğimizi düşünüyor. nihal abla da 4 alçımı attırsa da o da benim daha iyisini yapmam için çalışıyor biliyorum. hatta bu asistanlar bizim için ööle tatillerinin bi kısmını kullanmadılar.

neyse işte blog. böyle boktanötesininfevkinde bi gün geçti. daha doorusu gün bana geçirdi. birazdan aşşa inip diş yapıcam, alçı falan aldım.

9 Kasım 2009 Pazartesi

sçtım sçtın sçtı sçtık sçtınız sçtılar

bi hafta soora protetik sınavı var. tek bi dişin sadece dış özellikleri 15 sayfa. tırsıyorum. yarın da protetikte alçı yontu var. köpek dişi yapacağz. bak farkındaysan maksiller kanin deyip ukalalık yapmadım. istesem yapamaz mıydım? yapardım.

bugün yemekağnede mantı vardı, bi heyecanla gittim. tamam sosu var, yourdu var, nanesi var ama dibinde su var. lan kuru olacak o, sulu sulu ne lan o. ne mantı, ne de kulak çorbası.

kulak çorbası dediğim mantının sulusu. kulak kesip atmıyoruz içine.

8 Kasım 2009 Pazar

küfür edilcek biri bana gelsin

küfür edesim var blog birilerine. küfür savurmasam sinir küpü olucam. arada 21-1'de ediyom küfür. batakta mesela çok renkli gelirse "kraliyet skişiyo", "kraliyet grup yaptı", "kraliyetler birbirinin elineviriyo" gibi hiç de hoş olmayan laflar sarfediyorum. utanıyor muyum? hayır. ama küfretçek başka ortam olmayınca da önüme gelen şeye sayıyorum. mesela;

banyoda su bi anda sıcaklık değiştirince suya annskiim diye küfür ettim o da çok taktı beni. sonra da çamaşırımı banyoda kapıya asmıştım. dengesi bozulup düşerken de kendisine mnagodumunun dursana diye hakaretler savurdum. kapının kilidini açamayınca da açıl sktminin kapısı diye laf yapıştırdım sktiminin kapısına.

ama kapı cidden çok boktan. kilitte bi nokta var tutturmassan açamıyosun. kilitlerken de aynı şekilde tutturman gerekiyo orasını.

çürüyeni de var

ekmek çürümüş. yaklaşık 2 haftalık olduğunu tahmin ediyorum. böyle rengi falan yeşillenmiş.

bikeresinde ananemlerde torbada ekmek gördüm. böyle yeşilli kırmızılı falan. tam domatesli, hıyarlı ekmek diye yicektim ki durdurmuşlardı beni. halbuki mis gibi küf. antibiyotik sanırım. evet, her sakallı benim dedem.

az daha çürüceklerdi

havlumla nevresimimi halamlara getirdim blog. yıkansınlar birazcuk. ne zamandır yıkanmadılar çürümeye başlıcaklardı yakında. halısaha maçı adlı etkinlikte ilk defa bi arkadaşıma bağırdım. "nası tutayım topu, 50 metre uzaktan geçiyo" diye. ha eskiden de baarmıştım ama onda küfür de vardı. telefonda cidden kızgın bi şekilde "aazına sıçayım" demiştim. sonradan öörenmiştim ki bi suçu yokmuş. üzülmemiştim, orası ayrı.
yemekhanede içli köfte var zannedip koştura koştura sıraya girdim, kadınbuduymuş.

5 Kasım 2009 Perşembe

kafatası

kafatası maketi almayı düşünüyorum blog.

2 boyuta basmıyo kafam. atlas + kitap+ sözlük kullanmama rağmen anlamıyorum. almıyo mnsktmnn beyni. 3 boyutta daha rahat anlar umarım. 300 liralıkları görünce accuk irkildim ama 100 liralık da gördüm. 50 liralık bulsam orda alırım lan.

bugün anatomi labda kadavranın gözünü aççaktım, tırstım. düşünsene bööle içeri çökmüş, siyahı grileşmiş, beyaı koyu krem bi renk almış... yok yok iyiki açmamışım. 3 hafta boyunca uykumda altıma sçardım.

3 Kasım 2009 Salı

.

Lan bugün güya b grubunun dersi vardı. Sabah ben yine gittim okula. Sabah 8:30’da kapının önünde olmamız gerekiyo, ben o saatte yataktan kalktım. ama sonuçta kalktım yani. Zaten erkenden gitmeme gerek yok, dersim yok nasılsa. Çizimleri gidip asistana vericem. Neyse gittim kapıda önlümü giydim, içeri girdim, asistanımı da buldum . hocam gideyim mi dedim, sen bunu en iyisi haftaya ver dedi bağa. Ama bişeyim için teşekkür de etti. Hassasiyetimdi sanırsam. Halbuki önceki hafta haftaya verirsin demişti. Neyse dedim gittim 2. Defa kaavaltımı ettim. Haşlanmış yumurta vardı almadım ama onu. Gözleme aldım onun yerine. Hayır gözleme dedin normalde ince bişey olur, bunlarınki iki parmak kalınlıında bi ‘hamur’.

Bi internetteyim bi kelle anatomisi çalışıyom. Bi bi internetteyim bi kelle çalışıyom. Bi internet bi kelle gidiyom öyle. Ama almıyo beynim. En son akşam anladım kemiklerin yerlerini falan. Daha bunların eklemleri falan da var. En zor kısmı bitti ama. Os frontale, os ethmoidale, os zygomaticum, os occuputale falan hepsini biliyom artık. Hatta os ethmoidalenin büyük bi kelebeğe, os syphenoidalenin de kanatlı bişeye benzedini biliyom artık. He aralarındaki fark ne? Şu anda benim için sadece ethmoidalenin daha uzun oldu. Halbuki benzer yanları yoktur aslında :D bi de os temporalenin içinden kulakla ilgili bi kanalın geçtiini biliyom.

2 Kasım 2009 Pazartesi

yemekağne yemekleri

http://www.sksdb.hacettepe.edu.tr/yemeklistesi.php

listesi var la yemeklerin. yarın ne yiceeni biliyosun. evde ne güzel bi heyecan oluyo. bazen yemek yetişmiyo, batitis kızartması falan yiyon. yarın güzel yemekler varmış ama okulda olmucam. b grubunun dersi var bütün gün protetikte. ama sabahtan gidip çizimleri vericem asistana.

