21 Ocak 2017 Cumartesi

lily diye biri blogu takip etmeye başlamış. aklına bu sahne gelmeyenin yüreği kurusun!!


18 Aralık 2016 Pazar

son zamanlarda kafamdaki en büyük soru 'bir insanın en büyük, en doğal hakkı yaşamakken neden bunu günde 12 saat çalışıp, hayatının ve gününün en değerleri saatlerini harcayarak kazanması gereksin ki?' oldu.

7 Aralık 2016 Çarşamba

açlıktan midem kazınırken buzdolabını açtığımda salça, yoğurt, zencefil ve çamfıstığı gördüm. bu kadar alakasız bir kombinasyonla nasıl karın doyurabilir ki insan?!?

4 Aralık 2016 Pazar

çok dertliyim

bel ve boyun ağrılarım mesleğimin daha 2. yılında süper rahatsız etmeye başladı. hayır zaten belimde 4 problem birden (fıtık, düzleşme, lumballeşme, eksen kayması) bulunurken bu işi kaç yıl efektif olarak sürdürebilim ki zaten. bir an önce hayalimdeki kiradaki apart sayıma ulaşıp ömrümün geri kalanına kira gelirlerimle devam etmek istiyorum. ondan sonra minicik bir dolgu bile yapmayı düşünmüyorum. en fazla 2. derece yakınlarıma bakarım.
ah genşler hayat çok zor. bence bir insan gününün 12 saatini klinikte geçirip pazar günlerini de bütün haftanın yorgunluğu ve stresi altında ziyan etmemeli. resmen dinlenebilmek için çalışıyoruz!

bir de; kazandığımız parayı harcayacak zamanımız olmuyorsa o parayı gerçekten de kazanmış sayılır mıyız?

5 Kasım 2016 Cumartesi

nabersiniz genşler

7 aydır yazmıyorum. WUF!!!
gerçi yazdıklarımı sadece kendim okuyorum sanırım, böyle bir durum da var ama olsun. günlük gibi düşünelim burayı. ya da yarım yıllık.
yarım yıllık daha doğru.

son yazıma bakıyorum, 2 aylık tövbemi bozup döner alet kullanmışım. bundan sonra garanticiliğimden yine döner aleti bırakıp el aletine geçtim. kanalları 3 saatte açıp dolduruyorum ama olsun. içim rahat.

genel olarak bakacak olursak geçtiğimiz 7 ayda çalıştığım klinikten ayrılıp (yalnız buralar çok heyecanlı konular ama onu ayrı bi postta yazarım) didimde çalışmaya başladım. daha sonra tekrar eski çalıştığım yere döndüm, hala da orada çalışıyorum. aynı yerde 3. defa işe girdim. sanırım kaderime kazınmış. en azından vicdan konusunun maaştaki sıfırlardan daha önemli olduğunu görmüş oldum.


he bir de yüksek lisansa başladım demiştim önceki yazımda. geçen ders seçtim tekrar. resmen ismine bakıp, aaa bunun hocası doçentmiş dur o da para kazansın biraz diyip ders seçtim. hangi dersi seçtiğimi bile bilmiyorum, okula uğramadım daha. uğramayı da düşünmüyorum. olan 6 ayda bir verdiğim 900 lirama oluyor.



önceki yazıdan farklı ne söyleyebilirim diye bakıyorum ama sanırım inanılmaz sıradan bir hayata sahibim ki ekleyeceğim hiçbir şeyim yok.
xbox aldım en son, daha da ileri bir değişikliğim olmadı.
yarın da yürüyüşe gideceğim. o kadar.