Minestrone Çorba
Hindi Külbastı(elma dilimli patates)
Beyaz Lahana Salata
Revani

öölen gidip yiyebilirim aslında. tatlı pek hoş deil ama 1319 kalori var.

asıl haftaya cuma güzel yemek var. o gün de yurtta olmuyom mnskm.
hep ben yokken yapıyolar iyi yemekleri. ben gidince brokoli çorbası, buz gibi yemekler çıkıyo.

hele bi gün anatomi labdan çıkıp gittik. kadavradan sonra soğuk fırında makarna insanda değişik duygular uyandırıyo.

burnumdaki sümük dondu

lan bu sabah camı açıp kafamı dışarı uzattım. ana o ne souk öyle.

neyse dedim atlet+yünlü bişey+yünlü bişey daha giyip okula gittim. normalde bizi ön kapıdan almıyolardı. edim girsem şimdi aslında, üşüyom çok pis. soora vazcaydım kurallara uyan insanım ben.

yemekte de iirenç yemekler vardı. bi çorba güzeldi. zaten çorbaları çok güzel yapıyolar. mısır çorbasıymış, içinde mısır parçaları vardı. haşlanmış mısır gibiydi, tadı da güzeldi. şu ana kadar sadece brokoli çorbası adlı sıvıyı sevmedim. türlü vardı, taze fasülyelerini bile yayemedim, gittim kuşçükü etle patatesini yedim. bi de bulgur pilavı vardı, soğuktu bi de turundu diildi onu da yemedim. salatanın da domatesiyle hıyarından yedim biraz. salatada ceviz görüntünün amuğagoyuyo.

bilgisayarım var lan benim

diğer bilgisayar casper servisine 2. defa gidine artık ondan umudu kesip yeni bi bilgisayar aldık. güzel bişey. acer ama hacêr diye isim taktım kendisine. o e harfi şahbaz e'si olarak söyleniyo.

normalde evdeki internet kotalıydı. koca ayda 4 gb kullanabiliyodum. dün saat beşten onbire keder 4 gb kullandım. bi de hızlı. normalde evde indirme hızım 100 kb'ı bulmazken burda 3 mb'a kadar çıktı.

mutlulanmaya uğraşıyorum.

26 Ekim 2009 Pazartesi

küçük domuz küçük domuz kuyruğun nerede

lan perşembe sabahı bi kalktım, anaaa nası halsizim. ölüyom lan. neyse dedim acuucuk ekmeğe çukulata sürüp okula gittim ama ölüyorum. bi de o gün 10 aat ders var. gerçi 8 işlicez çünkü 4 saat histoloji labı a ve b grubu olara 2-2 işliyoz. neyse konu bu diil. benim ölmem. neyse işte ööle arasına kadar zar zor iskelet bütünlüümü saaladım ve gittim odaya yattım. tamaaaam, yattım. yattım ama kalkamıyom. yine ölüyom. korkuyom da domuz çıkıcam diye. öksürüyorum, ateşim var, halsizim. bi de burnum aksa yapıştır alna domuz yazısını. neyse zar zor medikoya gittim. oraya yürümek 5 dakka bu arada. her adımda ölüyorum. muayene ücreti olarak 1 lira istedi. 50 lira verdim kabul etmedi, 85 kuruş çıktı bende de. kalanı başkası tamamladı :D neyse gittim işte odaya, faranjitmişim. bi ilaç verdi. o da dokundu bana. içip içip kusuyom, içip içip kusuyom. en sonunda halam ve annem daha eli yüzü düzgün bişey içirdiler. bi de gittiim adam başhekim. annemle halama bir muayenehane açmayı düşünüyorum :D

bişey diil, ateşim düşsün diye soumaya çalışırken fazla soğudum bu sefer de nezle oldum.

20 Ekim 2009 Salı

domuz olcam

lan bizim okulda domuz gribi varmış la. ftr den 2 kişide olduu kesinleşmiş. öyle diyolar yani. duyduum bişey bu, direk konuşmadım kendileriyle, konuşmam da zaten. daha da kötüsü yurtta hemen yan odamda kalanlar test yaptırmışlar. sonuç belli diil. sanırım ftr den onlar da. ama var ya çıkarsa kesin ilk ben ölürüm.

büyük acilin 7. kapısında mı ne hasta varmış domuz grib, öyle bişey de duydum. lan 2 hafta önce o kapıdaydım ben. biliyom orayı. hatta bizim 4. sınıflara maske daatılmış falan diyolar. onu sordum, asılsız bişiymiş o.

ftr nereee domuz gribi nere di mi? öyle diil ama, onlara gelen hastada varmış. he acildekilerde çıksa daha normal karşılanırdı ama fizik tedavicilerde karşılaşınca bi garip oluyo.

neyse blog, habire ellerimi yıkıyorum, ıslak mendil aldım cep boylarından. alkolsüzmüş ama olsun, hiç yoktan iyidir. benden haber alamazsanız anlayınki ... :D

daha kesin diil ya öyle pek de aşırı ciddiye almıyorum. kesin olduu zaman böyle laylaylom yazamam zaten :D

15 Ekim 2009 Perşembe

memleketten anam geliyo

evet lan, annem yarın burda.
ona hediye hazırladım :D

ilk yaptıım dişin uç bölümü. kullanılmayan yer tabi. kökten sonrası kullanılmıyodu, böyle silindir bişey. içinden de ip geçirdim mis kibin oldu. beenmezse üzülürüm. ilk diş lan.

he bi de yemekağnede öölen kavun vermişlerdi kesememiştim. kavunu. bildiin kavunu 8 parçaya bölüyo kabuklu mabuklu, sonra sen kasiyon. neyse işte ööle yemeenden soora diş yaptık 5 saat. akşam yemeinda kavunu bi kesmişim, yok öyle bi kesiş. ne bok gibi tadı olan kabuk tarafından var, ne de tatlı yeri kabuk üstünde kaldı. daha sonra küçük parçalara da milimetrik ayırdım. 5 saat insanı nası deiştiriyo azizim.

he bi de o mumla uuraşmak çok zor lan. 7 cm boyunda silindirde milimetrik çalışıyon.

soğan

polywax sana kafam girsin.

polywax

lan bu akşam polywaxtan bi diş yaptım, allam o ne öyle.

bildiin soğan lan. kat kat daalıyo salak. halbuki o kadar erite erite birleştirdim, yine soğan yine soğan.

okulda not alıcaam dişi yaparken modelling wax kullanmıştım. onu daha az eritmeme rağmen odun gibi olmuştu, halkalar sımsıkı baalı. ama bu, ama bu? bildiim soğan.

ben adamların yerlerinde olsam böyle ürünü piyasaya sürmeye utanırım lan. gitti 1 saatim aşşaada. zatem bek de yoktu, kendi ispirtomla yaptım dişimi. daha doorusu yapamadım. godumunun polywaxı yüzünden.

8 Ekim 2009 Perşembe

oha lan

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12647740.asp?top=1

yuh diyorum burdan kendisine.
okulun bilgisayar odasında gülmeme sebep oldu be. herkes ciddi ciddi bilimsel makale araştırırken ben salak gibi gülüyom lan :D

yurt

yurtta kalmak çok garip lan.
ailenden uzakta yaşamak kötü bişey.
4 günde evle alakalı her şeyi özledim. hatta halamlara gittiimde turp yedim deyim sen anla gerisini.
elektrik sügürgesiyle oturma odası koltuunun altını temizlemeyi bile özledim lan.

televizyon da yok, halamlarda seyrettim işte sadece. 5 günde amma çok özledim evimi anlatamıyom lan. bunun gibi 5 sene olduunu düşünürsek biraz zor geçicek.

farkındaysanız ailemi özlediimden fazla bahsetmedim, onca kişinin arasında salya sümük ağlamayım.

ilk zamanlar pek yokluklarını hissetmedim emme şimdi daha bi deişik. her gün arıyolar, öyle konuşuyoz. amcamla 8,5 dakka konuştuk. o da 9. sınıfta çıktı gitti, halimi en iyi o anlar heralde.

neyse işte. iyi yanları da var ama şimdilik kötüler aklıma geldi :D

okuldan girmek ne garip lan

okulda internet falan varmış.
hem de hem bölümde, hem okulda, hem yurtta.
ve ben yeni ööreniyorum.

okuldakinden yazıyom şu anda. sabah dokuzdan gece 11e kadar ve ücretsiz. çıktı almak bile ücretsiz lan :D

30 Eylül 2009 Çarşamba

cüzdan

şimdi farkettim, yazılışı ne kadar garipmiş.
cüzdan.

neyse konu bu deil.
cüzdan taşıyorum artık yanımda. gerçek bir erkek olmanın 2 zorunluluğu vardır.
1- herkesin bildii bişey, yazmayayım şimdi
2- sağ ya da sol poponun cüzdandan dolayı içe göçmesi.

ilk adım her erkek için doğustn gelen bişeydir ama 2. adım bir dönüm noktasıdır.
ben de 2. adıma 3 gün önce geçtim. okula sağ popomda cüzdanla gittim.

garip bişey. yürürken sağa sağa çekiyom böyle. düz bi şekilde yürüyemiyom. otururken sola yatık oturuyom. çünkü daha popo içe göçmedi benim. zamanla içe göçünce yer edinicek orda o kendine, poponun o tarafının diğerinden hiçbir farkı kalmayacak.

yürürken de bi garip. banka kartı, şu ana kadar taşımadıım kadar (istisnalar hariç) paranın popoma yapışık benimle gezmesi falan. yürürken hissetmek için sağ ayaa ileri attıra attıra yürüyorum. her adımda o hissi tadıyorum. para dokunuyo sürekli arkadan.

siz de kullanın bence. değişik bi süreç yaşıyosunuz.

29 Eylül 2009 Salı

115 - göltepe

evet, otobüsün adı bu. 115-göltepe. sakarya caddesinde 100 gr tavuk etli (evet adam 100 gram tartıp koyuyo) döneri yedikten soora dönme zamanıydı, diğer insanlardan ayrıldım tek başına ana caddeye geldim. hayran kaldım zaten oraya. hani böyle anadolunun baarından kopup istanbula gelen tipler vardır ya, hah o işte. al o davranışı yapıştır bana :D

bir yaya geçidi var, ölürsünüz. böyle amerikan filmlerinde görmüşündür menhetın (yerlilerinin deyişilye mehağtın) caddelerinde yayalar sürü halinde geçerler aynen öyle. geçtikse geçesi geliyor, geçtikse geçesi geliyor insanın azizim. iki kaldırımda da baktım 115 yok. hafiften yusuf yusuf ama mutluluktan umrumda değil. kendimi yaya geçitlerine kaptırmış yürüyorum. EGO adlı otübüs biletleri var. onların satıldıı yerlerdeki adamlara soruyom 115 burdan geçer mi diye, bilmiyoz diyo odunlar. lan sabahtan akşama kadar işin bu lan senin. en fazla 30 otübüs geçiyodur numaraları tutamıyon mu aklında. sabahtan akşama kadar döt kadar kulübede hiç mi canın sıkılıp da bakmıyon numaralara. neyse efendim, artık duraktakilere sordum "afedersiniz, 115 burdan geçer miğ?". onlar da bilmiyo ama onlar odun değil. işleri güçleri var onu mu saycaklar? peki o egocu, onun işi bu, otursun saysın. neyse baktım 115-ulus. allalla dedim, 115-göltepeydi bu. neyse oturdum beklemeye başladım. ama nası bi mallık ego kartım yok. otobüs gelse rezil olcam ankaranın göbeende daha ilk günden. neyse sormuştum işte insanlara çankaya yününe giden ne taraf diye karşı kaldırımdan bincen demişlerdi. burda 115 vardı ya, bilmiyo mallar diyodum içimden. halbuki esas mal, su katılmamış saf mal, the mallest boy bendim. dinleseğe lan insanları, karşı kaldırım diyolar. yaşlı amcaya hürmeten karşı kaldırıma bi şans daha vermeye karar verdim, önceki bakışımda 115 duraanı görememiştim. durak numaraları yürüyüş istikametine ters. mehter takımı gibi 5 adım atıyom, geri dönüp numara bakıyom. 5 adım, numara, 5 adım numara. en sonunda gördüm onu. 115 - göltepe. işte buydu. 115 göltepe. hem de herkesin dedii gibi çankaya yönünde. yarım saatte bir keldiini biliyodum bu otübüsün ama nası şanslıyım ki yarım dakka olmadan geldi. the mallest boy ben sıradan bi haber kapı önünde dikildim. 5 kişilik bi grup otübüsün yanında sıra olmuş, su katılamamış mal ben direk kapı önünde durmuştum binmek için. iiki fazla kişi yoktu da rezil olmadım orda. az kişi olduundna kuralı bilmemem hissedilmedi bile.


neyse geldim işte eve. sanki uzaydan apollo-115 le geldim. telefonda bile ana fikir apollo-115 yolculuum oldu. altı üstü otübüs bunun be, o kadar salak mıyım?

he mal olabilirim ama salak diilim sanırım :D

seçmeli ders

ders seçtim ey okurlar.

ne kadar normal değil mi? bence normal, sizce de muhtemelen öyledir.

neyse ders seçimi olmasa da seçim aşamaları hoştu.

gece-sabah arası saat 4:00 sularında uyku modundan kalan ağzımdan akan salyalarla yola çıktık. önceki gün saat sayıyordum 21 saat 39 dakika kaldı falan diye, artık çok az kalmıştı. neyse işte boluda falan sis vardı belli yerlerde, kaza yapsak kurtaran olmucaktı ama uyku modumdan dolayı silgimde değildi ölmek. sonunda 3 parça ankaraya gelmiştik (ben annem babam). saat 8 gibi falan ankaradaydık, kaavaltı falan ettik, daha soora halam yüzünden telaş aptım. 9 olmadan çıkalım dedi.seçim saat 9:30daydı. o yarım saatte istanbula gidiyoz biz ama ankara gerçekten öyle değilmiş. saat tam 9:00da yola çıktık(yol açık, yola çık). 27 dakkada okula gittik. neyse işte bi kuyruk muyruk adımı yazdırdım kaada. sora dediler ki öörenci işlerine gidip bi kaat alın imza atıcaz. haydaa git ordan öörenci işlerine, onu tekrar seçim yerine imzaya götürdüm, sonra ekrar teslim etmek için öörenci işlerine. boşu boşuna yordular beni, sinir oldum. koy o kaatlardan biraz seçim yerine, tekrar tekrar yürütme. yok, illa yürücez. iş bitince yemek yemeye gittik sakarya caddesine, dönüşü eğlenceliydi ama, anlatıcam onu da.

26 Eylül 2009 Cumartesi

fiyat

şu anda vereceim para 1,10 diye göseteriliyo. kaat 10 lira var yanımda. verirsem asla bozmaz 10 kuruşu almak için. mecburan 1 lira alır 5 dakka bedava kullanmış olurum. çeksam mı acep :D

hala 1,10 lan dondu galiba. donmuştur belki akşama kadar kalayım ben burda :D
ama yok akşama kadar kalırsam o farenin kokusu derime işler. eve gidince çamaşır suyuna batırcam elimi. nası bi koku lan o. kötü diil ama, deişik.

aha sçtık, 1,15 oldu bunun için bozar parayı. belki de bozmaz ama gitmek istemiyorum :D bu kokulunun içinde yeşermek istiyorum.

internet evde de var ama birer dakkalık baalantılar yapabiliyom. dün dil muafiyet sınavı sorularını indirdim mesela. 2 tane 65 kb lık dosyayı indirmek için 1 saat uuraştım.

çok heyecanlıyım lan. okul başlıcak, diş hekimi olucam. deişik bişey. ayda 2000 lira alsam, eşim de çalışsa o da bi o kadar alsa eder 4000 lira. ankara paalı ama. ossun illa lüks yerde oturmayız. gider arka maallede otururuz. hep memleketimi özlemem :D

kokuyu yavaş yavaş hissetmemeye başlıyorum. etkisi altına alıyo beni. baalıyo buraya.

internet cafe

nası bi oluşumdur la bu internet cafe?

fareyi yaklaşık bi saattir tutuyorum ve elimde tanımlamaya kelime daarcıımın yetmicee bi koku var. değişik bişey. ne güzel ne kötü. böle nane gibi koklayınca bi kendine geliyosun. ama nane diil yani.

naneyle kekiği birbirinden ayıramam. kokularını da ayıramam görüntülerini de. aslında kokuyu ayırırım ama hangisi o şekilde kokuyor unuturum hep.

diğer yazılarım evde, bilgisayarımda wordde kayıtlı. ilerleyen zamanlarda koyarım. ruh hali falan da yazdım. değişik bişi oldu. ben sevdim yani :D

dil muafiyet

http://www.ydyo.hacettepe.edu.tr/secmeli_muaf/ING-127%20SAMPLE%20%20EXEMPTION.pdf


http://www.ydyo.hacettepe.edu.tr/secmeli_muaf/ING-128%20SAMPLE%20%20EXEMPTION.pdf


lan böyle soru mu olur lan?
üniversite lan orası, ortaokulda bile daha zor sorular vardı. dalga geçiyolar bizimle.

ossun geçsinler, ben de A1 le geçerim :D

14 Eylül 2009 Pazartesi

internetsiz kalacam

bilgisayarım servise gidiyor blog.

renkler karışıyor birbirine. hani miyopken bakarsınız da görüntüler kayık olur ya, onun gibi.

siyah yeşil, kırmızının bir tonu sarı falan görünüyor.
bakalım kaç günde gelicek.

diğer bilgisayar da internete bağlanıyor, 1 dk içinde kopuyor. sinir bozucu bişey. tam diyosunuz ki heh baalandı, hoop, ışık sönüyo. sonuç?
baalantı kopuk.

beklemedeyim, tamam...

13 Eylül 2009 Pazar

sıkrabıl

otobüste gamyundan sıkrabıl oynamak

ne garip.

bu teknolojiyle uzaya bile çıkarım ben

şu anda otübüsten yazıyorum.
evet evet, varylıs var ve bağlandım. ne kadar garip. yerleşim yerlerinden kilometrelerce uzaktayız ama otobüsten hala hızlı bi şekilde baalanabiliyorum.

görmemiş gibi olmasın diye cam kenarına geçtim, ordan yazıyorum. görmemişin bilgisayarı olmuş tutmuş... neyse çok büyük, bu sığmaz.

diceksiniz ki madem hava atmak istemiyon ne diye yazdın otübüsteyim falan diye demeyin. er gün başıa gelen bir şey değil otübüsten bağlanmak. herneyse geçelim bunları. diyceem odur ki, bi tane host var burda (hostesin erkeğinin adı buydu sanırsam) adamın ilk iş günü herhalde. sürekli herkese efendim falan diyor.

mesela bana kolonya dökerken çok geldi, "afedersiniz efendim" dedi. lan noolcak sanki, çamaşır sı-uyu mu bu iz bırakçak. 5 sn sonra uçup gidiyor. yenidir daha, coşkuludur dedim, coşkusunu yaşamasınaa izin verdim. ama o bana götlük yaptı. evet götlük.

ilk başlarda bana da efendim diyodu herkese dedii gibi. ama servis sırasında mevye suyu isteyince "küçük beyfendi" dedi. lan mal, deminden beri ne diye beyfendi deyip beni onurlandırıyosun o zaman! hem ben 18imi doldurdum, kocaman insanım artık. adam öldürsem hapse gircek yaştayım lan ben, ne küçük beyfendisi.

küçük beyfendiler kovalasın seni!

bu kusurunu dikkate almazsak çok saygılı, ona lafım yok.
ama küçük beyfendi ne lan?


küçük kadınlar var kanal d'de. gelen vurdu giden vurdu kadınlara(onlar öyle diyolar, ben değil)
onlarla yaprak dökümündekileri komşu yapçan, asıl sen o zaman gör reytingleri. her bölümü ayrı bir babam ve oolum ağlayışı yaptırırı insanlara. ben babam ve oolmda aalamıtım ama bir kere bile ferhundenin yaptıkları sonrası alirızabeya üzülmedim. ferhunde iyi insan.


aha blog, şu anda arkadan biri kulaklık takmış oyun havası dinliyo. valla. 'adabiye adabiye' gibi lafları var :D

ankara ne güzel yer

ankara çok güzel yer azizim.
hep böyle büyük büyük resmi binalar falan.
yunan büyükelçilii çok mal bi yer. eski bi bina. sevmedim kendisini hiç. kiremitleri falan da bakımsız. kışın su alır orası.
diğer binalar falan çok güzel ama. böyle devletle oyun olmaz, koca koca binamız var, binamızla ezeriz sizi imajı veriyor.

kızılay da güzel. sevdim oraları hep.
zaten gebzeye dönmeyi düşünmüyorum, ankarada kalıcam, kararlıyım bu konuda.


ankara ne güzel yer.

eeliyet alcam

bugün sürücü kursu için saalık raporu almaya gittik.
doktorun muayenesi harikaydı. tek soru sordu; "hastalığın var mı". "yok" diye karşılık vardim ve tüm muayene bundan ibaretti. 30 lira aldı bi de.

gebzeden alcaktım saalık raporunu. işte resimleri verdim, kimliği vardim falan. telefonu da söyledim, adres falan da tamam. en son sorusu "hangi kursa gitçen?" olmuştu. ankarada bi kurs dedim. salak kadın vermedi belgeyi. ordan alman lazım saalık raporunu dedi. ne farkedecek ey insan!
gebzede sağlıklıyım da ankara il sınırından itibaren hasta mı oluyorum?
hayır olsam da gebzede hasta olurum havasından. bu kuralı kim koymuş çok merak ediyırum.


yine yalan söyledim, 'çok' lafım yalandı. öyle pek de merak etmiyorum, aldım sonuçta raporumu. hem de kursa devam etme zorunluluu yok. bi kitaba çalışçam sadece. bizim trafik dersindeki bilgilerin aynısı.


televizyonda F1 yarışı var, onlar için hangi ehliyet gerekiyo acaba?
hamilton 1. kimi 2. şu anda.

yatacak yurdum yok

kalacak yerim bile belli diil lan benim.

küfür etmem ben

ben hiç küfür etmem.

ya da ederim lan. ben de insanım, yeri geldiinde ben de küfür ederim.
evet, yaparım bunu.

utanmam da hiç.


yalan, utanırım çok.

12 Eylül 2009 Cumartesi

oricinal vindovs

dün akşam bilgisayarı açtıımda bana "vindovsum oricinal diil lan senin, hıyar" dedi bilgisayarım.
"ne demek oricinal diil, mal mısın oolum" diye karşılık verdim, cevap vermedi.

aslında haklıydı ama ben çirkeflik yaparak zeytinyaa gibi üste çıktım. evet gerçekten de xp orijinal değil. ama crck yapılmıştı, orijinal numarası yapıyodu. tekrar yaptım, orijinal numarası yapmaya devam ediyor şimdi.

vista da var, orijinal hem o. ama modemin vista driver ı yoktu. hatta komşunun internetinden girip bakmıştım falan, onixonun kendi sitesi açılmıyodu. ne mal bi şirkettir bu azizim.
neyse xp kuruldu yine(orijinal değil, demeye gerek yoktu ama dedim) gitrdim innternetten vista driver ı buldum, bu sefer de tüm oyunlar, resimler, müzikler falan burda.

tamam, o resimleri falan da dvd ye aldım ama dönüştürmüyorum vistaya. sebebi yok. var aslında nasıl yok? sebebi üşengeçliim. dedim kesin biiki doyayı almam, sonsuza kadar (çok mu aar oldu bu be, altı üstü bi resim ya da müzik olur) ulaşamam.

xp ile iyiyim.

bilgisayarın ekranı d bozuk. arada kendi kendine bozuluyor, düzeliyor. siyahlar yeşil, kırmızılar sarı. ama sadece bi tonu.

neysse, dönünce servise götürcez.

beklemedeyim, tamam...

şu sıhhiye erkeği yazmamışlar ya, kesin daha sonra açıklıcaklar.
yüzde bimilyon.

açıklamazlarsa çocuğumu keserim.

yurt ne b.ktan bişey ya

ya yurt yine çıkmadı.
o değil, sıhhiye erkek 2. listesi hiç yok.
kimseyi mi almadı dicem ama sıhhiye kızdan 85 kişiden 36 kişi girmiş gibi görünüyor. demekki girmeyenler var. o zaman erkekten de vardır.
acaba yetiştiemediler mi diye düşünüyorum.
o halde varım...

11 Eylül 2009 Cuma

ankara ankara güzel ankara seni görmek her bahtı kara

sizlere ankaradan sesleniyorum ey sayın blog okurlarım.
okurlar diyorum da toplasanız bi elin parmaklarını geçmez. olsun çoğul yine de. zaten herkes okusa bu kadar açık yazamam. kendimi resmiyete sokmaya çalışırım.

hep böyleydim. online oyunlarda bile diğer ittifaklar ile konuşurken anlamsız bir resmiyet çökerdi üstüme. lan o büyük ihtimalle senden küçük. kendinden 3 yaş küçük velede 'siz' diye bahsetmenin ne manası var?

ihl sözlükte de var bu resmiyet. konuşmaya hep siz diye başlıyorum ama konuşma ilerlerse bi anda samimi dille yazıyorum. yani ne resmiyetin ayarını tutturabiliyorum ne de samimiyetin.

mesela msn'de genellikle biriyle yazışmaya başlarken adını büyük falan yzıyorum. tanımıyorum ya daha. anlamsız stres etkisi altına alıyor, daha sonradan lanlı lunlu gidiyorum. belki annesi okuyo, "gızıım arhadaş olma böyleleriynen" diyo ama o insan bana inceliğinden söyleyemiyor. karşımdakini hiç düşünmüyorum. ne pislik insanım ben be!

10 Eylül 2009 Perşembe

öss günlükleri - bölüm 2

saat 3:03, 12 ağustosa 3 saat önce girdik.yaklaşık 6,5 saat sonra sonuçlar açıklanacak. bu akşam nasıl uyuyacağım bilmiyorum. normalde de bu saatlerde oturuyor olurdum ama bu çok daha farklı. stres katlanarak üzerime üzerime geliyor.
acaba neresi tutacak? krizden dolayı insanlar mühendislik yazmaz, diş, tıp falan yazar benim önüme geçerlerse ne tıpa girebilirim ne de dişe. hacettepe elektrik elektroniği de istemiyorum. fabrikada çalışmak içimden gelmiyor. sınav sonuçları açıklanana kadar mühendis olmayı istiyordum. beklediğimden çok daha yüksek bir başarı gelince tıp ve dişe döndüm.
ama ekonomik kriz benim gibi birçok kişinin fikrini değiştirmiş olabilir.8294 kişi! bunlar ebnim istediğim yere girebilir ve ben açıkta kalırım. bana göre en kötü ihtimalle çapa diş olur. ona da ayaklarım götüme vura vura giderim. sonuçta oyuyorsun, kakıyorsun. he illa diş olacaksa hacettepe olsun, daha yüksek puanlı. şu anda istediğim diş değil, tıp. ailemin baskısından falan değil, kendi isteğimle. 6 sene sık dişini, işin hazır. biraz daha sık, süper bi meslek sahibisin. asla doktorluğun havası var şeyi var diye düşünmedim. sonuçta meslek yani. doktorluk da meslek, çöpçülük de meslek. ikisini de yapacak birileri lazım. acaba yarın tıp mı olacak, diş mi? şu anda ikisine de çok bağlanmak istemiyorum ama tıp daha yazkın duruyor şu anda bana. puan anlamında değil, istek anlamında yakın. ama diş de iyi. tıbbın tutması daha zor olduğu için pek de bağlanmak istemiyorum. ikisine birden bağlanmak istemeyişim sebebi de nükleer gibi hep içimde kalmasında korkuyorum. hiç puanlar olmasa, her meslekte iyi bi para kesin vericez, işsiz kalma şansın olmayacak deseler nükleeri seçerdim. seviyom o işi. santralde bi işim olmasını istedim ama gelecekte benim için hayatımı sürdürecek paraya ihtiyacım var. bu yüzden de doktorluk ağır basıyor. dişe de hayır demem.
bekleyip göreceğiz. saat 3:13

cımırta

bu sabah (oha, 12:30) kahvaltı masasında bana bir yumurta günaydın dedi.
normalde pek alışık değilim sofrada yumurta bulunmasına, günaydın diye karşılık verdim.
annem sarısı sulu yumurta yapamadığından mesafeliydim kendisine. ya her tarafı katı olurdu, ya da her tarafı(beyazı dahil) sulu olurdu.
18 senelik hayatımda sadece 1 kere tutturdu, başka da yok.
neyse, ben aldım çay kaşıını elime vurdum buna. kabuk kabuk değil, bildiğin kurşun geçirmez yelek. üstü sağlamdır yanından vurayım dedim yine tık yok. kaşığın kenarıyla fizik dersinde öğrendiğim basınç masınç onu kullanarak vurdum daha güçlü etki yapsın diye; sadece küçücük bi ezilme oldu. bu sefer "gölgelerin gücü adınaaaa" diye baarıp ışık hızı saniyesinde vurdum, minnacık, ayıklanamayacak ve mideme yolculuk edecek atomik parçalara büründü.
atomik parçaların o kadar da zararlı olmayacağını düşünerek biraz daha parçaladım ve işaret parmağımın girebileceği kadar bir alan yarattım.
bundan sonrası kolay diye parmaamı bi içine soktum, ana, kırılmıyo. parmağım acıdı, kabuk sapasağlam yerinde.
en sonunda daha oval şekilli bir yerden büyük bir parça kopardım ve düşman topraklarında emin adımlarla ilerlemeye devam ettim.

üzerine "pıynk pıynk" diye dokundum, gayet sertti. annem "içi sulu heralde" dedi. biraz daha ilerşedim, içi bildiin haşlanmış yumurtaydı. birkaç mg sıvı kısım kalmıştı.
yine mecburen katı yumurtayı yemek zorunda kaldım.

sanırım hayatımdaki ilk 'yavru devekuşu yumurtası' buydu.

1 Eylül 2009 Salı

tiskindim

http://www.urdua.com/mazah_corner/funny_pictures/images/disgusting_teeth_beyond_repair.jpg

http://www.rocklinvet.com/dentalb.jpg

http://img1.loadtr.com/b-186383-%C3%A7%C3%BCr%C3%BCk_di%C5%9F.jpg

http://www.nyc.gov/html/doh/images/smoke/pr017-07-decaying-teeth.gif

http://www.ocregister.com/newsimages/news/2005/06/11methmouth.1.jpg

normalde bakınca bile midenin kalkacağı şeylerle saatlerce uğraşmanın ne demek olduğunu bilir misin sen?

ben de bilmiyorum ama öğrenicem, öğrenince sana da bilgi veririm.


haydi hep beraber

bembeyaz dişler, sağlıklı gülüşler...

31 Ağustos 2009 Pazartesi

zengin değiliz lan biz

ne hacettepenin kendi yurdu çıktı ne de kyk nın yurdu.
hatta kyk şaka yapar gibi 3617. yedeğe almış beni, alma daha iyi lan.
hacettepede de koca sıhhıyede sadece 35 erkek alınıyor, bunlardan sadece 3-4 tanesi diş hekimliğinden.
özel yurtta kalmayı üdşünüyorum onda da ilk aradığım yer 2 kişilik oda 1 yıllık 7.250 istedi.
aynı zamanda 2 kişilik onanın kendi mutfaa ve banyosu da olursa 8000 küsür oluyormuş.
oha dedim.

bana niye ucuz yurt çıkmıyorki?
kardeşim yok diye.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

stres stres stres

bugün sağımdan mı kalktı solumdan mı kalktım bilmiyorum ama sabahtan beri asık bi suratla dolaşıyorum.

dün gece 11de hacettepenin yurdu çıkmadı.
acaba onu sorun edip sabah kalkınca stres mi doldum nooldum anlamadım ama bugün yanında bulunulcak biri diildim.

ilk olarak sabah uyandığımda annem scrabble oynarken tersleşmeye başladım. halimi ilk anlayan o oldu. ardından aynaya baktığımda göz kapaklarımın büyüdüğünü gördüm. tüm gün beyinden beyinden baktım herkese.

şu anda bunları yazarken de sandalyem geride, kendimi iyice gömerek yazıyorum. yarın da kyk açıklancak; çıkmazsa bu stresle ta ankaraya kadar yürüyüp olay çıkartırım.
bi özel yurt fiyatını sorduk 2 kişilik oda 7.250 dedi. yurt çıkmazsa çocuğumu keserim.

25 Ağustos 2009 Salı

.

internet afalladı şu anda.
tek sorun bende değilmiş.
hayır facebook ya da msn den herhangi bir şey bilmiyorum, onlara girilmiyor.
ekşisözlük ve ihlsözlükten bağlantı kurabiliyorum insanlarla.
şu anlık durum;
vikipedi: arada gidip geliyor ama genel anlamda sağlam
facebook: gitti de gelmedi ne fayda
blogspot: vikipedi gibi arada oyun oynuyor yadıklarınızı kaydetmeinde yarar var, arada gidebiliyor
google: en gerekli sayfadır ve açılıyor, hiçbir yamuğunu görmedim
ninjacloak: değişik yollar denemeyelim diye bu da açılmıyor
ktunnel: ninjayla aynı durumda
msn: insanların ilişki durumlarını aksatmaktadır. kız isteyecektik, ailecek takım elbiselerimizle kaldık bilgisayar başında.
ekşisözlük: hala açık olan sözlüktür
uludağsözlük: açılamamaktadır
ihlsözlük: açılmaktadır.

23 Ağustos 2009 Pazar

ölücem mi lan?

korkuyorum.
evet, 0.5 kalem uçlarını zımparalı motorumla toz haline getirip onlarla oyun falan oynadım.
buraya kadar problem yok.
ama burnumu karıştırırken gördüm ki sümüklerim siyah.
lan o tozlar kesin akciğere gitmiştir.
baktım grafit kömür tozu.
kömür madenlerinde çalışan işçilerde görülen hastalıa yakalanabilirm her an.
ama en garibi de annenim sırf bana yoğurt yedirebilek için; "yoğurt ye geçer" demesiydi.
camdan atla geçer dese atlardım, yoğurdu da yedim tabi.

ya bronşçukları tıkamasın bu tozlar. böhüüüeee

okuyanlar, haberiniz olsun; eğer beyin fonksiyonlarım durmuşsa ya da mal gibi olmuşsam isviçreye götürün beni ötenaziye.

21 Ağustos 2009 Cuma

başlık yok, bulamadım daha doğrusu

la artık jeff hardy isimli şahsı hiç sevmiyom.
acayip itici geliyo. laubali laubali hareketler yapıyor millete.
bir de sigara içen kişi iyidir diye gösterilior, iyice soğudum.

onun yerine cm punk daha doğru dürüst bir insan gibi.
okuduğum kadarıyla normalde de sigara, alkol, hap gibi alışkanlıkları yokmuş.
bence iyi bir örnek ama bunu insanlara bunları kullanmayın de, onlar da tersini yapsın diye sahneye çıkartıp insanları sigaraya, hapa özendiriyorlar.

üstelik gereken yerde rakibini tebrik de ediyor.
hemer maçından sonrakinde sinirine gelmiştir efendim, olur böyle şeyler.

artık favorim punk.
jeffin amunagoyim.
ama en iyi arkadaşı reyi hala seviyom, o da çok şımarıyor son zamanlarda yalnız.

davulcu

dün (daha doğrusu bugün, saat 12 yi geçmişti) saat 2:30 civarlarında televizyon seyrediyorum, aşaadan gümbede gümbede gümbede güm güm sesleri geliyor.
camdan bi baktım davulcu.
arkadaşım saat 4:30da falan başlanıyo lan oruç tutmaya.
2 saat öncesinden kaldırıyon milleti.
kalkıp mantı mı aççak bu insanlar.
neyse.

saat 3 bu sefer daha boyutlu ses geliyo.
camı bi açtım, 2 davulcu sağlı sollu davul çalıyo.
arkadaşım emeğinize yazık biriniz çalsa yeter, zaten uyanan millet de çalar saatle uyanıyo.
neyse sahur şenliğine ben de katıldım, akşam yemeği yememiştim, acıkmışım.
öyle pek beklediğim coşkuyla geçmedi sahur.
neyse dedim yattım, uyuyamıyorum.
saatin 5 olduğunu göremeden uyumuşum ama.
saat 1de kalktım, şu anda 3.
daha iftara çok var.

oruç tutmadığım için değişsen bir şey yok ama :D
(4 öğün yemek haricinde)

12 Ağustos 2009 Çarşamba

yanlışlıa bak

alttaki yazıda hap içmiş demişim.
yanlış gibi geldi.
hap kullanılır bence.
ama hapını içtin mi? diye sorular da.
bence kullanmak.

kötü alışkanlık

bu wwe insanı kötü alışkanlıklara özendiriyor.
orda herkesin sevdii birisi var. jeff hardy diye bi delikanlı.
bi de başlarda iyi olan, daha sonra kötü gösterilen cm punk.

hardy içki içiyo, sigara içiyo, hap map da içmiş zamanında bu oğlan.
cm punk ise bunları kullanmıyo, hatta arkadaşlarıyla toplandıında dahi pepsi içiyo(muş).
klounda da pepsi dövmesi var zaten.

ama gelin görün ki nu cm punk geldi; işte içki içmeyin sigara içmeyin dedi. ama millete akaret de ediyo. yani sigarayı sevmeyen kişi kötü kişi.
ama bunları kullanan kişi de iyi kişi oluyor.
değiştir arkadaşım bunu.

çocukalr da sigara içen kişiyi örnek alıyor. daha doğrusu aldırılıyor.
cm punk eskiden böyle değildi. normal bir insandı.
daha sonra tip tip hareketler yaptırdılar buna, sonra da içki içmiyom sigara içmiyom, siz de içmeyin de dediler. ama tabni insanlar sevmedikleri bi insanın önerilerine karşı çıkacaktır ve bunun tersini yapma yoluna gideceklerdir.

neyse ifinim onuç olarak bu wwe insanı kötü yola düşürür. siz siz olun sigara içmeyin.

wwe

he aklıma geldi tamam.

dün yine her salı yaptığım gibi foxta smackdown'ı seerediyodum.
baştan beri büyük sürpriz büyük sürpriz diyolardı. ben de dedim olsa olsa 3 şey olur;
1)smackdown türkiyeye gelir
2)undertaker tekrar ringlere döner
3)jericho rawda devam eder güreşe.

3. neden dedim? çünkü jericho rawda big show ile takım kurdu diye gördüm euro sportta. euro daha yeni maçları, daha yeni olayları yayınlıyo. belki geçmiştir dedim.

nesye, tabi en çok istediim 1.sinin gerçekleşmesiydi. ne kadar fiyat olursa olsun giderdim.
mümkünse en önden bilet almaya çalışırdım (tabi her yere farklı farklı bilet varsa).
jeff'in koluna taktıı o şeyden alır, onunla merabalaşır
rey mysterio'nun maskesinden alır, onunla merabalaşır
cm punk'ın eldivenimsisinden alır onunla merabalaşırdım.


ama olmadı bunların hiçbiri.
sürpriz neymiş peki?
gelecek sezon smackdown'dan sonra raw da yayınlancakmış.
reziller.

.

bişey yazcaktım, unuttum.

öss günlükleri - bölüm 1

bugün 11 ağustos, saat 11:58
öss yerleştirme sonuçlar 12 ağustos 9:30'da açıklanıyor. yani yaklaşık 9,5 saat var.
tıp da yazdım diş de yazdım.tıp olursa neden diş olmadı diye üzülmem, aynı şekilde diş olursa da neden tıp olmadı diye üzülmem. tıpta iş garantisi var ve kesin iş bulabilirim. dişte de oymayı kakmayı seviyorum. tıpta tus falan var, sürekli beyin patlatmak gerekiyor, yanlış bir iğneyle insanı öldürme riski de var. dişte de iş garantisi yok, aç kalan dişçi de yok gerçi. gelirleri yaklaşık ama tıbbın biraz daha fazla ve kendini geliştirirsen iyi para kazanıyorsun.
ailemde neredeye herkes tıp okumamaı istiyor. en az isteyen de benim herhalde. çünkü isteğimin yarısı da dişte. yarın saat 9'da babaannemler gelecekmiş, sonra birlikte öğreneceğiz. onlar zaten tıp istiyorlar. bense ne tıp olursa üzülürüm ne de diş olursa. ikisinde de çok sevinirim ama tıpta neresi olursa olsun, dişte istediğim yer hacettepe. çapa da olabilir, hatta çapa hacettepeceden daha fazla tavsiye edildi.
yarın bu yazıyı okuyacağım be "vay bene kadar da stresli bir süreçti" diyeceğim. öss'ye hazırlanmakta o kadar büyük stres yapmadım ama puanlar açıklandığı zman stres yapmıştım. alan seçme konusunda daha stresim daha da fazlaydı. ama en büyük stresi şimdi yaşıyorum. yarın saat 9:31'de ise bu stresler bitecek ve hayatımın geri kalanı için kendi çizdiğim yolda yürümeye başlayacağım. 5 dakikada koca sayfayı doldurdum vay be.

30 Temmuz 2009 Perşembe

tercih

bugün tercih yaptım
çok güzeldi okul
insanlar vardı okula kayıt yaptırmak isteyen

500 lira istiyolarmış.
oha dedim içimden.
onların yerinde olsam vermem.

26 Temmuz 2009 Pazar

bi ben mi kaldım?

damla tercih yapmış bile
6 gün var, ben hala tercih yapamadım.

istanbul inivirsitesi

yarın istanbul inivirsitesi tanıtım günlerine gideceğim.
oradaki ablaya "abla dişe gelim mi dişe. dişe gelim mi dişeé diye sümüklü çocuk modunda sorular sormayı planlıyorum.
ivit, yapıcam bunu.

diş vs tıp

3 haftadır stresliyim be
tıp mı diş mi elektrik elektronik mi diye

en sonunda elektrik elektroniği eledim ama hala hacattapa diş ilen tırakiya tıp arasında kaldım.
yarın sabah kalktığımda saçlarımı stresten beyazlamış olarak görmekten korkuyorum.

24 Temmuz 2009 Cuma

ormantik

aşşaada acayip ormantik dans ediyolar.
evet ormantik.
kadının üstündekiler yaamur ormanlarından esintiler taşıyor zira.

ceza

2 kere ceza şarkısı çaldılar, boalar gerçek kimliklerine ulaşma yolunda emin adımlarla ilerliyor...

underground2

aşşadaki oturan boalara underground2 müzikleri çalmaktalar.
aşşadakiler kendilerinden geççek birazdan.

derkeeennn. yine kolastıya başladılar. utlaka birkaç kişi torununu hava ama malzemesi olarak kullanıp sahneye itecek, camdan an be an takipteyim. yok, şu anda herkes sakin.

kabile reisleri

aşşa baktım şimdi, bissürü 60 yaş üstü kadın oturan boa gibi sandalyelere oturmuş önlerine bakıyor.
anlaşılan sıkılmışlar.
belli bir şey bu.

demet akalından tospembe izimli şarkı çalıyor.
o tospembedir demet. pembesi gidince tosu kalır. tozu kalmaz.

bizim oturan boalar keyifle oturuyorlar.

istanbul hovardası

rezillik diz boyu.
hatta ne dizi, göğüs hizasında.

şu anda aşşada

tarabyada villası
cafcaflı arabası
her gün barlarda gecer
istanbul hovardasıııoiuüoiüuuo

diye seslendirilen şarkı çalınıyor.
düm tek tek gibi 5 kere çalarlarsa aşşaa inmeyen ne olsun.

.

5 oldu

düm tek tek

hay o kına gecesini ben.

lan 4. defa düm tek tek çalıyo.

kına(yt)

aşşada kına gecesi adlı etkinlik düzenlenmekte.
demin düm tek tek adlı güzide parça çaldı, ardından da kolbastı adı altında tüm türkiyeyi etkisi altına alan sıcak hava dalg...
neyse efenim.
bunu tam yazarken yine düm tek tek adlı şarkı başladı ve aşşadaki yaklaşık 10 civarında küçük kız çıklıklar eşliğinde şarkıyı dinlemeye başladılar.

demin kolbastıda dışarı baktım, siteden bi kız balkonda kolbastı oynuyodu. manyak mısın kızım sen? o hareketler balkonda yapılır mı?
bir akıllı insan da aşşada zeybek oynar gibi kolbastı oynuyodu. 2 saatte ayaanı kaldıramıyo.

neyse, şu anda düm tek tek 3. defa çalıyo (2. çalış birkaç saniye sürmüştü ama olsun 3 sonuçta). yine çığlıklar eşliğinde başladı tabi. ama seste coştular. tüm camlar falan kapalı ama sanki evin içinde konser veriliyor. bu ne lan böyle. millet akşam uyuyacak, akşam yine böyle çalarlarsa iner aşşa o amfi midir nedir, onu paramparça ederim. uyucam ben akşam be.




neyse aklıma kına diyince enesin 'knight' a kınayt demesi geldi.
miyami, pilipis enes.

davut güloğlu çalıyo şu anda. sesini biraz daha açarlarsa cidden inecem aşaa. kızlar yine çığlık atıyolar. zeka özürlü insanlar topluluğu ya.
ses hala sabit ama yüksekte sabitlediler. mal mal mal.

21 Temmuz 2009 Salı

ihl sözlüken atıldım

lan bu kadar mısınız lan?
tek mesajda uçurdular. gerçi yazarlara böyle yapılıyordu ama insanın başına gelince kötü oluyor.
mesela birisi de resim koyduğu için uçuruldu. garip bir sözlük.

yazım da öyle çok tepki toplayacak bir yazı değildi. tam metnini yapıştırıyorum aşşaa;

başlık: kara çarşaflı teyzeler
bir de bunların el sıkışmayan modelleri mevcuttur.
elini veren kolunu kaptırır, kolunu kaptıran omzunu kaptırır, omzunu kaptır...
böyle gidecek diye mi korkuyorsun?
tamam öpüşmeyebilirsin ama en azından insan gibi elini uzat. afedersiniz insan haricindeki hayvana el uzatmış hissediyorsunuz. aynı tip bakıyorlar; anlamsız anlamsız.


talebelie düşürülme sebebim de inançlara hakaretmiş. yuh lan, bunun neresi inanca hakaret. doğruları yazınca inançlara hakaret oluyor.
fettoşlar ya.

5 Temmuz 2009 Pazar

yokum ben

eskişeerden sesleniyorum sizlere ey insanlar.
burda sünnete geldim, hep oynadım. öyle ki 18 senelik hayatımdaki düğünlerde toplam oynamam bu kadar yoktu.
neyse insan, yarın saat 3'ten itibaren yokum ben 6 gün.
gelince ya da orda farketmez öss puanım belli olur insan.
bu arada iptal soru falan diyolardı, iptal olduğu da yok, mutlulandırıyor bu beni.

26 Haziran 2009 Cuma

yazma kabiliyetsizliği

lan gökhan senin neyine blog
olsa olsa elinden gelir bog
madem yazma becerin yog
zorlama bence çog

ihl sözlük

edebiyat dünyasına açılan ilk kapım.
evet aslında ekşi sözlükte yazmak istemiştim ama yazılarımı beğenmedi ipneler.
canım ihl abuk subuk yazdığım 2 hesabımı da kabul etti.
neyse efenim, oralardan bahsedeyim biraz.
annaaam bissürü dinci kaynıyo. 2000 den fazla yazarı var ama 20 tane dinci olmayan yoktur.
atatürkü sevmiyor bazı yazarlar ve bunu açıkça da ortaya koyuyorlar (suç olmasına rağmen)
ancak fetoya gelince laf ettirmiyor fettoşlar.
garip insanlar topluluğu azizim.

heyecanlılaştıramadıklarımızdanmışsınız

öncelikle merhabalar sevgili okuyucular.
direk löp diye yazmak yerine önce kendimi sizlere bir tanıtayım, bilgi vereyim, daha sonra konulara başlarız.

ad: gökhan
soyad: yazmıcam
şehir: kocaeli
doğum tarihi: 10.o6.91
cinsiyet: erkek
deneyimler: okulun forumu, ihl sözlük (hem de 2 hesaplı)

öyle işte.